Oykun EREN
E - mail : editor@milscint.com
İngiliz Jet Motorlu Avcı Uçağı GLOSTER METEOR- [02.08.2006 ]
Teknoloji Öncüsü Uçaklar yazı dizisinin bu bölümünde, Almanya’dan İngiltere’ye uzanıp, İkinci Dünya Savaşı sırasında geliştirilen dünyanın ilk jet motorlu savaş uçaklarından biri olan Gloster Meteor ve onun geliştirilmesinde bir ön prototip olarak kabul edebileceğimiz Gloster E28/39 uçağını inceleyeceğiz.
Jet motorlu havacılığın hayalleri Birinci Dünya Savaşı’nı takip eden günlere dayanmaktadır. 1920’li yıllar boyunca yapılan tasarımlarda jet ve roket motorlarının kullanılması düşünülmekle beraber yine de bu uçakların hepsinde pervanelerin bulunması öngörülmekteydi.
1930’lu yıllarda İngiltere’de Frank Whittle adında genç bir mühendis bir yandan İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde (RAF) kariyerini sürdürürken, diğer yandan da hayalini kurduğu bir jet motorunun tasarımını yapmaya başlar. Tamamladığı tasarım, santrifüj akışlı bir gaz türbinidir. Hava, bir kompresör aracılığıyla kompresör etrafına dairesel olarak dizilmiş yanma odalarına basınçlandırılarak gönderilmektedir. Whittle’ın motoru farklı tepkiler alır. Hava Kuvvetleri olumlu yaklaşsa da uçak üretiminden sorumlu Hava Bakanlığı soğuk bir ilgisizlik içerisindedir. Yalnız kalan Whittle, tasarımının patent masraflarını bile kendi ödemek zorunda kalır.
1936 yılında Whittle, çizim masasındaki projelerini gerçeğe dönüştürebilmek için Power Jets adlı küçük bir şirket kurar ve kısa süre içerisinde geliştirdiği tasarımlar için yeni patentler alır. Bunlarda biri bremze testleri için kullandığı ve “Whittle Unit” (WU) olarak adlandırdığı gaz türbini motorudur. Testlere 1937 yılında başlar ve başarılı sonuçlar alır. Bu gelişmeler üzerine Hava Bakanlığı, çalışmalarında devam etmesi için 1938 yılında Whittle’a orta seviyede bir fon ayırır.
1939 yılında, WU motoru etkileyici bir şekilde çalışmakta iken, Hava Bakanlığı uçuşa uygun hale getirilmiş bir motor siparişi verir. Geliştirilecek motor W.1 olarak adlandırılır. Aynı sıralarda, Almanların da turbojet motorları üzerinde çalışmakta oldukları söylentileri yayılmaya başlar.
Whittle bir yandan da geliştirmekte olduğu jet motoru için uygun bir uçak tasarımı aramaktadır. 1939’da Gloster uçak firmasında baş tasarımcı olarak çalışan George Carter ile tanışır. İkili görüşmelerinin sonucunda, jet motorlu bir savaş uçağının geliştirilmesi konusunda hükümetin tavrının kısa süre içerisinde değişeceği konusunda görüş birliğine varırlar. Gerçekten de kısa süre içerisinde Hava Bakanlığı fikrini değiştirir ve Gloster firmasını, jet motoru uygulaması konusunda bir test ve geliştirme platformu olarak kullanılmak üzere ve fazla değişikliğe gerek duyulmadan üretimine geçilebilecek bir uçağın geliştirilmesi için görevlendirir.
Ortaya dünyanın ilk jet motorlu uçağı olan Gloster E28/39 çıkar.
Gloster Whittle (E28/39, G.40)
Frank Whittle tarafından geliştirilen W.1 motorunun kullanılacağı bir uçağın geliştirilmesini içeren Mart 1938 tarihli Hava Bakanlığı kontratı, 3 Şubat 1940 tarihinde Gloster şirketine verilir. Sözleşmede, avcı sınıfında bir uçağın geliştirilmesini ve prototipte uygulanmayacak olsa da 4 adet Browning makineli tüfeğinin yerleştirilmesi için gerekli ağırlık ve yer düzenlemelerinin yapılmasını maddesi yer almaktadır. İki adet prototipi kapsayan kontrat dahilinde yapılacak uçak, üç tekerli iniş takımı ve yönlendirilebilir ön tekerleğe sahip olacaktır.
Bir yıl gibi tamamen yeni bir uçağın geliştirilmesi için çok kısa olan bir süre sonunda uçak yer denemelerine hazır hale getirilir. Uçan bir soba borusunu andıran, alttan kanatlı ve tamamen metal bir yapıya sahip olan Gloster Whittle, 7 Nisan 1941 tarihinde, baş test pilotu Sayer’in kontrolünde yer testlerine başlar. 15 Mayıs 1941’de, 390 kg itkiye sahip Power Jets W.1 motoru, pistteki 550 metrelik bir koşunun ardından uçağı göklere çıkarır. Başarılı uçuş 17 dakika kadar sürer. Takip eden 13 gün içerisinde uçak on saat daha uçurulur ve ardından 526 kg itkiye sahip yeni W.1A motorunun yerleştirilmesi için fabrikaya geri götürülür.
30 Haziran’da 690 kg itkiye sahip yeni W.2B motoruyla yapılan bir deneme uçuşu esnasında 37.000 ft irtifada eleronlar kilitlenir, pilot atlamak zorunda kalır ve uçak kaybedilir. İkinci prototip ve geliştirilmiş bir motorla testlere devam edilir. Test programının sonuçlanmasıyla birlikte uçak müzeye gönderilir ancak Gloster E28/39 görevini başarıyla tamamlamış ve jet havacılığı artık bir hayalden gerçeğe dönüşmüştür.
Gloster Meteor Doğuyor
Hava Bakanlığı 500 uçağı kapsayan F9/40 kod adlı çift jet motorlu bir avcı uçağının geliştirilmesi için Gloster firmasına yeni bir kontrat gönderir. Gloster Firması başmühendisi George Carter bu teklif isteğine G.41 kod adı altında çift motorlu bir tasarım ile cevap verir. Tasarlanacak uçağa Eylül 1941’de ilk olarak “Thunderbolt” adı verilir, ancak 1942 yılı başlarında bu isim ABD’nin yeni Republic P-47 Thunderbolt avcı uçağı ile karıştırabileceği endişesi ile değiştirilir. Belirlenen yeni isim “Meteor”dur...
Yeni avcı uçağının çift motorlu olarak tasarlanmasının nedeni mevcut jet motorlarından elde edilen itkinin yetersiz olmasıdır. George Carter tarafından başlanılan tasarım ve geliştirme çalışması kontrat gereği ilk olarak 12 prototipin üretilmesini kapsamaktadır. Yer testlerinde kullanılan ilk prototip Whittle’ın W.2B motoru ile donatılmasına rağmen, firmanın uçuş standartlarına uygun motorları zamanında yetiştirememesi yüzünden ilk uçuş Havilland Halford H.1 motoru ile yapılır. 5 Mart 1943’de Cranwell’de gerçekleşen bu ilk uçuş, 230 mil süratte karşılaşılan ani yalpalama dışında sorunsuz ve başarılı geçer.
1940 yılı ortalarında F9/40 (Meteor) uçağının üretimine başlamayı ve aynı yılın Eylül ayına kadar 500 adet üretmeyi planlayan Hava Bakanlığı, daha sonra ilk sipariş adedini 300’e düşürür. Ancak W.2B motoruyla ilgili sorunlar, üretim başlangıç tarihini sürekli erteler. Kaynaklarda rastlanan ilginç bir husus da, Cranwell’de yapılmakta olan Meteor uçuş testlerinin, buraya bir grup Türk Subayı’nın gelecek olması nedeniyle, Newmarket Heath’e kaydırılmasıdır.
Newmarket’da yapılan testlerde yalpalama sorunu istikamet dümenine yapılan değişiklikler sayesinde çözümlenir. Test uçuşları yüksek gizlilik altında yapılmaktadır. Öyle ki uçuş yapılacağı sırada bölgedeki yollar üsse belli bir mesafeye kadar trafiğe kapatılmakta ve bölge üzerinde uçuşlar yasaklanmaktadır. Uçağın yerden görülebilmesini engelleyebilmek için uçuşlar, genellikle bulut tavanının çok alçak olduğu günlerde yapılmaktadır.
Diğer prototipler W.2B motorunun değişik tipleri ile donatılır. Sadece sekizinci prototip uçakta Rolls-Royce Derwent I motoru kullanılır ve 18 Nisan 1944 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştiren bu uçak, operasyonel Meteor’lara giden yolu açar.
Operasyonel Meteor
Meteor’un geliştirilmesi sırasında bir dönem, uçağın üretimine geçilmesi ile ilgili bazı kararsızlıklar oluşur. Kararsızlıkların temelinde, o dönemde mevcut jet motorlarının çok yüksek olan yakıt tüketimi dolayısıyla sahip oldukların menzilin çok kısa olması yatmaktadır. Bu durum, jet motorlu uçakların sadece ülke üzerinde önleme amaçlı kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Diğer yandan Alman Hava Kuvvetleri’nin artık İngiliz Adaları için bir tehdit teşkil etmemesi ve Alman uçakları ile mevcut avcı uçakları kullanılarak başa çıkılabilmesi, süregelen uçak üretiminin Meteor için kesintiye uğratılmasını gereksiz kılar. Bu düşüncüler ışığında Meteor’un seri üretimine başlamak yerine testlere devam edilmesi kararı ağır basar.
1943 yılının ortalarına gelindiğinde ise yeni Alman jet uçakları ve V-1 ve V-2 silahları ile ilgili istihbarat raporları, Meteor’un kısa bir süre içerisinde önemli bir gereksinim haline geleceğini işaret etmektedir. Bunu fark eden Hava Bakanlığı, ilk seri üretim Meteor Mark I (G-41A) modelinin üretimine başlanması talimatını verir. Üretilen ilk 20 adet uçakta 7.55 kN itkiye sahip Rolls-Royce W.2B / Welland I motorları kullanır. Aynı zamanda pilota geniş görüş sağlayan yeni bir kanopi geliştirilir. Silah yükü olarak dört adet 20 mm’lik Hispano Mark III topu yerleştirilir.
Tamamen metal yapıda, çift kirişli alttan kanatlara sahip bir uçak olan Meteor I’de motorlar kanat ortasına yerleştirilir ve yatay kuyruk jet itkisinden mümkün olduğunca uzak tutulmak amacıyla dikey kuyruğun üst kısmına konumlandırılır. Uçak, o dönemde avcı uçaklarında çok kullanılmayan 3 tekerlekli tipte kısa iniş takımlarına ve burun kısmına yakın olarak yerleştirilen basınçlı bir kokpite sahiptir.
Üretilen ilk Meteor I, teknik karşılaştırma ve teknoloji transferi amacıyla ilk Amerikan jet avcı uçağı olan Bell XP-59A Airacomet ile takas karşılığında Amerika’ya gönderilir. Mark I Meteor’lardan bir kaç tanesi de test ve denemeler için kullanılmak üzere test merkezine gönderilir. Bunlardan en ilginç olanı “Trent Meteor” olarak anılan 18nci uçaktır. Bu uçakta yeni geliştirilen deneysel Rolls-Royce Trent turboprop motoru kullanılır ve bu türde uçakların ilk örneği olur.
Geri kalan uçaklar, Haziran 1944 tarihinden itibaren Kraliyet Hava Kuvvetleri bünyesine katılır. İlk olarak 616 numaralı filo Meteor ile donatılır. Meteor I, yüksek irtifada dönemin piston motorlu uçaklarından daha hızlı değildir, ancak onlardan farklı olarak düşük irtifada da aynı hızı koruyabilmektedir.
V-1 Avcısı Meteor
1944 yazı İngiltere açısından yeni bir terör ile karşılaşma dönemidir: Alman V-1 uçan bombaları. Günümüz seyir (cruise) füzelerinin atası olarak sınıflandırabileceğimiz bu silahlar, Fransa kıyılarından fırlatılmakta ve günümüze göre ilkel sayılabilecek ancak o dönem için devrimsel sayılabilecek güdüm sistemleri ile İngiliz şehirlerini hedef almaktadır.
Kıta Avrupa’sının işgalinin başlatıldığı o günlerde, halkın moral seviyesini çok düşüren bu silahlara karşı İngiltere ve ABD tarafından bir önlem alınması şart olur. Kraliyet Hava Kuvvetleri bu iş için en yeni silahı olan Meteor’u görevlendirir. Plana göre Meteor’lar, V-1’lere insan bulunmayan bölgeler üzerinde arkadan yaklaşacak ve 20 mm’lik toplarıyla saldıracaktır. Manevra kabiliyeti bulunmayan V-1’ler, Meteor için kolay bir av olarak kabul edilmektedir.
İnsanlı bir uçak ile bir insansız bir hava aracının ilk karşılaşması 27 Temmuz 1944 tarihinde gerçekleşir. Filo komutanı Watts, Ashford kasabası civarında bir V-1 ile karşılaşır. Manevra yaparak arkasına geçer ve toplarını ateşleyecek tetiğe basar, ancak hiçbir şey olmaz. Topların mekanizması sıkışmıştır. uçuşuna devam eden V-1, hedefine ulaşır.
Bu olay üzerine, uçakların V-1 devriyesine çiftler halinde çıkması kararı alınır. Böylece her iki uçağın da toplarının aynı anda sıkışma ihtimali ortadan kaldırılacaktır. 4 Ağustos’ta, Meteorlardan biri yine bir V-1 ile karşılaşır, pilot hızını artırıp V- 1 in arkasına yanaşır, kısa bir salvodan sonra yine silahları sıkışma yapar. Pilot subay Dean, bunu üzerine tarih sayfalarına geçecek bir fikir ile V-1’e dokunacak kadar yanaşır ve ani bir şekilde kanadını yatırır. Oluşan ani hava hareketi V-1’i sertçe sallar ve uçan bombanın otomatik pilotunu bozarak zararsızca boş bir araziye düşmesini sağlar. İnanılanın aksine, Dean kendi uçağında hasar oluşabileceği ihtimaliyle uçağının kanadını V-1’in kanadına çarpmamıştır.
Bu uçuşlarda toplam 13 V-1 düşürülür. Aslında İngiltere’ye gönderilen V-1’lerin toplam sayısı göz önüne alındığında bu küçük bir rakamdır. Fakat Meteor’ların bu başarıları halkın morali üzerindeki olumlu etkisi çok büyük olur.
Meteor bu başarıları ile artık bir sır olmaktan çıkar ve tüm gazetelerde boy göstermeye başlar. Uçağın başarıları, kısa bir süre sonra gazetelerde çıkan başka bir haber ile gölgelenir. Almanlar da bir jet uçağını bünyelerine katmışlardır ve kısa sürede hava muharebelerinde yerini alan bu uçağa ismi Messerschmitt 262’dir.
Bu yeni gelişme İngiliz pilotlarının kanalın karşı tarafına geçip Alman jetleriyle savaş isteklerini gündeme getirir. Ancak Hava Kuvvetleri, Meteor’un düşman eline geçmesi ihtimali karşısında uçağın Almanların ellerindeki bölgeler üzerinde uçuşunu yasaklar. Almanlar kısa bir süre sonra gizli silahlarından birini daha açıklar; Me 163 Komet roket motorlu avcı uçağı. Artık müttefik bombardıman filoları Almanların bu yeni silahları ile karşılaşmaya başlamıştır. İngiltere’de bulunan Amerikan hava gücünün isteği üzerine Meteorlar, Amerikan bombardıman filolarının bu yeni tehditlere karşı savunma önlemleri geliştirmesini sağlamak üzere bir süre bu filolar ile eğitim uçuşları yapar.
Meteor Mark III
Meteor Mark III (G.41C) seri olarak yüksek rakamlarla üretilen ilk modeldir. 1944 Aralık ayından itibaren başlamak üzere 210 adet üretilir. Bu yeni model daha güçlü bir yapıya ve daha fazla iç yakıt kapasitesine sahiptir. Büyük bir çoğunluğu, 8.83 kN itkiye sahip Rolls-Royce Derwent I motorları ile donatılır.
Ocak 1945’de bir miktar G.41C modeli 2. Taktik Hava Kuvveti bünyesine katılarak işgalden kurtarılan Hollanda’da üstlenir. Meteorlar savaşa artık fiilen katılmıştır. Alman hava üslerine yapılan saldırılar sonucunda 40 kadar düşman uçağı yerde imha edilir. Fakat pilotların büyük bir heves ile bekledikleri havada Alman jetleri ile karşılaşma hayalleri gerçekleşemeden savaş biter.
Meteor F.4
17 Temmuz 1945 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştiren ve Meteor III üzerinde çeşitli değişikliklerin yapılması ile geliştirilen bu modelin en büyük yenilikleri kısaltılmış kanatlar ve yeni Derwent 5 motorlarıdır. Kraliyet Hava Kuvvetleri için toplam 535 adet üretilen F.4, aynı zamanda yabancı ülkelere satışı yapılan ilk model olma özelliğine de sahiptir. Bu ülkeler arasında Arjantin, Hollanda, Belçika ve Mısır bulunmaktadır.
Meteor F.8
Meteor F.4’ün üzerine geliştirilen bu modelde, uçağın eskiyen teknolojisini yenileyerek üretimini devam ettirme arzusu ağır basmaktadır. Değişiklikler arasında yeni bir kuyruk tasarımı, yeni bir motor ve Martin Baker fırlatma koltukları yer almaktadır.
Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri, 1949 yılının sonlarından başlayarak 93 adet F.8 alır ve o sıralarda patlak veren Kore Savaşı’na bu uçaklar ile katılır. Meteorlar ilk olarak eskort görevleri için kullanılır. Bir ay kadar sonra ilk büyük hava muharebesine katılırlar. Karşılarında Rus yapımı Mig-15 avcı uçakları vardır. Meteorlar bu muharebeden ağır bir yenilgi ile çıkarlar. Bir Meteor düşürülür ve iki tanesi de ağır hasara uğrar. Bu çatışmanın ardından Meteor’un ona göre çok daha yeni teknoloji ürünü olan Mig-15’e rakip olamayacağı anlaşılır ve hava-yer taarruzu ile görevlendirilirler.
Meteor’un diğer bir muharebe tecrübesi ise Kore’den çok uzaklarda Ortadoğu’da gerçekleşir. Arap-İsrail savaşları... Meteor’lara savaşın tarafları olan üç ayrı ülkenin de hava kuvvetleri bünyesindedir. İsrail, Mısır ve Suriye. 29 Ağustos 1955 tarihinden itibaren başlayan hava muharebelerinde, İsrail Hava Kuvvetleri’nin Meteor avcıları Mısır Hava Kuvvetlerine bağlı 5 adet Vampire uçağını düşürmeyi başarır.
Gloster Meteor, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefikler tarafından muharebede kullanılan ilk ve tek jet motorlu savaş uçağı olma unvanına sahiptir ve bu anlamda havacılığın kilometre taşlarından birini teşkil eder. Meteor, sahip olduğu jet motoru ve diğer yenilikçi özellikleri ile teknoloji öncüsü uçaklar arasındaki unutulmaz yerini almıştır.
Meteor F.4 Teknik Özellikleri
Kanat Açıklığı: 11.3 m
Kanat Alanı: 32.51 m2
Uzunluk: 12.5 m
Yükseklik: 3.96 m
Boş Ağırlık: 5,090 kg
Yüklü Ağırlık: 6,600 kg
Maksimum Hız: 930 km/saat
Servis Tavanı: 12,200 m
Menzil (Dış Yakıt Tankları Hariç) : 980 km.
Bu haber 6117 defa okunmuştur.
