Ana Sayfa Analizler / Makaleler ABD’nin FVL Programları, Klasik Helikopterlerin Devrini Kapatmaya Hazırlanıyor / BÖLÜM 2

ABD’nin FVL Programları, Klasik Helikopterlerin Devrini Kapatmaya Hazırlanıyor / BÖLÜM 2

FLRAA’nın Galibi, Kara Şahin’in Tahtına Oturacak

Alper ÇALIK / a.calik@savunmahaber.com

ABD Kara Kuvvetleri öncülüğünde yürütülen ve yeni nesil döner kanatlı hava araçlarının geliştirilmesini ve tedarikini konu alan Future Vertical Lift (Dikey Taşımanın Geleceği / FVL) programını incelediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde, FVL kapsamındaki Future Long Range Assault Aircraft (Geleceğin Uzun Menzilli Döner Kanatlı Taarruz Uçağı / FLRAA) programını ele alıyoruz.

Yeni Araç, Hava Hücumu Konseptini Değiştirecek

FLRAA programı, benzer şekilde, Amerikan Kara Kuvvetleri öncülüğünde yürütülüyor. FVL çatısı altında aktif şekilde yürütülen diğer program olan Future Attack Reconnaissance Aircraft (Geleceğin Döner kanatlı Taarruz ve Keşif Uçağı / FARA) ve FLRAA’nın program takvimleri birbirine oldukça yakın. FLRAA kapsamında, her ne kadar ilk etapta bir genel maksat hava aracı geliştirilecek de olsa Amerikan Kara Kuvvetlerinin ilk araçlara kavuşmasını müteakip 2 yıl içerisinde, Özel Kuvvetler ve Deniz Piyadelerine özel sürümlerin de geliştirilmesi planlanıyor. Bu sürümler arasında, taarruz maksatlı bir sürüm de yer alıyor. Bu sürüme ilişkin henüz bir öncelik bulunmasa da firmalar, ortaya koydukları tasarımlarda, bu durumu da göz önünde bulunduruyor. FLRAA’nın hedefi ise öncelikle Amerikan Kara Kuvvetleri envanterindeki UH-60 Black Hawk’ların (Kara Şahin) yerini alacak bir genel maksat helikopterinin geliştirilmesi.

Program kapsamında ortaya çıkacak hava aracının, en az 280 knot’lık seyir hızına sahip olması isteniyor. Basit bir kıyasla farklı sürümleri için değişiklik göstermekle birlikte, UH-60’ların azami hızları 140-150 knot civarında. Söz konusu hava aracının, asgari 12 tam donanımlı personel taşıyabilmesi gerekiyor ki; UH-60’ın yolcu kapasitesi de 12 kişi. Ayrıca yakıt ikmali yapmaksızın 1.725 deniz mili nakil menzili (ferry range) ve 500 fit/dakikalık dikey tırmanış hızı da gereksinimler arasında. Tasarlanacak araçların boyutlarının, UH-60’ın mevcut boyutlarını aşmaması ve bu helikopterin sığabileceği her yere sığmaları gerekiyor.

V-280 Valor, 300 knot sürate ulaşabileceğini kanıtladı.

Bu programda bir sonraki faza geçmeyi başaran firmalar, Sikorsky-Boeing ortaklığı ve Bell oldu. Her iki firma da program kapsamında ortaya koydukları tasarımların ilk prototiplerini tamamladılar ve uçuşlu testlere başladılar.

Şu ana kadar yapılan uçuş testlerinde, DEFIANT, motor gücünün tamamını kullanmamasına rağmen 205 knot seyir hızına ulaşabildi.

V-280 Valor: V-22 Osprey’in Küçük Kuzeni

Bell, FLRAA kapsamında, V-280 Valor tiltrotorunu öneriyor. Bell’in, ABD’nin farklı kuvvetlerinin envanterinde yıllardır görev yapan V-22 Osprey aracının küçük kuzeni gibi görünen V-280’in, V-22’den ayrılan önemli özellikleri bulunuyor. Bunlara kısaca değinmek gerekirse öncelikle V-280’in kanatlarının ucunda yer alan itki sistemleri, V-22’deki gibi tamamen dönmüyor. Bunun yerine, motorlar sabit kalıyor; ancak bir dişli kutusu vasıtasıyla rotorlar dönüyor.

V-22’nin arka rampasından farklı olarak, V-280’nin kapıları, aracın her iki yanında bulunuyor. Yaklaşık 1,8 metre genişliğindeki bu kapılar, araca binişin ve araçtan inişin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesine imkân tanıyor. Kanat uçlarından aşağı doğru sarkan motor blokları olmadığı için, özellikle muharebe sahasında yapılan iniş ve kalkışlarda, bu kapılara, aracın öz savunması maksadıyla makinalı tüfekler de takılabiliyor. V-280, böylelikle V-22’nin önemli bir eksikliği olan öz savunma konusunun üstesinden geliyor.

V-280, adını, rahatlıkla ulaşabildiği; hatta aştığı 280 knot’lık seyir hızından alıyor. V-280’in şu ana kadar ulaşabildiği en yüksek seyir sürati ise 300 knot. Giriş-çıkışları yan kapılardan yapıldığı için arka tarafında bir rampa bulunmayan V-280, V tarzı bir kuyruğa sahip. 4 kişilik mürettebatı olan aracın yolcu kapasitesi, 14 tam donanımlı personel. Şu ana kadar yapılan uçuş testleri sırasında, aracın, çeşitli manevraları, pilot kontrolü olmaksızın otonom şekilde yapabileceği de gösterildi.

SB>1 DEFIANT’ın Tandem Kokpitli Taarruz Sürümü de Var

FLRAA programında yarışan diğer oyuncu olan Sikorsky-Boeing ortaklığı, SB>1 DEFIANT bileşik helikopterini sunuyor. Sikorsky, program kapsamında, X2 teknolojisini sağlıyor. Boeing ise görev ekipmanları üzerinde çalışıyor.

DEFIANT, eş eksenli çift ana rotor ve kuyruktaki itici pervane gibi RAIDER X ile benzer teknolojilerden yaralanıyor. RAIDER X’ten en önemli farkı ise boyutları. Araç, 4 mürettebata ilave olarak, 12 tam donanımlı personel taşıyabiliyor. Şu ana kadar yapılan uçuş testlerinde, DEFIANT, motor gücünün tamamını kullanmamasına rağmen 205 knot seyir hızına ulaşabildi. Bununla birlikte Sikorsky, DEFIANT’ın, 250 knot gibi çok daha yüksek hızlara da çıkabileceği ifade ediyor.

V-280’in, her biri 1,8 metre genişliğinde, iki yan kapısı bulunuyor.

FLRAA kapsamında, taarruz sürümüne ilişkin şimdilik bir öncelik bulunmasa da Sikorsky ve Boeing tarafından yapılan açıklamalarda ve yayınlanan görüntülerde, ortaklığın, aynı platformun bir taarruz sürümü üzerinde de çalışmaları olduğu görülüyor. Bu iki sürümün ise bileşenlerinin %85 oranında aynı olduğu ifade ediliyor. İki farklı sürümde de aynı olan bileşenlerden bazıları; motorlar, rotor şaft ve pervane sistemleri, kuyruk komplesi, kontrol yüzeyleri, görev ekipmanları, yakıt sistemi, hidrolik benzeri ikincil sistemler ve eğitim sistemleri şeklinde sıralanıyor. Mevcut sürüm ve taarruz sürümü arasındaki en temel farklılık ise ön gövde. Aracın taarruz sürümünde, yolcu kabini bulunmuyor ve AH-64 Apache’deki gibi, pilotların arka arkaya oturdukları bir kokpit yer alıyor.

DEFIANT’a Karşı Valor

FARA programında olduğu gibi, bu program kapsamında da yorum yapmak için henüz çok erken. Ancak açık kaynaklarda yer alan bilgiler, firmaların yaptıkları açıklamalar ve şu ana kadar yayınlanan görüntüler itibarıyla şu çıkarımlarda bulunulabilir.

  • Hız: Her ne kadar genel maksat helikopterlerinde hız, normal şartlarda en öncelikli kriterlerden biri olmasa daFARA programında olduğu gibi Amerikan Kara Kuvvetlerinin tanımladığı az sayıdaki gereksinimden birisi de 280 knot’lık seyir hızı. Valor, daha şimdiden ulaştığı 300 knot civarı hızlarla bu gereksinimi kolaylıkla aşabildiğini gösterdi. DEFIANT ise henüz daha kendi sınırlarını zorlamaya başlamadı. Şu ana kadar 130 knot sürate ulaşabilen DEFIANT’ın, 250 knot hıza ulaşabileceği söyleniyor. Sikorsky’nin, aynı teknoloji ile daha önce geliştirdiği; ancak çok daha küçük bir araç olan X2, 250 knot hıza ulaşabilmişti. Bununla birlikte, DEFIANT’ın neler yapabileceğini zaman gösterecek.
  • Oturma Düzeni: FLRAA kapsamında yarışan hava araçlarını, pilotlardan ziyade, yolcuların oturma düzeni açısından incelemek gerekiyor. Çünkü söz konusu olan sıcak çatışmanın olduğu bir bölgeye asker indirecek bir helikopter olduğunda, askerlerin araca ne kadar hızlı girip çıkabilecekleri büyük önem kazanıyor. Nispeten daha geniş bir gövdeye sahip olduğu görülen DEFIANT’ta, yolcu oturakları, tıpkı bir otobüsteki gibi helikopterin önüne ve arkasına doğru bakıyor. Bu da çatışma esnasında, hızlı bir şekilde inip binmeyi zorlaştırabilecek bir yapı. Valor’de ise oturaklar, aracın önünden arkasına doğru uzanan, sırt sırta vermiş bir sıra halinde duruyor. Dolayısıyla Valor’un yolcuları oturdukları zaman, yüzleri yanlara bakıyor. Bu da aynı anda birden fazla askerin, daha hızlı inip binebilmesi demek.
  • Taarruz Sürümü: Firmalar tarafından yayınlanan görüntüler ve açıklamalar itibarıyla DEFIANT’ın bu görev için özelleşmiş bir taarruz sürümü olduğu görülüyor. Valor’de ise aracın taarruz sürümünün tek farkı, sadece ilave silahlar ile donatılmış olması. Nasıl ki UH-60 Black Hawk’ın güdümlü füzelerle donatılarak oluşturulan bir taarruz helikopteri optimal bir çözüm değilse Bell’in de bu çözümünün optimal olmadığı söylenebilir. Bununla birlikte, buna ilişkin çalışmalar daha da olgunlaştırılabilecek olsa da Valor’ün motorlarını taşıyan geniş kanatları itibarı ile gövde formunun inceltilmesi, mühendislik açısından zor görünüyor.
  • Motorlar: FLRAA programı için de FARA programına benzer şekilde, yeni bir motorun geliştirilmesi ve seri üretim aşamasında, bu motorun kullanılması gündemde. Bu açıdan araçları, mevcut prototipleri üzerinde bulunan motorlar açısından kıyaslamak çok doğru olmasa da bu konuyu incelemekte fayda var. Bu yönüyle bakıldığında, DEFIANT üzerinde, CH-47 Chinook helikopterlerinde de kullanılan, 4.800 beygir gücündeki 2 adet Honeywell T-55 motoru bulunuyor. Valor ise gücünü, 4.750 beygirlik, 2 adet GE T64-419 motorundan alıyor. Beygir gücü açısından her iki araçta kullanılan motorlar da birbirlerine çok yakın performansa sahipler. Dolayısıyla seri üretim aşamasında kullanılacak motorlar daha güçlü de olsa her iki aracın performansının da bundan aynı şekilde etkileneceğini söylemek yanlış olmaz.
Bell tarafından yayınlanan görüntülerde, V-280’in taarruz sürümünün, aynı gövde formu kullanılarak tasarlandığı görülüyor.
DEFIANT’ın taarruz sürümünde, pilotların tandem şekilde oturduğu, farklı bir ön gövde bulunuyor.

Bu parametreler bir arada değerlendirildiğinde ve sadece genel maksat helikopteri tedariki açısından bakıldığında, V-280 Valor’un özellikleri, biraz daha üstün gibi duruyor. Bununla birlikte, genel maksat ve taarruz sürümlerini bir arada tedarik etmek isteyecek bir kullanıcı, tercihini DEFIANT’tan yana kullanabilir.

Sonuç

FVL kapsamındaki FARA ve FLRAA programlarında kimlerin galip geleceğini söylemek için henüz çok erken. Bununla birlikte, firmalar ve son kullanıcı tarafından yapılan açıklamalar, yayınlanan görüntüler ve havacılık uzmanlarının görüşleri incelendiğinde, çeşitli çıkarımlar yapmak mümkün. Sonuç ne olursa olsun, Amerikan Silahlı Kuvvetleri, 1950’li yıllara dayanan klasik helikopter tasarımını geride bırakıp, yeni nesil dikey kalkış teknolojilerine sahip hava araçlarını envanterine alma konusunda çok azimli bir çaba içerisinde. Hatta ABD’li yetkililer, tüm dünyanın içerisinde bulunduğu COVID-19 sürecinde dahi, özellikle FARA programının takviminde bir aksama olmayacağının altını çiziyorlar. Dolayısıyla bu programlara ilişkin çalışmalar, RAH-66 Comanche helikopterinde olduğu gibi prototip safhasında kalmayacak ve yeni nesil platformların ortaya çıkışıyla sonuçlanacak gibi görünüyor.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, FVL ile ilgili çalışmaların, tüm dünyadaki dikey kalkış konusundaki algıları şekillendireceği ve eski paradigmaların yıkılacağı aşikâr. Bu yeni nesil hava araçları bir kez envantere girmeye başladıktan sonra da helikopterlerin yoğun şekilde ilk kez kullanıldığı Vietnam Savaşı’nda olduğu gibi, muharebenin doğasını değiştireceğini söylemek mümkün.

FVL, Helikopterlerin Devrini Kapatabilir

ABD’nin dikey kalkış-iniş kabiliyetine sahip yeni nesil hava araçları tedariki konusundaki çalışmaları, birbirine paralel olarak devam eden iki ayrı program başlığı altında toplanıyor. Bunlardan Joint Multi-Role Technology Demonstrator (JMR-TD / Müşterek Çok Maksatlı Teknoloji Gösterim Platformu), adından da anlaşılacağı üzere, yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesini ve fizibilitesini ortaya koymayı amaçlıyor. Bunun yanında FVL çatısı altında yürütülen bir dizi program, fizibilitesi kanıtlanmış platformların, daha olgun hale getirilerek tedarikini konu alıyor.

DEFIANT’ın genel maksat ve taarruz sürümlerinin, alt bileşenlerinin %85 oranında ortak olacağı ifade ediliyor.

Amerikan Kara Kuvvetleri öncülüğünde yürütülen FVL, dikey kalkış-iniş kabiliyetine sahip çeşitli platformların tedarikini hedefleyen, FARA ve FLRAA gibi birden fazla müşterek programı kapsıyor. Bununla birlikte, program her ne kadar Kara Kuvvetleri tarafından yürütülse de burada geliştirilecek araçların farklı sürümlerinin, Deniz Piyadeleri ve Özel Kuvvetler tarafından da kullanılması hedefleniyor. Bu iki kullanıcının yeni helikopterlerine kavuşmak için, Kara Kuvvetlerinin ardından, en az 2 yıl bekleyecekleri belirtiliyor.

Helikopterler Yaşlanıyor

Hâlihazırda ABD Silahlı Kuvvetleri envanterinde; genel maksat, silahlı keşif ya da taarruz gibi görevlerde kullanılan, pek çok farklı tipte helikopter bulunuyor. ABD’nin, özellikle Afganistan ve Orta Doğu’da son dönemde yürüttüğü harekâtlar nedeniyle de bu filo, oldukça yaşlanmış durumda. Ayrıca ABD’nin gelecekte kullanacağı helikopterlerin, günümüzdekilerden daha yüksek hızlara ulaşması gerektiği düşünülüyor. Bununla birlikte, ABD’li yetkililer, her ne kadar; motor, pal ve gövde malzemeleri gibi konularda, helikopterlerin performansını arttırmaya yönelik olarak yürütülen çeşitli modernizasyon ve Ar-Ge çalışmaları bulunsa da bu çalışmaların, genel olarak bir çıkmaza girdiğini ifade ediyorlar. Çünkü tasarımları 1960’lı ve 1970’li yıllara dayanan bu helikopterlerin, detaylı tanımı bu yazı dizisinin ilk bölümündeki, Helikopterlerin Teorik Limitleri başlıklı kutucukta yer alan ve Retreating Blade Stall (Geri Dönen Palin Perdövitesi) olarak tanımlanan olgudan dolayı, ulaşabilecekleri azami hızın teorik bir sınırı bulunuyor.

Bu nedenle FVL, klasik bir helikopterden daha farklı prensiplerle uçacak platformlara odaklanıyor. FVL’nin bir başka önemli gereksinimi ise tedarik edilecek birbirinden tamamen farklı platformların; aviyonikler, sensörler ve motorlar gibi çeşitli kritik bileşenlerinin aynı olması. Ayrıca araçların açık mimari ile tasarlanması isteniyor. Böylece, söz gelimi bundan 20 yıl sonra yeni geliştirilmiş olacak teknolojilerin, o tarihte artık eskimeye başlayan platformlara, hızlı bir şekilde entegrasyonunun mümkün olabileceği söyleniyor. Yetkililer, günümüz kişisel bilgisayarlarındakine benzer şekilde, tak-çalıştır olarak tanımlanabilecek bu kabiliyeti, çok kritik olarak görüyorlar. Çünkü gelecekteki muharebe sahası ve teknolojinin, günümüzdekinden çok daha hızlı şekil değiştireceğini; bununla baş edebilmek için de platformların, çok daha kolay şekilde güncellenebilmesi gerektiğini düşünüyorlar.

SB>1 DEFIANT, RAIDER X ve S-97 RAIDER’da, kuyruğun arka bölümünde itiş veya çekiş gücü yaratabilen ve gerektiğinde durdurulabilen bir pervane bulunuyor.
Avrupa’da da yeni nesil dikey kalkış teknolojilerine yönelik çalışmalar bulunuyor. Bunlardan, Airbus’ın X3 tasarımı, 2013 yılında, 255 knot hıza ulaşarak, gayri resmi bir hız rekoru kırmıştı.

FVL kapsamında geliştirilecek hava araçlarının, ilk etapta Kara Kuvvetlerinin; OH-58 Kiowa, AH-64 Apache, UH-60 Black Hawk ve CH-47 Chinook helikopterleri tarafından gerçekleştirilen görevleri üstlenmesi gerekiyor. Daha sonra ise Deniz Piyadeleri ve Özel Kuvvetlerin benzer helikopterlerinin değiştirilmesi ön görülüyor. FVL kapsamında geliştirilecek araçların, yerini alacakları helikopterlere kıyasla şu konularda üstün olmaları bekleniyor:

  • Manevra kabiliyeti
  • Menzil
  • Hız
  • Taşıma kapasitesi
  • Beka
  • Güvenilirlik
  • Lojistik gereksinimler

Taarruz mu Hücum mu?

İngilizcede “assault” olarak tanımlanan kavram, Türkçeye, bazen “taarruz” bazen de “hücum” şeklinde çevriliyor. Bununla birlikte, taarruz ve hücum kelimeleri, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki yaygın kullanımı göz önünde bulundurulduğunda, çeşitli farklılıklar barındırıyor. Bir örnekle açıklamak gerekirse AH-64 Apache benzeri, varoluş amacı, gövdesine entegre silahları ile düşmanı imha etmek olan platformlar, Türkçede “Taarruz Helikopteri” olarak adlandırılıyorlar. UH-60 BLACK HAWK benzeri bir helikopterle askerlerin, belirli bir bölgeye saldırı maksadıyla sevk edilmesi ise “Hava Hücumu” olarak tanımlanıyor. UH-60 benzeri platformlar ise “Genel Maksat Helikopteri” şeklinde tanımlanıyor.

Bununla birlikte, Future Long Range Assault Aircraft (FLRAA) programı kapsamında, taarruz veya hücum görevlerini üstenebilecek, iki farklı sürümde hava aracının geliştirilmesi planlanıyor. Bu nedenle FLRAA kapsamında geliştirilecek hava aracını, bir genel maksat platformu olarak tanımlamak çok doğru değil. Ayrıca Türkçe literatürde, “Hücum Helikopteri” şeklinde bir kavram bulunmuyor.

Tüm bu sebeplerle Future Long Range Assault Aircraft ifadesi, bu makalede, Geleceğin Uzun Menzilli Döner Kanatlı Taarruz Uçağı şeklinde Türkçeye çevrilmiştir.

 504 Toplam Görüntüleme,  3 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.