MSI üye olmak için tıklayınız.

Aciklama 4
Aciklama 5
Aciklama 6






Aciklama 3

Bahadır TOKGÖZ

E - mail : editor@milscint.com




Yeni İhtiyaçlara Maliyet Etkin Bir Çözüm: “ALL TERRAIN VEHICLES”- [16.05.2005 ]

Bir asker için amaç verilen görevi hiç bir masraftan kaçınmadan her ne pahasına olursa olsun yerine getirmek olsa da; askeri planlamacılar, tüm bir harekâtın mali boyutunu düşünmek zorundadır. ATV’ler (All Terrain Vehicles) hem etkili, hem de büyük zırhlı araçlardan çok daha ucuza mal olan yapılarıyla planlamacıların işini oldukça kolaylaştırıyor.

Büyük bir zırhlı birlik harekâtında, piyadenin yollara bağlı kalmadan çatışma alanına taşınması zırhlı personel taşıyıcılarla yapılır. Ancak bir harekâtın tüm planlaması bununla sınırlı değildir. Napoleon’un “askerler mideleri üzerinde yürüyor” sözünden de anlaşılacağı üzere; birliklerin çatışma alanına ulaştırıldıktan sonra yiyecek, cephane ve tıbbi malzeme gibi gereksinimler bakımından desteklenmesi zorunludur.

Lojistik destek olarak tanımlanan bu işlem için kamyonları ve trenleri kullanmak ikmal işlemini otoyol ve demiryollarının bulunduğu bölgelerle sınırlarken; helikopter ve uçak gibi hava taşıtlarının kullanımı maliyet etkin bir çözüm sunmuyor. Birlik nakliyesinde kullanılan zırhlı personel taşıyıcılar ise hem malzeme nakli göz önüne alınarak tasarlanmadıkları, hem de bağlı bulundukları birimlerden uzaklaşmaları birçok bilinmezi içeren çatışma alanının kontrolü açısından olumsuzluklar meydana getireceği için bu görevde kullanıma uygun değil. Bu sistemleri, arazi kamyonları gibi kullanma masrafının yüksek oluşu da, zırhlı personel taşıyıcıları ikmal görevlerinde fazlaca göremememizin ana nedenleri arasında.

Büyük zırhlı birlik harekâtlarının gerekli olmadığı, barışı koruma ve destekleme operasyonları, arazide gerçekleştirilen anti-terör harekâtları ve doğal afetler gibi silahlı kuvvetlerin sorumluluk alanlarında olan görevlerde de klasik anlamdaki zırhlı araçlar maliyet etkinlik açısından isteneni tam olarak karşılayamıyor. Ayrıca sorun maliyet etkinlik olunca; arazide sıhhiye hizmetleri, komuta kontrol, haberleşme ile keşif ve gözlem sistemlerinin taşınması gibi işler için ağır ve pahalı zırhlı araçların kullanımı konusunda da sıkıntılar yaşanıyor.

Tüm bu kriterler göz önüne alındığında, her türlü arazi görev yapabilen ATV’lerin günümüz modern orduları tarafından tercih edilmelerinin nedenini anlamak hiç de zor değil. Düşük yoğunluklu çatışmalar için tasarlanmış zırh yapıları, bakım-onarımlarının kolay olması ve düşük işletme maliyetleri ile arazide her türden malzeme ve sistemi taşıma kabiliyetleri sayesinde ATV’ler, küçülen savunma bütçeleri içerisinde gün geçtikçe kendi pazarlarını genişletiyor.

İlk Yıllar

Bu sınıfa ait araçların muharebe sahalarında görünmeleri, günümüzdeki diğer muharebe araçlarında olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı’na uzanıyor. Her ne kadar zırhlı birlik üzerine asıl çalışmaları Almanlar yapmış olsa da; paletli, hafif zırhlı arazi nakliye aracı üzerine kayda değer ilk modelleri üretenler müttefikler oldu.

Daha çok araziye topçu bataryalarının nakliyesi için kullanılmak üzere tasarlanan Fransız “ Chenillette d''infanterie” ve Rus “Komintern” sistemleri çatışma alanlarında yeni çıkan ihtiyaçları da karşılamakta oldukça başarılı oldu. Düşük zırh yapıları yüzünden bir zırhlı personel taşıyıcı olarak nitelenemeyecek bu araçlar, özellikle cephe gerisinde arazi üzerinde nakliye görevlerinde sıkça kullanıldı. Özellikle, top traktörü olarak tanımlanan Chenillette d''infanterie, arka bölümüne takılan kendisi gibi paletli bir römork ile bugünkü ATV’lere hem görünüş, hem de işlev açısından bir hayli yakın bir yapıya sahipti.

İngilizlerin Universal Carrier araçları da, zırhlı birlik savaşına yatkın olmayan yapıları ile daha çok cephe gerisi taşıma görevlerinde başarılı bir model olarak tarih sayfalarına geçti. Özellikle İngiliz yardımlarıyla önemli miktarda Univeral Carrier’e sahip olan Ruslar, Almanlara karşı verdikleri mücadelede kışın karla kaplı ve bahar mevsimlerinde çamura dönen steplerde bu araçlardan sıkça faydalandı.

Ancak zırhlı birliklere dayanan hareketli muharebe sahası kavramını ortaya atan Almanların; “Sdkfz 251” gibi yarı paletli, yarı tekerlekli zırhlı personel taşıyıcı sınıfı araçlarının muharebe sahasında daha etkili olması ve savaşın büyük zırhlı birlikler arasında geçmesinden dolayı, zırhlı personel taşıyıcısı kavramı daha büyük kabul gördü.

Öncelik Güç

Almanya ve Japonya’nın teslim olmasından sonra iki kutuplu dünya düzeni ortaya çıkınca, topyekün savaş tüm muharebe konseptlerin temelini oluşturmaya başladı. Soğuk Savaş yılları boyunca her türlü arazide hareket yeteneğine sahip paletli araçların gelişimi de bu konsepte bağlı olarak zırhlı personel taşıyıcılara doğru yönelmeye başladı.

Yine de bu dönemde özellikle iki ülke ATV’ler üzerine yaptıkları çalışmalarla dikkat çekti. İkinci Dünya Savaşı sırasında Universal Carrier ve Komintern gibi araçlardan elde ettikleri deneyim sayesinde ATV’lerin önemini iyi kavrayan Ruslar ile zorlu ve geniş bir coğrafyaya sahip Soğuk Savaş’ın tarafsız ülkesi İsveç bu araçların ve kullanım konseptlerinin günümüzdeki şekillerini almaları konusunda önemli çalışmalar yaptı.

Ruslar, çalışmalarını AT-L ve MT-T serisi araçlarla tek gövdeli ATV’ler üzerinde yoğunlaştırdı. Bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan MT-LB ve MT-LBU serisi araçlar hem arazide nakliye, hem de çeşitli sistemlerin taşıyıcısı olarak büyük başarı ile günümüzde de yoğun bir şekilde kullanılıyor. Komuta kontrol, topçu ileri gözlem, radar taşıyıcı, ambulans, haberleşme ve NBC görevlerine kolaylıkla uyarlanabilen bu araçlar, zırhlı birliklerle birlikte arazide hareket edebilmenin yanı sıra maliyetlerde önemli bir azalma sağlıyor. Ayrıca MT-LB serisi araçlar, düşük yoğunluklu çatışma bölgelerinde zırhlı personel taşıyıcı olarak da kullanılabiliyor.

İskandinav Ekolü

Özellikle İsveç’in ATV’leri, ABD gibi büyük bir savunma bütçesine sahip olmayan ülkelerle, düşük çatışma alanları için bir sistem arayan ülkelerde büyük kabul gördü. İsveç’in Bv206 ATV’leri, Ruslardan farklı olarak, tek gövde yerine Fransız Chenillette d''infanterie’ye benzer bir şekilde; bir ana gövde ve bir römorktan oluşan yapılarıyla dikkat çekiyor.

Bu sistemin avantajı, eğimin sık değiştiği arazi koşullarında aracın arka ve ön bölümlerinin farklı açılarda tutunma sağlayarak devrilme riskinin en alt seviyede tutulabilmesi. Neredeyse tüm Avrupa kara birliklerinin arazide taşıma görevlerinde ana unsur olarak görev yapan Bv206’lar, Rus MT-LB sisteminde olduğu gibi birçok farklı ekipmanla kullanılabiliyor. Bu özellik destek birimleri için pahalı sistemlere para ayıramayan birçok ülkenin Bv206’ları tercih etmesinde önemli rol oynuyor.

Ve Günümüz...

Bugün yaşadığımız tek kutuplu dünya düzeni içerisinde topyekün savaş kavramının yerini düşük yoğunluklu çatışmaların alması, ATV’lerde bazı değişiklerin yapılmasını da zorunlu hale getirdi. Basitçe paletli kamyon olarak tanımlanan bu araçlar için zırhın önemi artmaya başladı. Ancak tehdidin büyük kalibreli silahlardan gelmiyor olması, zırh artışının fazla olmaması gibi bir avantajı da beraberinde getiriyor. Böylelikle günümüz ATV’leri, hala ucuz ve kolay nakledilebilir olma özelliklerini koruyabiliyor.

Bu nedenle ATV’ler, kriz bölgelerinde meydana gelen çatışmalarda, ucuz ve etkili bir çözüm olarak günümüz ordularında kullanılıyor. Hem Ruslar, hem de batılı ülkeler barışı koruma operasyonlarında ATV’lerden önemli ölçüde faydalanıyor. Bugün Bosna Hersek ve Kosova’nın kırsal bölgelerinde BMP serisi araçlar, Marder, CV-90 gibi güçlü zırhlı muharebe araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları yerine Bv206’larla MT-LB’lere daha sık rastlıyoruz.

Türkiye İçin Kanıtlanmış Çözümler

Türk savunma sanayisinin önde gelen firmalarından FNSS, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gelecekte bu sistemler üzerine oluşacak ihtiyaçlarını karşılamak için kolları sıvamış durumda. Türkiye’nin yurtdışı barış operasyonlarına aktif katılımındaki artış, özellikle yakın zaman içerisinde bu araçlara ihtiyacı gündeme getirecek.

FNSS, bu konudaki ihtiyaç için dünyada kendini kanıtlamış bir sistem ile pazarda kendine yer arıyor. İngiliz BAE Systems Land Systems firmasının BvS10 aracı temelli Kar Leoparı II, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden gelecek herhangi bir talep üzerine ülkemizde üretilebilecek.

FNSS, ülkemizdeki ekonomik sıkıntıların yol açabileceği olumsuzluklara karşı, aracın üçüncü ülkelere satışının da mümkün olduğu bir yapılanmayı hedefliyor. Böylelikle Türk Silahlı Kuvvetleri için üretilen ZMA 300 serisi araçlardan sonra, FNSS dünya pazarına yeni araçlarla açılabilecek.

FNSS’nin, Kar Leoparı II çözümünde BAE Systems ile işbirliğine girmesinde birçok etken var. Bunların başında şüphesiz ki Kar Leoparı II’nin temelini oluşturan BvS10’nun, dünyada en çok kullanılan arazi araçlarından olan Bv206’ların gelişmiş bir modeli olması geliyor.

Bugüne kadar, 11 bin adet Bv206 serisi araç, 40’dan fazla ülkenin envanterinde yer almayı başardı. Farklı birçok kullanıcı tarafından, dünyanın çeşitli bölgelerinde gerçek görev alanlarında aracın denenmiş olması, doğal olarak başarıyı da beraberinde getiriyor. Bv206’ların bu kadar çok farklı ortamda denenmesi, aracı başarıya taşıyan etkenlerin başında geliyor.

Serinin ilk aracı Bv206 zırhsız bir yapıya sahipken, artan tehdit tanımları üzerine aracın zırhlı modeli olan Bv206S’ler göreve girmeye başladı. Hâlihazırda 500 adet Bv206S çeşitli ülkelerin silahlı kuvvetlerinde görev alıyor.

BvS10 ise bu başarılı seri üzerine inşa edilmiş yeni bir sistem. Zırhlı yapısı ile BvS10, her türlü arazide yüksek performans sergilerken, klasik paletli zırhlı araçlardan daha düşük işletme masraflarıyla, küçülen savunma bütçeleri içerisinde ordulara maliyet etkin bir çözüm sunuyor. BvS10’nun denizden ve havadan kolaylıkla nakledilebiliyor olması ise, gün geçtikçe muharebe sahasında artan esneklik ihtiyacını karşılayabilmesini sağlıyor.

Avrupa, Asya ve Amerika kıtasındaki farklı ülkelerdeki çok değişik ortamlarda başarıyla kullanılan bu araçların görevleri arasında Birleşmiş Milletler ve NATO operasyonlarının da bulunması, doğal olarak araçların ününü artırıyor. Bu görevlerde gösterdikleri üstün performans sayesinde gerek Bv206, gerekse de BvS10 serisi araçlar, ABD Ordusu, NATO ve Birleşmiş Milletler referanslarına sahipler.

Pastadan Daha Fazla Pay

Kar Leoparı II projesinde FNSS, başarısı kanıtlanmış bir sistemi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını karşılamak için teklif ediyor.

Kaliteli ürünleriyle, Türkiye’nin dünya savunma sanayi pazarında yer edinmesinde önemli katkıları bulunan FNSS, Kar Leoparı II ile yeni pazarlara açılarak; hem proje potansiyelini artırma, hem de ülkemize önemli bir ekonomik kazanç sağlama yolunda emin adımlarla ilerliyor. Mevcut ürünleri ile Ortadoğu ve Asya pazarında kendini kanıtlayan FNSS, böylelikle ürün yelpazesini genişleterek, elde ettiği başarıların devamını sağlayacak.

Arazi araçlarının, komuta kontrol, zırhlı kurtarma ve bakım araçları gibi değişik versiyonların alt sistemleri için FNSS, yerli sanayi ile işbirliğinin de hazırlıkları içerisinde. Böylelikle Türkiye’nin dünya savunma pazarındaki yerinin, farklı yerli firmalarımızla birlikte daha ileri seviyelere ulaşması sağlanmış olacak. FNSS, elektronik alt sistemler ve silah sistemleri gibi konularda ASELSAN ve MKE’nin kendini tüm dünyada kanıtlamış ürünlerini Kar Leoparı II ile pazara sürmeyi hedefliyor.

Hâlihazırdaki projeler kapsamında 200 civarı yerli firma ile alt sistem üretimi için birlikte çalışan FNSS, Kar Leoparı II için de benzer bir yaklaşım peşinde. Firma, bu projede de üretilecek araç sayısına bağlı olarak, teknik yeterlilik ve maliyet etkinlik çerçevesince yerli üreticiler ile işbirliği yapacak.

Test Edildi, Onaylandı

Yaklaşık iki yıl kadar önce deniz piyadelerinin ihtiyacını karşılamak için BvS10’u tercih eden İngiltere, aracı zorlu bir deneme maratonuna tabi tuttu. Bu denemelerden elde edilen veriler, halefin selefi kadar başarılı bir model olduğunu gözler önüne seriyor. Araç, Norveç’in zorlu kış şartlarından Umman çöllerine kadar birçok farklı iklim ve coğrafi şartlar altında sınavı başarı ile geçti. Aracın 60 bin kilometreye yaklaşan yol performansı gösterdiği denemeler; İsveç Ordusu’nun test sahasında güvenilirlik testleri ve Amerikan Deniz Piyade Kolordusu’nda sıcak iklim testlerini de kapsıyor. Ayrıca çeşitli silah sistemleri, balistik ve mayın koruma denemelerinden alınan sonuç İngiliz Ordusu’nu tatmin etmiş görünüyor.

Testlerden elde edilen bu sonuçlar, arazi araçlarına ilgi duyan birçok ülkenin de dikkatini çekiyor. BvS10’lar hâlihazırda Finlandiya ve Hollanda Orduları tarafından da değerlendiriliyor.

Sistemin bu denli farklı ve zorlu ortamlarda başarı ile denemelere tabi tutulmuş olması FNSS’ye büyük bir avantaj sağlıyor. Her ne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri, bu araçları denemeye tabi tutmamış olsa da, ülkemiz koşullarına benzer birçok yerde aracın üstün performans göstermesinden dolayı FNSS, Kar Leoparı II’ye güveniyor. Firma yetkilileri, olası farklı ihtiyaçlara karşı da araç üzerinde gereken değişikliklerin kolaylıkla yapılabilecek olmasını bir avantaj olarak niteliyor.

Gelecek ATV’lerde

Gün geçtikçe yeni bir görünüme kavuşan Türk Silahlı Kuvvetleri, Soğuk Savaş yıllarından sonra dünyadaki gelişmeler içerisinde daha aktif rol almaya başladı. Afganistan’daki ISAF güçlerinin komutasını üstlenmek gibi ileri düzeyde barışı koruma görevlerinde etkin katılımda bulunan Türk Ordusu, genişleyen sorumlulukları içerisinde maliyet etkin çözümlere her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyor.

Günümüz çatışma sahalarının bu tip ihtiyaçlar göstermesinden dolayı tüm modern orduların vazgeçilmezler arasına giren ATV’ler, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde teröre karşı başarı ile mücadele etmiş Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de dikkatini çekmiş durumda. PKK-KADEK terör örgütünün yeniden hareketlenmesi ile Balkanlar, Ortadoğu ve Orta Asya üçgeni içerisinde kilit rol oynayan Türkiye’nin, karışıklıkların hiç bitmediği bu bölgelerdeki barışı koruma görevlerinde üstleneceği aktif katılımlar göz önüne alındığında, ATV’lere olan ihtiyaç aciliyet kazanacak gibi görünüyor.

Bu sistemlerin de göreve girmesi ile birlikte Türkiye, ülkenin kısıtlı kaynaklarını en etkili şekilde daha geniş sorumluluk alanları için kullanabilir bir hale gelecek.

 


Bu haber 8474 defa okunmuştur.

Bahadır TOKGÖZ