Ana Sayfa Manşet ALTINAY Havacılık Genel Müdürü M. Emin İLKMEN:“Teknoloji kritik alanlarda uzun yıllar boyu elde ettiğimiz tecrübelerin yanına oluşturduğumuz ekosistemimiz de eklendiğinde, sektörünün en kritik sistem ve alt sistem tedarikçisi haline geleceğiz.”

ALTINAY Havacılık Genel Müdürü M. Emin İLKMEN:“Teknoloji kritik alanlarda uzun yıllar boyu elde ettiğimiz tecrübelerin yanına oluşturduğumuz ekosistemimiz de eklendiğinde, sektörünün en kritik sistem ve alt sistem tedarikçisi haline geleceğiz.”

Son dönemde, sektöre kazandırdığı özgün ürünlerle adından sıkça söz ettiren ALTINAY Havacılık ve İleri Teknolojiler (ALTINAY Havacılık), aynı zamanda Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) ve ASELSAN ile kurduğu ortak girişim şirketleri ile de dikkatleri çekti. Firmanın, Türk savunma ve havacılık sanayisinin kritik alanlardaki eksikliklerini tamamlama konusundaki stratejilerinin yanı sıra vizyonu ve ihracat cephesinde duyurmaya hazırlandığı haberler hakkında, ALTINAY Havacılık Genel Müdürü, DASAL Yönetim Kurulu Başkanı ve TAAC Yönetim Kurulu Başkanvekili M. Emin İlkmen’den bilgi aldık.

MSI Dergisi: Emin Bey, ALTINAY Havacılık; insansız sistemler, havacılık teknolojileri, hareket kontrol sistemleri ve mühimmat imha ve üretim teknolojileri gibi geniş bir alanda faaliyet gösteriyor. Bu geniş faaliyet alanı nasıl oluştu?

M. Emin İLKMEN: Ülkemiz, bugün, başta savunma sanayisi olmak üzere, teknolojik anlamda önemli bir sıçrama gerçekleştiriyor ve tüm dünyada başarısı takdir ediliyor. ALTINAY Havacılık’ın teknoloji geliştirme macerası ise henüz bu bilincin tabana yayılmadığı doksanlı yıllarda, Türkiye’nin ilk endüstriyel robotunu geliştirerek başladı. Bu dönemdeki en önemli farkımız ise Türk mühendisliğinin gücüne dayanarak ürün geliştirmenin getirdiği, temel mühendislik alanlarına olan hakimiyetimizdi. Savunma sanayisine girişimizin ardından, ülkemizin ihtiyaçları ile temel yetkinliklerimizin örtüştüğü alanlarda, paydaşlarımız için çözümler üreterek faaliyet gamımızı önemli ölçüde geliştirdik. Bu birikimin bir anda gerçekleşmediğini, sabır ve emek dolu, meşakkatli bir yolda yürümek gerektiğini de paylaşmak isterim. Zira savunma sanayisi, yüksek nitelikli emeğin çok yoğun olduğu ve yatırımların geri dönüşünün, diğer sektörlere kıyasla çok daha uzun vadede gerçekleştiği bir alan.

Burada esas üzerinde durulması gereken husus, önümüze çıkan problemleri, “bu yapılamaz” demeden, salt bir mühendislik merakıyla ele alışımız. Özellikle sektörün yeni yeni tabana yayıldığı 2000’li yılların ortasında müşterilerimizden gelen talepler, görece daha kolay gerçekleştirilebilir sistemler üzerineyken, firmamızın kazandığı teknolojik derinleşmeyle birlikte, çok daha sofistike, hassas ve karmaşık sistemleri geliştirebilir hale geldik. Bu süreçte; teknik personel, altyapı ve kaynakların gelişimi açısından sabırlı bir mücadeleye giriştik. Bugün sıraladığınız faaliyet alanları da aslında bu mücadelenin katma değere dönüşen somut kısmı. Önümüzdeki dönemde, birçok yeni teknoloji ve sistemi de bu yaklaşım ile sektörün hizmetine sunacağız.

İhracatın, şirketlerimizin sürdürülebilirliği açısından kritik bir faaliyet olduğunun farkındayız ve pandemi sürecinin ortadan kalkmasıyla birlikte, tüm enerjimizle bu alana odaklanacağız. İhracat çalışmalarımıza tekrar başlar başlamaz da son aşamaya yaklaştırdığımız sözleşmelerle ilgili güzel haberler paylaşabilmeyi ümit ediyoruz.

ALTINAY Havacılık, İlklerin Altına İmza Atıyor

MSI Dergisi: Faaliyet alanlarınızın bazıları, aynı zamanda dünya genelinde de yeni geliştirilmeye başlanan sistemleri konu alıyor. Bu kapsamda, ALTINAY Havacılık’ın, Türkiye ve dünya çapında ilk olarak nitelendirilebilecek başarıları ya da ürünleri var mı?

M. Emin İLKMEN: ALTINAY Havacılık, 15 yıla yaklaşan birikimiyle savunma ve havacılık alanında oldukça önemli işlere imza attı. Elbette savunma sanayisinin kendine has dünyası içinde, yapılan her işi tüm detayları ile anlatmamız mümkün değil.

Geliştirdiğimiz her ürün, belli özellikleriyle muadillerinden farklılaştığı ve kendisine has özellikler taşıdığı için, pek çoğu, zaten bir şekilde sektördeki bir ilki temsil ediyor. Birkaç örnekle açmak gerekirse Türkiye’de ana muharebe tanklarının atış kontrol sistemlerine yönelik olarak geliştirilen ilk yerli ve milli servo eyleyiciler, ekibimizin imzasını taşıyor ve bu ürün, ALTAY tankında da kullanıldı. Bir diğer önemli örnek olan ve Minyatür Bomba için ASELSAN ile birlikte geliştirdiğimiz ÇTS (Çoklu Taşıma Salanı), Boeing’den sonra, bu sınıfta geliştirilmiş dünyadaki ikinci ürün. Dolayısıyla ÇTS ürünümüz ile birlikte, ülkemizde ilk defa bir salan sistemi geliştirilmiş oldu. FIRAT-M60T Modernizasyon Projesi kapsamında geliştirdiğimiz ve M60TM tanklarında kullanılan Teleskopik Tank Mastı, ana muharebe tanklarına yönelik, kendini sahada kanıtlayan bu alandaki ilk yerli ürün olma özelliğini taşıyor. Kritik tasarım sürecini tamamladığımız HÜRJET Demir Kuş (Iron Bird) Test Sistemi, ülkemiz havacılık sanayisinde, bugüne kadar geliştirilmiş en karmaşık ve kapsamlı test sistemi. Bunlara ilave olarak, ALBATROS Çok Maksatlı İHA’mız da modülerliği ve performansının yanı sıra aynı anda, hem silah sistemi hem de kargo taşıyabilmesi ile alanında pek çok ilkleri barındırıyor.

Tüm bu gelişmelerin arkasında, ALTINAY Havacılık’ın mühendislik gücüne olan yatırımı ve güveni yatıyor. Şirketimizin tesislerinden içeri girdiğiniz anda sizi saran atmosfer, yalnızca kendi bilgi ve kabiliyetleri ile ayakta duran bir şirkete işaret ediyor. Bu yetkinliğimiz, bizi, sadece üretime dayalı firmaların, kriz ortamlarında karşı karşıya kaldığı risklere karşı da koruyan önemli bir özelliğimiz.

TAAC’ın geliştirmeye devam ettiği HÜRJET Demir Kuş Sistemi.

ALTINAY Havacılık Kendi Ekosistemini Oluşturuyor

MSI Dergisi: ALTINAY Havacılık, sahip olduğu kabiliyetler ve ürünler ile Türk savunma ve havacılık sanayisinde kendini nereye konumlandırıyor?

M. Emin İLKMEN: ALTINAY Havacılık, özellikle son 6 yıl içerisinde yaptığı atılımlarla Türk savunma ve havacılık sanayisi piramidinde, ana yükleniciler ile tasarım firmaları arasındaki çok kritik bir boşluğu dolduran, önemli bir sistem ve alt sistem tedarikçisi konumuna yükseldi. Ülkemizin platform bazlı teknoloji kazanımı stratejisinde, sistem tedarikinde zaman zaman karşımıza sorunlar çıkıyor. Bu sorunlar da ALTINAY Havacılık’a, yetkinliklerini, bileşen tasarımından sistem geliştirmeye doğru dönüştürmesi için gerekli motivasyonu sağladı. Hareket kontrol teknolojilerindeki kabiliyetlerimiz sayesinde, TUSAŞ ile birlikte TAAC; insansız sistemler konusundaki kabiliyetlerimiz sayesinde de ASELSAN ile birlikte DASAL ortak girişim şirketlerini kurduk. Bu şirketler, az önce bahsettiğim konumlanmanın, devletimiz tarafından da takdir ve teşvik edildiğinin en önemli göstergesi. Bir de elbette diğer bir önemli alan olan mühimmat üretim ve imha teknolojileri konusundaki yetkinliklerimiz var. Tüm bunlarla birlikte düşündüğümüzde de artık ALTINAY Havacılık, kendi yetkin ekosistemini oluşturma sorumluluğunu üstlenmiş durumda. Bu sebeple yetkin Türk firmalarımız, üniversitelerimiz ve enstitülerimizle iş birliği imkânlarımızı genişletmenin gayreti içerisindeyiz. Teknoloji kritik alanlarda uzun yıllar boyu elde ettiğimiz tecrübelerin yanına, oluşturduğumuz ekosistemimiz de eklendiğinde, sektörünün en kritik sistem ve alt sistem tedarikçisi haline geleceğiz.

Gelecekte, gemilere de konuşlandırılabilmesi planlanan DASAL ALBATROS’un, gemilere otonom şekilde iniş-kalkış yapabilmesi hedefleniyor.

Yetkinlikler Ürünlere Dönüştü

MSI Dergisi: Türk savunma ve havacılık sanayisinde en çok gözlemlediğimiz konulardan biri, sektör firmalarının, pek çok kabiliyete sahip olmalarına rağmen, bu kabiliyetleri rafta hazır ürünlere dönüştürememeleri. Bununla birlikte siz, kısa sürede çok sayıda rafta hazır ürün ortaya koyabilen, sektördeki az sayıdaki firmadan biri olmayı başardınız. Bu başarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?

M. Emin İLKMEN: Ülkemizde, rafta hazır ürün ile prototip arasındaki farkın anlaşılmasında maalesef bazı sorunlar mevcut. Rafta hazır ürün, doğası itibarıyla her türlü geliştirme sürecini tamamlamış, üretim ve performans anlamında tekrar edilebilirliği son derece yüksek ürün anlamına geliyor. Birçok firmanın; tasarım, üretim, test, kalifikasyon ve sertifikasyon gibi çok uzun süreçlerin tamamına hakim olmaması sebebiyle prototip seviyesindeki ürünlerin, ticari başarı yakalamasında sıkıntılar yaşadıklarını gözlemliyoruz. ALTINAY Havacılık’ın, uzun ve meşakkatli yolculuğunda, sistem tedarikçisi seviyesine ulaşması, tüm bu süreçlere hâkimiyeti ile mümkün olabildi. Rafta hazır ürün sahibi olmanın gerektirdiği bir başka nitelik de özgün tasarım felsefesini geliştirebilmiş olmanız. Son yıllarda olgunlaştırdığımız tasarım felsefemizin bir gereği olarak, ürünlerimizin tasarımında; modülerliğe, birbirinin yerine kullanılabilirliğe ve farklı amaçlara adaptasyona büyük önem veriyoruz. Bu sayede, çok sayıda sistemi rafta hazır halde sunabildiğimiz gibi, güçlü mühendislik alt yapımız sayesinde, bu ürünleri, müşterilerimizin ihtiyaçlarına, maliyet etkin olarak adapte edebiliyoruz.

Ürün Aileleri, Her İhtiyaca Cevap Veriyor

MSI Dergisi: ALTINAY Havacılık, neredeyse faaliyet gösterdiği her alanda, tek bir ürün geliştirmekten ziyade, ürün aileleri ortaya çıkarıyor. Bu ürün aileleri, kullanıcı talebi ile mi oluşturuluyor? Bu konuda nasıl bir stratejiniz var?

M. Emin İLKMEN: Bir ürünü geliştirme maliyeti ile ürün ailesi geliştirme maliyeti arasında, katlanılabilir bir farklılık var. Tek bir problemin çözümü yerine, bu problemin de içinde olduğu problemler kümesine nasıl çözüm üretebileceğimizi düşünmeye başladığımızda da doğal olarak, tek bir ürün yerine ürün ailesi oluşturmanın anlamlılığı ortaya çıkıyor.

Ürün ailesi geliştirmeye başladığınızda, artık müşterinin her ihtiyacını analiz etmiş olmanız ve ürünlerin görev profillerini iyi belirlemiş olmanız gerekiyor. Bunun için kullanıcıdan, özellikle de sahadan gelen geri beslemeler çok önemli. Tasarım aşamasında çok önemli olduğunu düşündüğünüz bir özellik, sahadaki uygulamada bir anlam ifade etmeyebiliyor. Her kullanıcıya aynı ürünü sunmanız oldukça zor. Her kullanıcı, belli özellikleri istiyor. Kullanıcıların ihtiyacını karşılarken de sürdürülebilirlik açısından, çözümlerinizin mümkün olduğunca ortak bir paydada buluşması gerekiyor. Modüler yaklaşımın avantajı da burada ortaya çıkıyor. Size, ortak sorunları hızlı aşma imkânı sağlıyor. Bu analizlerin doğru bir şekilde yapılması, kabiliyetinize uygun ve ekonomik olarak en verimli alana odaklamanızı da sağlıyor.

ALTINAY Havacılık ve İştirakleri, Küresel Birer Oyuncu Haline Gelecek

Ürün ailelerini modüler şekilde geliştirmenin faydalarını, insansız kara araçlarında da görüyoruz. Hem Vaşak hem de Karakulak platformlarımız; İKA Gimballeri, Silah Modülleri, Haritalandırma Modülleri gibi geliştirdiğimiz tüm faydalı yükleri ortaklaşa kullanabiliyor; ayrıca, görev bilgisayarı ve batarya sistemleri de ortak.

MSI Dergisi: TAAC ve DASAL’ın kurulmasının arkasındaki düşünce ve hedefler nelerdi? Örneğin, neden bir ana yüklenici-alt yüklenici ilişkisi ya da çözüm ortaklığı modeli değil de ortak girişim şirketi modeli tercih edildi?

M. Emin İLKMEN: Savunma ve havacılık alanında yapılan ortaklıklar, stratejik nitelikte olur ve nesiller boyunca devam edecek ilişkilere işaret eder. Devletimizin teveccühü ile ALTINAY Havacılık’ın kabiliyetlerinin, sektördeki bazı önemli boşlukların doldurulması açısından tercih edilmesi, bizler için büyük gurur kaynağı oldu. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sektörün devlet eliyle organize ve regüle edilmesi söz konusu. Burada şirketimize biçilen rol ve üzerimize düşen ağır sorumlulukların bilinciyle hareket etmeye gayret ediyoruz. Özgüveni yüksek, dinamik ve azimli ekibimiz ile çevik organizasyon yapımız sayesinde, ortaklarımız ve ülkemiz için büyük katma değer oluşturacağımıza ilişkin inancımız tam.

Ölçek itibarıyla konumlandığımız alan, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerimizin organizasyonlarına nazaran, çok daha esnek bir yapı oluşturmamıza izin veriyor. Öte yandan, stratejik alanlarda yapılan yatırımların, dikkatli bir şekilde korunması ve sürdürülmesi, stratejik önemi haiz bir konu. Ana yüklenici-alt yüklenici ilişkisini, bugüne kadar başarıyla sürdürmeseydik tabii ki bu teveccühe layık olmamız mümkün değildi. Öte yandan, geldiğimiz konum itibarıyla bu tip bir ilişkinin ötesine geçmenin stratejik önemi, tüm paydaşlar tarafından takdir edildiğinden, TAAC ve DASAL ortaklıklarını hayata geçirmemiz söz konusu oldu. Bundan sonraki hedefimiz ise ALTINAY Havacılık ve iştiraklerini, küresel birer oyuncu haline getirmek.

Bu misyon için de ASELSAN ve TUSAŞ’ın gücünün, şirketlerimizin yanında olması önemli.

Vaşak
Karakulak

Ortak Girişimler, Sinerjiyi Arttırıyor

MSI Dergisi: Ortak girişim şirketleri kurma yaklaşımının, ALTINAY Havacılık için bir strateji haline geldiğini söylemek mümkün mü? Diğer uzmanlık alanlarınız ile ilgili olarak da bu tip ortak girişim şirketleri kurmayı düşünüyor musunuz?

M. Emin İLKMEN: DASAL ve TAAC firmalarımız, ALTINAY Savunma ve Havacılık Grubu bünyesinde kurulmuş ilk ortak girişimlerimiz. ALTINAY Havacılık ve İleri Teknolojiler şirketimiz bünyesindeki diğer kabiliyetler için de uygun şartlar oluştuğunda, yeni ortak girişimler kurulmasını değerlendirebiliriz.

ALTINAY Teknoloji Grubu bünyesinde; robotik-otomasyon, enerji-mobilite ve savunma-havacılık alanlarına odaklanan üç ana grupta şirketlerimiz bulunuyor. ALTINAY Robot Teknolojileri, KSM ve OLBRICHT, robotik-otomasyon grubuna; ALTINAY Elektromobilite, ALTINAY Modifikasyon ve eMobitech, enerji-mobilite grubuna; ALTINAY Havacılık ve İleri Teknolojiler, DASAL ve TAAC da savunma-havacılık grubuna ait şirketlerimiz.

Buradaki temel stratejimiz, odak alanlarımızda büyümek için ideal yöntemler belirlemek. Benzer şekilde, şirketleştirebileceğimiz kabiliyet alanlarımız olduğu gibi, gelecekte tekrar aynı çatı altında birleştirebileceğimiz yahut kabiliyetleri itibarıyla grubumuz bünyesine katmak isteyebileceğimiz şirketler de olabilir. Tüm bu şirketler arasındaki senkronizasyon ve iş birliği konularına da çok önem veriyoruz. Kesişim alanlarında ortak hareket etmek ve kaynakların verimli kullanımı konuları, daima önceliklerimiz arasında bulunuyor.

TAAC’ın kuruluş sürecinde ALTINAY Havacılık’ta direktörlük görevi yürütmekte olan Enis Ata, TAAC’ın Genel Müdürü olarak görevlendirildi.

İHA’lar ile Müşterek Görev Yapan İKA’lar

MSI Dergisi: ALTINAY Havacılık’ın faaliyet gösterdiği; insansız hava ve kara araçları ile teleskopik mast sistemleri gibi alanlarda, sektörde birden fazla oyuncu bulunuyor. Bu noktada, ALTINAY Havacılık’ın ürünlerinin, Türkiye’de ve dünyada, rakiplerine kıyasla öne çıkan yönlerini nasıl sıralıyorsunuz?

M. Emin İLKMEN: İnsansız hava ve kara araçları gibi alanlar, günümüzde artık olgunlaşarak kendi içinde katmanlara ayrıldı ve yeni sınıflar doğdu. Örneğin, insansız kara araçlarını (İKA) ele aldığımızda, ALTINAY Havacılık, bu alanda ilk etapta, insansız hava araçları (İHA) ile uyumlu, “mini” sınıftaki araçları hedefledi. Gelecek yıllarda, insansız kara ve hava araçlarının birlikte operasyon yapmasının, güvenlik güçlerimiz açısından önemli bir kabiliyet olacağını düşünüyoruz. Bu kapsamda da ilgili teknolojileri, DASAL ve ALTINAY Havacılık bünyesinde geliştirmeye başladık. Bu teknolojiler, ileriki yıllarda, oyunun seyrini de değiştirecek. Elbette bunu yaparken sektördeki diğer şirketleri de dışlamıyoruz ve bu şirketlerimizi de ülkemizin bir zenginliği, iş birliği yapabileceğimiz paydaşlar olarak görüyoruz. Başka firmaların insansız kara araçları veya insansız hava araçları ile birlikte çalışabilecek senaryolar da bizi mutlu eder. Ürün ailelerini modüler şekilde geliştirmenin faydalarını, insansız kara araçlarında da görüyoruz. Hem Vaşak hem de Karakulak platformlarımız; İKA Gimballeri, Silah Modülleri, Haritalandırma Modülleri gibi geliştirdiğimiz tüm faydalı yükleri ortaklaşa kullanabiliyor; ayrıca, görev bilgisayarı ve batarya sistemleri de ortak. Bu yaklaşımımız, güvenlik güçlerimize, entegre lojistik destek açısından da şüphesiz büyük bir avantaj sağlayacak. Karada, su üstünde ve su altındaki insansız araçlardaki büyüme stratejimizi, İHA’larımız ile eş güdümlü olarak yürüteceğiz. İHA’larımıza benzer şekilde, bu alanlarda da “mini” sınıflardan “midi” sınıflara doğru ürünlerimizi büyütmeye devam etmeyi hedefliyoruz. Ortak operasyon kabiliyeti dışında, platformlarımızın atılabilme yüksekliği, hız, çalışma süresi gibi temel özelliklerde de en iyisi olmasını hedefliyoruz.

Mast sistemlerinde ise kilitleme ihtiyacı olmadan, mastların bırakıldığı yükseklikte kalacağı bir teknoloji geliştirerek patentini aldık. Çeşitli platformlara entegre ettiğimiz bu teknoloji, Barış Pınarı Harekâtı sırasında, sahada da kendini kanıtladı. Her zaman tercih edilir olabilmek için, en ileri teknolojiyi, sahaya zamanında sürebilmeniz gerekiyor.

ALTINAY Havacılık, ALBATROS Çok Maksatlı İHA’nın, modülerliği ve performansının yanı sıra aynı anda, hem silah sistemi hem de kargo taşıyabilmesi ile alanında pek çok ilkleri barındırdığını vurguluyor.

İhracat Haberleri Yakın

MSI Dergisi: ALTINAY Havacılık, ihracat konusunda ne gibi çalışmalar yürütüyor?

M. Emin İLKMEN: Teknik kabiliyetimiz ve fiyat avantajlarımızla ürünlerimiz, ihraç pazarlarında da ilgi görüyor. Örneğin, 2010 yılında, ABD’ye, Mühimmat İmha ve Üretim Sistemleri alanında yaptığımız ihracat, buna örnek gösterilebilir. Bu ihracatın, offset kapsamında bir üretim faaliyeti veya rafta hazır bir ürün olmadığını; ABD’nin özel ihtiyaçları için geliştirildiğini ve bizzat Türk mühendisleri tarafından, ABD’de devreye alındığını gururla ifade etmek isterim.

Bundan sonraki hedefimiz ise ALTINAY Havacılık ve iştiraklerini, küresel birer oyuncu haline getirmek. Bu misyon için de ASELSAN ve TUSAŞ’ın gücünün, şirketlerimizin yanında olması önemli.

Bununla birlikte, geçmişte çeşitli ihracat başarılarımız olduysa da zaman zaman sürdürülebilirlik konusunda sorunlar yaşadığımızı söyleyebiliriz. Burada, özellikle iç pazardaki sürekli talebin etkisiyle dışarıya açılma konusundaki çabalarımızın yavaşladığı dönemler de oldu. Fakat son yıllarda, rafta hazır ürün stratejimiz, komponent veya prototip üreticisi seviyesinden sistem tedarikçisi seviyesine erişmiş olmamız, tasarım felsefemizdeki olgunlaşma ve iş geliştirme faaliyetlerine verdiğimiz ağırlık sebebiyle önemli bir ihracat potansiyeline ulaşmış durumdayız. Bu ihracat potansiyeli, biraz da İHA alanında son dönemde yaptığımız atılımlardan kaynaklanıyor. Sahada kendini kanıtlamış ve mükemmelleştirilmiş ürünlerimizin yanı sıra alanında ilkleri barındıran ALBATROS Çok Maksatlı İHA gibi çözümlerimiz, bilhassa Güney Doğu Asya, Orta Doğu ve Türki Cumhuriyetlerde ilgi görüyor.

2020 yılı içerisinde sonlandırmayı planladığımız bazı önemli sözleşmelerimiz, COVID-19 süreci sebebiyle maalesef sekteye uğradı. Ayrıca pandemi sürecinin bir diğer olumsuz etkisi, geniş bir coğrafyada temsilcilikler ağı kurma hedefimizi, kısa bir süreliğine ertelememiz oldu. İhracatın, şirketlerimizin sürdürülebilirliği açısından kritik bir faaliyet olduğunun farkındayız ve pandemi sürecinin ortadan kalkmasıyla birlikte, tüm enerjimizle bu alana odaklanacağız. İhracat çalışmalarımıza tekrar başlar başlamaz da son aşamaya yaklaştırdığımız sözleşmelerle ilgili güzel haberler paylaşabilmeyi ümit ediyoruz.

ALTINAY Havacılık’ın FIRAT-M60T Modernizasyon projesi kapsamında geliştirdiği Teleskopik Tank Mastı, M60TM tankları üzerinde, sahada görev yapıyor.

MSI Dergisi: ALTINAY Havacılık’ın, hâlihazırda devam eden ya da yakın zamanda yapmayı planladığı yatırımları var mı?

M. Emin İLKMEN: Yatırım, bizim için önemli bir konu. Planlarımız içerisinde en öncelikli konu da zaten, ALTINAY Havacılık ve iştiraklerinin, geleceğe yönelik tüm alt yapı gereksinimlerini karşılayacak bir tesise yönelik yatırım yapmak. Tüm tasarım, üretim, montaj ve test kabiliyetlerini ve geleceğe yönelik büyüme imkânlarını bünyesinde barındıracak bu büyük yatırım, sahip olacağı kritik yetkinlikler ve sağlayacağı yüksek nitelikli istihdam dikkate alındığında, ülkemiz açısından da önemli bir değer ortaya çıkartacak.

DASAL’ın Genel Müdürlüğü görevine, kuruluş sürecinde ALTINAY Havacılık Genel Müdür Yardımcısı olan Z. Burak Mercan atandı.

MSI Dergisi: ALTINAY Havacılık’ın gelecek hedefleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

M. Emin İLKMEN: ALTINAY Savunma ve Havacılık Grubu olarak, kısa vadede en büyük hedefimiz, yeni kurulmuş şirketlerimizin sağlıklı gelişimini sağlamak. Ayrıca, faaliyet alanlarımızda, Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın “Çözüm Evi” haline gelmek istiyoruz. TAAC çatısı altında, başta HÜRJET ve Milli Muharip Uçak olmak üzere, ülkemizin stratejik havacılık projelerinde önemli bir paydaş olarak sorumluluklar almayı; DASAL firmamızda ise geliştirdiğimiz İHA’larımız ile müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamayı umut ediyoruz. Tabii bu faaliyetler, ALTINAY Havacılık çatısı altındaki çalışmalarımızı arka plana atmak anlamına gelmediği gibi bilakis daha büyük bir konsantrasyonla çalışmalarımızı derinleştireceğimize işaret ediyor.

Önümüzdeki yıllarda geliştireceğimiz yeni ürünlerle iş birliklerini arttırmayı, ekosistemimizdeki yetkin firmaları da savunma sanayisine katkı sağlayabilir hale getirmeyi planlıyoruz.

Olgunlaşan tüm ürünlerimizin de yurt dışındaki pazarlarda yer bulması için gayret ediyoruz.


ALTAY ana muharebe tankının atış kontrol sisteminde kullanılan servo eyleyiciler, ALTINAY Havacılık imzası taşıyor.

ALTINAY Havacılık, Teknolojisini İhraç Edecek

MSI Dergisi: Yurt dışı pazarlardan söz açılmışken, gelecek hedefleri ile ilgili olarak, ihracat konusuna da bir parantez açmak istiyoruz. Dost ve müttefik ülkelerin, teknoloji transferi ve ortak üretim gibi konularda talepleri oluyor. ALTINAY Havacılık’ın bu konulara yaklaşımı nedir?

M. Emin İLKMEN: Günümüzde, tüm teknolojileri, dünyadan soyutlanarak kendi başına geliştirebilen, içine kapalı bir ülke bulunmuyor. Ülkemizde de birçok firmamız, gerek ithalat gerekse ihracat anlamında, dünyadaki paydaşlarıyla sıkı bir ilişki içerisinde. ALTINAY Havacılık da İtalya, Fransa, ABD, Almanya, Ukrayna, Suudi Arabistan, İngiltere, Kore Cumhuriyeti, Malezya ve Belçika gibi birçok ülkedeki firmalar ve kuruluşlar ile farklı düzlemlerde faydalı teknolojik iş birlikleri geliştirmiş durumda ve bu konuda derin tecrübelere sahip.

Dolayısıyla teknoloji transferi ve ortak üretim konularına çok sıcak baktığımız gibi, birçok ülke ile de uzun süredir devam eden görüşmelerimiz olgunluk seviyesine ulaşmış durumda. Savunma ve havacılık alanındaki iş birlikleri, uzun yıllar devam etmek durumunda olduğundan, bu adımları atarken olabildiğince dikkatli olmaya özen gösteriyoruz. Özellikle insansız sistemler ve hareket kontrol teknolojileri alanlarındaki teknoloji transferleriyle ilgili, kısa süre içerisinde güzel haberler paylaşabileceğimizi değerlendiriyoruz.

DASAL, insansız sistemler alanında faaliyet göstermek üzere, ALTINAY Havacılık ve ASELSAN ortaklığında kuruldu.

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu ya da konular var mı?

M. Emin İLKMEN: MSI Dergisi’nin yayın çizgisini, uzun yıllardır takdir ile takip ediyorduk. Çalışmalarımızı daha ziyade teknik düzlemde götürdüğümüzden, kamuoyuna kendimizi anlatma noktasında eksikliklerimiz oluyordu. Yapılan bu güzel işleri kamuoyuna paylaşma noktasındaki katkınızdan ötürü, ekibim adına teşekkür etmek istiyorum.

ALTINAY Havacılık Genel Müdürü, DASAL Yönetim Kurulu Başkanı ve TAAC Yönetim Kurulu Başkanvekili M. Emin İlkmen’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

ALTINAY Havacılık ve TUSAŞ’ın ortak olarak kurdukları TAAC, başta Milli Muharip Uçak olmak üzere, Türkiye’nin stratejik havacılık projelerinde yer almayı planlıyor.

 714 Toplam Görüntüleme,  2 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.