Ardan ZENTÜRK
E - mail : a.zenturk@milscint.com
Kültürler Çatışması ve Boru Hattı Buluşması- [13.06.2005 ]
Şu anıyı, geçtiğimiz günlerde İstanbul’u şereflendiren Soğuk Savaş yılları sonrasının ünlü teorisyeni, kültürler çatışmasının mimarı Samuel P. Huntington’a vakit bulup anlatmayı çok isterdim.
Konuşmasını dinledikten sonra, 1993 yılında merhum Alparslan Türkeş’e anlattığım anının, onun fikir sistematiğinde fazla bir değişiklik yapmayacağına inandım. Kendisine göre sanal bir dünya yaratmış, o dünyaya da Atatürk’ün kurduğu laik, modern, demokratik ama nüfusu Müslüman Türkiye’yi yerleştirememiş olmanın telaşı içindeydi. Bize, İslam âleminin lideri olun dedi. Bakın bunu biz bugüne kadar hiç düşünmemiştik!..
600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı bir millete gelip de akıl vermeye çalışmıyorlar mı?.. İşte benim bittiğim an o an oluyor…
Geçelim…
Sene 1990…Dağlık Karabağ savaşının Akdam cephesinde, Azeri milis teşkilatı lideri Katır Memet ve savaşçılarıyla birlikteyiz. Ermeniler Kızılordu generallerine rüşvet vermişler, bölgedeki Rus tankçı birliği bizim bulunduğumuz bölgeyi cehenneme çeviriyor. Birden, aralarından iki tanesi koptu, üzerimize doğru geliyor. İlerleyen yıllarda şehitlik mertebesine ulaşan Memet ile göz göze geldik. Belli ki tanklardan kurtuluşumuz yok. Aynı anda kelime-i şahadet getirdiğimizi hatırlıyorum. Fakat iki tank tam bulunduğumuz yere geldiklerinde birden namlularını karşı tarafa çevirip ateşe başlayınca şaşırdık. İşe o anda, tankların telsiz antenlerine takılı mavi zemin üzerine bozkurt işareti olan Gagavuz bayrağını gördük. Daha sonra tanktan inip yanımıza gelen Gagavuz asıllı teğmenin şu sözleri benim açımdan özel bir tarihtir: “Şu Ruslara bak. Parayı almışlar, bize Türk kardeşlerimize ateş emri verdiler. Biz de isyan edip buraya geldik. Şimdi durumlar eşittir, merak etmeyin.”
Gagavuzlar Ortodoks Hıristiyan. Tıpkı Ermeniler ve Ruslar gibi. Azerbaycan Türkleri ise Müslüman.
Nerede kaldı o ünlü kültürler savaşı?..
Sorunu Atatürk ile…
Samuel P. Huntington, özgün görünen fikirlerini biraz kucağında bulmuş bir akademisyen görüntüsü veriyor. Dile getirdiği teorileri, yıllar öncesinde, ABD’nin önde gelen Ortadoğu (bağlantısında Türkiye) uzmanı Bernard Lewis her kitabında vurgulamıştı.
Benzer görüşleri, bugün işin ucunu ılımlı İslam kavramına kadar getirip dayandırmış, Soğuk Savaş yıllarının pek çok Yeşil Kuşak teorisyeni de dile getirdi.
Bu akıma göre, Türkiye, Batı’nın bünyesinde yer aldıkça, eskiden Sovyetler Birliği’ne, bugün ise, -nedense- topluca düşman gibi görülen Müslüman dünyasına karşı kendisi için yazılmış senaryolarda yer alamaz. İslam’a yakın bir Türkiye, önüne konulan senaryoları tartışmasız kabul edecek bir ülkedir.
Samuel P. Huntington’ un bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ün yeniden tartışılması gerekir yönündeki görüşleri ağır basıyor. Çünkü, Mustafa Kemal, Türklere kazandırdığı ulus bilinciyle bugün de dış güçlerin bölge politikalarına dönük hedeflerinin önünde dimdik duruyor.
Anti-emperyalist nitelikli bir Kurtuluş Savaşı’nın uzantısında kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin, küresel hedefleri olan başkentlerde pişirilip önüne konulmuş bazı yemekleri sorgusuz sualsiz yemeyeceğini o da çok iyi biliyor.
Bakü-Tiflis-Ceyhan Başarısı
Oysa, bugünün tüm teorilerinde belki de bilerek ıskalanan ana nokta, günümüz dünyasının ulusların ortak çıkarlar zemininde buluşması üzerinde kurulacağı gerçeğidir.
Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının Türk, Azeri, Gürcü, Kazak liderler ile Amerikan Enerji Bakanı ve BP Başkanı’nın katıldığı bir törenle işletmeye açılması, 21nci yüzyılın, belki de ilk gerçekçi fotoğrafını oluşturuyor.
Hazar ve Kazak petrollerini uluslararası piyasalara taşıyacak sistem, aynı zamanda Kafkasya ve Orta Asya’daki tüm halkları istikrar ve barış zemininde bir arada yaşamaya zorlayacak bir mekanizmadır.
Fotoğrafta, dünyaya yön veren ana mihver olarak kabul edilen ABD-İngiliz ittifakının da yer alması, projeye küresel güvence sağlamıştır.
İşte… Bu mudur?.. Budur…
Pekiyi… O fotoğrafta kim yok? Ermenistan.
Niye?.. Çünkü, sürekli çevresiyle hırlaşıyor…
Azerbaycan’ın toprağını işgal etmiş… Türkiye’ye karşı sözde soykırım komplosunu tezgâhlamış… Ama daha da vahimi…
Ermenistan, kendisini diasporası sayesinde bir dünya devleti sanarken, bir anda dünya sisteminin dışında bulmuş bir devlettir…
Geçmiş olsun…
Türkiye’nin Senaryosu Ne?
Üst düzey ve kamuoyunda saygı çemberi yaratmış bir asker dostumun söylediği gibi, asıl tartışmamız gereken, Türkiye’nin ulusal senaryolarının ne olduğudur.
Avrupa Birliği karşımıza bir senaryo ile çıkmaktadır.
Amerikan yönetimi de… Hatta, bölgemizin önemli güçleri; İsrail, İran ve Rusya’nın da kendilerine göre senaryoları bulunmaktadır.
Türkiye ise, önüne sürülen bütün senaryolara karşı tepkisel duruşlar ile durumu idare eden bir ülke görüntüsü vermeyi sürdürüyor.
Aynı dostumun söylediği gibi, ucundaki ışığı yakalamaya çalıştığı bir tünele girmiş ama, tünelden çıkmaya çalışırken rüzgar testine tutulmuş bir F-16 gibi sarsılmaktadır.
Bu kadar çok bilinmeyenli bir ortamı ülkenin ne ölçüde kaldıracağı ayrı bir tartışma konusu…
Derinleşen kaygılar önemlidir…
Bu haber 11088 defa okunmuştur.
