Ana Sayfa Söyleşiler Anova Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Emre Öztürk: “20 yılda Türkiye’de belli bir teknolojik hazırlık seviyesine ulaştık. Şimdi yurt dışı ayak izimizi arttıracağımız bir yapılanmaya doğru gidiyoruz.”

Anova Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Emre Öztürk: “20 yılda Türkiye’de belli bir teknolojik hazırlık seviyesine ulaştık. Şimdi yurt dışı ayak izimizi arttıracağımız bir yapılanmaya doğru gidiyoruz.”

Türk savunma ve havacılık sektöründe 20 yılı geride bırakan bir teknolojik KOBİ olan Anova Ar-Ge Teknolojileri (Anova), ürünleşmeyi ve ihracatı esas alan yeni başarı kriterlerine odaklanıyor. Firma, şimdiye kadar görev aldığı projelerde, sektördeki ana yükleniciler için iklimlendirme sistemleri, silah sistemleri ve yakıt sistemleri başta olmak üzere, bu alt sistemlere ait esnek mermi yolu, yakıt pompası, askeri fan, AC/DC konvertör ve sayısal manyetik pusula gibi birçok kritik bileşeni de yerlileştirmeyi başardı. Geliştirdiği teknolojilerle sektörün dışa bağımlılığının azaltılmasına ve yerli katkı oranının artmasına da büyük katkı sağladı. Farklı alanlarda yüksek teknoloji gerektiren kritik alt sistemler geliştiren Anova, küresel anlamda alt sistem seviyesi bir çözüm ortağı haline geldi. Anova’nın kurucu ortaklarından olan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Emre Öztürk, firmanın 20 yıllık yolculuğunu MSI Dergisi okuyucuları için anlattı.

MSI Dergisi: Emre Bey, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, Anova da kuruluşunun 20’nci yılını kutluyor. Öncelikle Anova’nın kuruluş sürecini hatırlatarak başlar mısınız?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Anova,2003 yılında, simülasyon teknolojileri konusunda farkındalığı arttırmak, ürün tasarım süreçlerine simülasyon teknolojilerini entegre etmek ve simülasyona dayalı ürün geliştirmek amacıyla 3 ortak tarafından İstanbul’da kuruldu. Simülasyon teknolojilerinin bugün için çok geniş bir yelpazesi mevcut olsa da 2000’li yılların başlarında bu kadar yaygın ve derin bir konu değildi. Yalnızca hesaplamalı akışkanlar dinamiği (computational fluid dynamics / CFD) ve yapısal sonlu elemanlar alanında çalışan az sayıda firma vardı.. Bugün gelinen noktada ise küçük hatta mikro ölçekli KOBİ’lerin dahi envanterinde simülasyon yazılımları mevcut.

O zaman yerli ve milli ürün kavramı, bugünkü kadar önemli ve kritik bir hal almamıştı. Biz de tamamıyla savunma ve havacılık sanayisine çalışma vizyonu ile başlamamıştık. Haliyle ilk yıllarda şirket merkezimiz İstanbul’daydı. Ankara’daki ilk ofisimizi, 2006 yılında ODTÜ Teknokent’te açtık. Hesaplamalı akışkanlar dinamiğinin yanı sıra yapısal sonlu elemanlar analizlerine de 2006 yılında başladık. 2009 yılında mekanik tasarım, 2012’de üretim ve 2015’te elektronik tasarım ekiplerimizi kurarak alt sistemler seviyesinde ürünler tasarlamaya ve üretmeye başladık. 2016 yılına gelindiğinde personel sayımız 100’ü aşmıştı. Bugün 300’e yakın çalışanımız ile yalnızca savunma ve havacılık sanayisine ait alt sistem ve bu alt sistemlere ait bileşenleri yerlileştiren bir firma kimliğine büründük.

Anova’nın askeri fan ürün ailesi, zorlu çevresel koşullar altında fonksiyonel gerekliliklerini yerine getirebilen ürünlerden oluşuyor.

Anova, 3 Stratejik Alana Odaklandı

MSI Dergisi: Anova’nın Türk savunma ve havacılık sanayisinde bugün ulaştığı seviye ve kazandığı yetkinlikler hakkında değerlendirme yapar mısınız?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Bugün Anova’nın en büyük yetkinliği, alt sistem tasarlayabilmektir. Bu yetkinlik de önemli bir insan kaynağı, bilgi birikimi, altyapı ve oturmuş süreçler gerektiriyor. Saydığım bu dört başlığın her biri, kendi içinde alt kırılımlar barındırıyor.

İnsan kaynağı anlamında; tasarım, test, kalite, konfigürasyon, sistem mühendisliği, üretim planlama, üretim, emniyet, güvenilirlik ve entegre lojistik destek gibi alanlar için yetkin insan kaynağı gerekiyor. Organizasyon şemamız yıllar içinde tüm bu ihtiyaçlara cevap verecek şekilde gelişti.

Bilgi birikimi olarak baktığımızda; tasarladığımız birçok alt sistem bugüne kadar Türkiye’de yapılmış sistemler değildi. Dolasıyla kendi bilgi birikimimizi oluşturmak zorunda kaldık. Bu durum, akademik destek ile bilgiye ulaşmak ve sürekli öğrenmek, kazanımları kayıt altına alabilmek ve de personel sirkülasyonunu (turnover) düşük tutmakla ilgili.

Bir diğer konu altyapı… Tasarım, analiz, proje yönetimi, gereksinim yönetimi, kurumsal kaynak planlama gibi her biri belirli yazılım altyapısı ve bunları kullanacak yetkinlikler gerektiren alanlar. Ayrıca tasarladığımız ürünlerin testlerinin yapılabilmesi için de test ve donanım altyapıları oluşturuyoruz.

Süreçler ise tasarımda, kalitede, alt yüklenici yönetiminde, insan kaynakları politikalarında yıllar içinde olgunlaşarak belli bir seviyeye geliyor. Dolasıyla ulaştığımız seviyeye baktığımızda, bu dört yetkinliğimiz belli bir olgunluğa ulaştı. Teknolojileri bunların üstüne inşa edebiliyoruz. Bugün için 3 stratejik alanımız var:

  • Silah sistemleri
  • Yakıt sistemleri
  • İklimlendirme sistemleri

Bu alanlardaki alt sistemleri tasarlarken, ayrıca bu alt sistemleri oluşturan bileşenleri de yerlileştiriyoruz. Yani sadece bileşenleri alıp entegre eden bir firma değiliz. Alt sistemi yapabilmek için onu oluşturan alt bileşenleri de tasarlayan, geliştiren, üreten bir yapıya sahibiz.

Anova, 5,56 mm’den 40 mm’ye kadar pek çok farklı kalibrede mühimmat için esnek mermi yolu geliştirdi ve bu alanda geniş bir ürün ailesine sahip oldu.

“Kapısı Açık, Egosu Küçük Yöneticiler Olmaya Gayret Ettik”

MSI Dergisi: Anova’nın 20 yıllık yolculuğunda en doğru yaptığı şeyler neler oldu?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Birinci önceliğimiz her zaman doğru işlere odaklanmak oldu. İlk günden itibaren çok geniş bir skalada başlayarak daha sonra seçenekleri eleyip az önce belirttiğim stratejik alanlarımızı belirledik. Bir mühendislik firması olarak, geniş insan kaynağımız ve altyapımızla, aslında birçok mühendislik işine teklif verebilir durumdayız. Birçok elektromekanik ürünü yerlileştirebilecek gücü kendimizde hissetsek de odağımızı dağıtmamak adına bu 3 stratejik alanın içinde kalmaya özen gösterdik. Örneğin, Ansys temsilciliğimizi Anova’dan ayrıştırıp FİGES’in Ansys birimi ile birleştirerek Numesys adında ayrı bir şirket kurduk ve o konuyla ilgili tüm işleri de bu şirketin uhdesinde bıraktık.

İkincisi; iş konusunda romantik olmadık. Özellikle üç kurucu ortağın uzmanlığı hesaplamalı akışkanlar dinamiği olsa da ülkenin ve sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni yapılanmalardan geri durmadık. Bu süreçler, bazen kurucuların uzmanlığının dışına çıkmayı da gerektirdi. Hâlihazırda da hesaplamalı akışkanlar dinamiği birimimiz bizim için çok önemli; ama şirket içerisinde küçük bir bölümü oluşturuyor. Şirkette çok daha büyük departmanlar var. Asıl mesele bizim için başka alanlara girebilme cesaretini gösterebilmekti.

Üçüncüsü; Türkiye’de pek çok şirketin genel sorunu olan finansı, daha doğrusu nakit akışını yönetebilmekti. Finansı doğru yönetemeseydik bu büyümeyi sağlayamazdık diye düşünüyorum. Buradaki en büyük şansımız da Numesys’i kurmamız oldu. Numesys, tamamen kendi finansıyla dönen, çalışan başına cirosu yüksek olan bir şirket ve bu durum Anova’da yaptığımız AR-GE çalışmalarımızı da finanse etti.

Dördüncüsü ve en önemlisi ise bizim insana verdiğimiz değerdir. Bizim en büyük sermayemiz çalışma arkadaşlarımız oldu. Bir teknolojik KOBİ olarak, bugüne kadar öncül uygulamalara imza attık. Örneğin, henüz kimsenin gündeminde değilken 2015 yılında esnek mesai uygulamasına geçtik. Çalışanlarımızın yüksek lisans ve doktora çalışmalarını, gidilen ders saatlerini de mesaiden sayarak onları destekledik. Yıllardır sürdürdüğümüz eş ve çocukları da kapsayan sağlık sigortası uygulamamızı devam ettirdik. Dikey hiyerarşiye hiçbir zaman inanmadık. Kapısı açık, egosu küçük yöneticiler olmaya, kişilerin ve benliklerin değil yalnızca fikirlerin çatıştığı demokratik ortamlar oluşturmaya gayret ettik. Çalışma arkadaşlarımızın risk almalarına, hata yapmalarına müsaade ettik. Hesap soran değil hesap verebilen bir yönetim anlayışı benimsedik.

AC/DC – DC/DC konvertör ürün ailesi

MSI Dergisi: Anova, kuruluşunun hemen ardından şirketleşme politikasını devam ettirdi. Bugün itibariyle Anova bünyesinde bulunan şirketler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Lokomotif şirketimiz Anova AR-GE. Personelin büyük bir kısmı burada görev yapıyor; yerlileştirme projelerini de bu şirketimizin çatısı altında yürütüyoruz. Anova Mühendislik şirketimiz ise İstanbul merkezli ve daha çok yüksek başarımlı hesaplama ve donanım işleriyle ilgileniyor. Bir de Anova Savunma şirketimiz var. O da Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde Anova AR-GE’nin geliştirdiği ürünlerin mekanik imalatları ve montajını yapıyor.

MSI DERGİSİ: Siz aynı zamanda NUMESYS şirketinin de Yönetim Kurulu Başkanısınız, NUMESYS de bir Anova iştiraki mi?

Doğrudur, Ansys’in Türkiye’deki tek “Elite Channel Partneri” Numesys’in de yüzde 50 ortağıyız. Numesys de Ansys yazılımlarının ülkemizde yaygınlaşmasına yönelik yazılım satışı, eğitim, teknik destek ve danışmanlık hizmetleri veriyor. Kendi alanında dünyanın en yüksek ciro yapan 6’ncı firması. Kendi özelinde bir başarı hikâyesidir Numesys, çünkü Türkiye’de aynı işi yapan iki rakip firmanın bir araya gelerek kurduğu ve profesyoneller tarafından yönetilen bir ortak girişim (joint-venture).

Anova Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Emre Öztürk, test ve entegrasyon çalışmaları için OSTİM’de hayata geçirecekleri test merkezinin detaylarını, MSI Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ümit Bayraktar’a anlattı.

MSI DERGİSİ: Şirketleşme politikası devam edecek mi?

Evet,2023 yılı içinde spin-off olarak kurulmuş şirketimiz GEOM var. Anova’da müdür olarak çalışan iki arkadaşımızın ana ortağı olduğu; bizim de şirket olarak hissedar olduğumuz bir yapı. Bu şirket de akışkan hızlı bağlantı elemanı (quick coupling) geliştirmek için kuruldu. GEOM çalışanları, aslında Anova’nın personeli. Çalışma saatlerini ayarlayarak, geliştirmek istedikleri ürünler için GEOM’da da mesai harcıyorlar. Dolayısıyla şirkete sermaye desteği sağlamamızın yanı sıra insan kaynağı desteği de vermiş oluyoruz. Şimdi ürünlerinin kalifikasyon süreçleri devam ediyor. Ürünler tasarlandı, üretildi, kalifikasyonları yapılıyor. Birkaç aya kadar da ilk ürünleri çıkmış olacak. İkinci bir spin-off şirketi ise çok yakında kuracağız, bu şirket yüzde 100 Anova iştiraki olacak. Bahsettiğim stratejik alanlarımız kendi içinde de farklı dinamiklere sahip teknolojiler; dolayısıyla kendine özgü bakış açıları ile yönetilmelerinin daha doğru olacağını düşünüyoruz. Yakın zamanda bunun da duyurusunu yapmış olacağız.

Hava çevrim makinesi (HÇM), Anova tarafından, hava platformlarında görev yapan harici podların elektronik ekipmanlarının soğutma ihtiyacını karşılamak üzere tasarlandı ve üretildi.
ASMP-10X sayısal manyetik pusula; taşınabilir askeri cihazlar, silah kontrol sistemleri, insansız hava ve kara araçları gibi geniş bir alanda kullanılıyor.

Yeni Test ve Entegrasyon Merkezi

MSI Dergisi: Anova’nın hâlihazırdaki tesis altyapısı ve çalışan sayısı konusunda bilgi verir misiniz?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Anova şirketlerinde çoğu Ankara’da olmak üzere 300’e yakın çalışanımız var. Ayrıca Numesys’in de yaklaşık 100 personeli bulunuyor. İstanbul’da ve İzmir Teknopark’ta tasarım ofislerimiz var. Üretim anlamında ise Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde kendi imalatlarımızı yaptığımız tesislerimiz ve OSTİM’de bir entegrasyon merkezimiz bulunuyor. Burada seri üretimini yaptığımız ürünlerin elektromekanik montajlarını yapıyoruz. İVEDİK’te, test ve doğrulama çalışmaları için yeni bir test merkezi de açıyoruz. Geliştirdiğimiz hemen her ürün için performans test altyapısı kurmak durumundayız. Hem geliştirme aşamasında hem de seri üretime geçen ürünlerde performans doğrulaması yapabilmek adına bu sistemlerimizi her zaman faal olarak kullanıyoruz. Performans dışında kalifikasyon test ihtiyaçlarımız için Gebze, Eskişehir ve Ankara’da farklı test merkezlerinden hizmet alıyoruz. Bu testler için dış kaynak kullanmak ürün sayısı çok olunca fizibiletisini kaybediyor. Çünkü geliştirdiğimiz her ürünün kalifikasyonunun ve de seri üretimde olan ürünlerin ESS (environmental stress secreening) testlerinin yapılması gerekiyor. Muhtemelen 2024’ün sonuna doğru, kalifikasyon testlerinin bir kısmını, özellikle titreşim, sıcaklık ve nem testleri gibi çevresel testleri ve bazı EMI/EMC testlerini kendi bünyemizde yapıyor olacağız.

Ürün Aileleri Ortaya Çıkıyor

MSI Dergisi: Anova, bir süre proje firması olarak yoluna devam etse de ilerleyen süreç içerisinde yerlileştirme projeleri kapsamında ürünleşme için de ciddi adımlar attı. Bugün belli alanlarda ürün aileleri ortaya koymayı başardı. Anova ne tip ürünler geliştiriyor?

Dr. Emre ÖZTÜRK: En genel tanımla iki tip ürünümüz var. İlki, ihtiyaca göre tasarlanmış ve platforma özgü alt sistemlerden oluşuyor. Bu ürünlerimiz, sadece o alt sistemde kullanılabiliyor. Örneğin, bir hedefleme podunun iklimlendirme sistemini, bir helikopterin yakıt sistemini, bir lazer silahının soğutma sistemini ya da bir silah arayüz birimini ancak ilgili platformlarda çalışabilir şekilde, bize iletilen gereksinimlere göre tasarlıyoruz. Böyle bir ürünü başka bir platforma entegre edebilmek için mekanik arayüzleri, kontrol algoritmaları ve güç gereksinimleri gibi birçok şeyin değiştirilmesi gerekiyor. O ürünü neredeyse yeniden tasarlamaktan bahsediyoruz aslında. Dolayısıyla tekrar kalifikasyon yapmak gerekiyor. Bu ilk gruptaki ürünler platformlara özgü seri üretimini yaptığımız, ELD desteği verdiğimiz ürünler arasında yer alıyor.

Bir de hazır raf ürünleri olan alt sistem bileşenlerimiz var. Fanlar, güç çeviricileri, esnek mermi yolları, valfler, yakıt transfer pompaları ve eşanjörler gibi ürünlerimiz bu sınıfta yer alıyor. Bu ürünlerimizin de müşterinin ister setini geniş bir spektrumda karşılayan ürün aileleri haline gelmesi için çalışıyoruz. Bugün için mermi yolları, fanlar, güç çeviricileri ve kısmen yakıt transfer pompaları ürün gamı haline geldiler.

Anova’nın hazır raf ürünü olarak satılabilen ürünlerinin sayısını arttırmaya çalışıyoruz. Bu tür ürünlerimizin şu an için ciromuzdaki payı yüzde 40 seviyelerinde. Bu oranı yukarı taşıma hedefindeyiz.

Burada bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Anova, bileşenlerin alt bileşenlerini de kendi bünyesinde yapıyor. Örneğin bir fan tasarlarken bu fanın motoru ya da sürücüsü gibi tüm alt bileşenleri de Anova mühendisleri tarafından geliştiriliyor. Bizi salt bir entegrasyon firması yapmayan belki de en önemli özellik, bir alt sistemi yaparken, bileşenlerini ayrı ayrı yerlerden alıp entegre etmek yerine, o bileşenleri de yerlileştirmemizdir. Hatta bazı ürünleri yaparken oradan başka alt sistem ihtiyaçları da doğuyor.

Örneğin, ASELPOD için iklimlendirme sistemi üzerinde çalışırken fan ürün ailesine doğru evrilmemiz bu yaklaşımımızın bir sonucudur. Burada ana yüklenicilerin de bizi yönlendirmesi çok kıymetliydi. Bu noktada özellikle ASELSAN’a teşekkür borçluyuz. ASELSAN yetkilileri, “Size ASELPOD için sipariş açacağız; ama vereceğiniz alt sistemin içindeki yurt dışından hazır aldığınız parçaları da yerleştirmenizi bekliyoruz.” dediler. Bizim AC-DC ve DC-DC konvertör ailesi ve fan ailesinin temelleri, işte o zaman atıldı.

Ürün yerlileştirme çalışmalarımızda, ilgili alt sistemlerdeki bileşenleri de yerlileştirmek aslında bizim için bir tercihten ziyade bir mecburiyet. Bu konuda yaşadığımız acı tecrübelerin bir sonucu. Örneğin, ülkemiz için bir beka projesi olan Milli Muharip Uçak (MMU) projesinde üzerinde çalıştığımız alt sistemlerde kullanmaya karar verdiğimiz basınç regülasyonu yapan bir valfi, 100 yıllık bir Avrupa firmasından tedarik etmek istedik. İster setimizi gönderdik, uygunluk verdiler. Ama ürün ne isterimize uygun ne de zamanında geldi. Diğer bütün bileşeneleri kendimiz tasarladık, ürettik, test ettik ve zamanında masaya koyduk. Ama bu süreçte dışa bağımlı olduğumuz o ürün bütün sistemi etkiledi. Bu nedenle birçok bileşeni kendimiz geliştirmeye çalışıyoruz. Bir ürünü dışarıdan tedarik edeceksek de eğer varsa yerli üreticileri tercih ediyoruz.

“İhracat konusunda temsilciliklere büyük önem veriyoruz. Ürünlerimizi ve şirketimizi temsil edecek, güvenilir firmalardan oluşan bir satış ağı kurmaya çalışıyoruz.”

MSI Dergisi: Hangi ürünleri yerlileştireceğinizi nasıl belirliyorsunuz? Bu konuda siz mi karar veriyorsunuz yoksa dışarıdan gelen talepler mi etkili oluyor?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Burada iki tane yaklaşım var. Birincisi ve baskın olanı, stratejik alanlarımızdaki alt sistemleri oluşturan bileşenleri de kendimizin tasarlayıp üretmesi. Bir iklimlendirme veya yakıt alt sistemini oluşturan ürün sayısı belki 10 tanedir; ama her bir kalemin ürün gamına dönüşme potansiyeline de bakıyoruz. Ürün gamına dönüşebilecek ürünleri seçip pazar paylarına ve taleplerine göre çalışıyoruz.

İkinci yaklaşım olarak da personel yetkinliklerine göre hareket ediyoruz. Personelimizden gelen talepler de burada etkili olabiliyor. Yerli üreticisi olmayan, satış potansiyeli olan, yetkinliklerimiz ve stratejik alanlarımızla olabildiğince örtüşen ürünleri seçiyoruz. Örneğin, sayısal manyetik pusula, bizim üç stratejik alanımıza da girmeyen bir ürün. Ama bu konudaki projeyi, yetkin bir personel grubumuzun isteğiyle başlattık ve bu konuda ürün gamına doğru gidebileceğimizi düşünüyorum. Bu yaklaşımla geliştirdiğimiz ürünler belirli bir satış potansiyeline ulaştığında ise Anova içinden yeni spin-off’lar doğabilir.

“Hemen Her Platformda Bileşenlerimiz Var”

MSI Dergisi: Savunma ve havacılık sektörü için geliştirdiğiniz ürünler genel olarak nerelerde kullanılıyor?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Ağırlıklı olarak ürünlerimiz havacılık platformlarında kullanılıyor. Ama kara platformlarında ve çok kısıtlı olmakla beraber deniz platformlarında da ürünlerimiz var. Şu an baktığınızda KAAN, GÖKBEY, HÜRJET, ATAK 2, F-16 Özgür, ANKA, AKSUNGUR gibi platformlarda geliştirdiğimiz veya geliştirmekte olduğumuz ürünler mevcut. Ayrıca ATMACA, SOM-J gibi mühimmat türlerinde, TS1400 motorunda ürün veya alt sistemlerimiz bulunuyor. Bunların dışında bileşen seviyesindeki ürünlerimizle de hemen hemen her platform veya alt sistemde yer alıyoruz diyebilirim.

Çevresel iklimlendirme birimi, savaş uçakları için geliştirilen, yeni nesil, çok algılayıcılı bir hedefleme podu olan ASELPOD’un soğutma ve ısıtma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirildi.

1 Yıl İçinde Pitot Tüpü Ortaya Çıktı

MSI Dergisi: Anova’nın üzerinde çalıştığı yeni bir ürün ya da ürünler bulunuyor mu?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Hâlihazırda mevcut ürün ailelerimizden fanların, AC-DC/DC-DC konvertörlerin, pompaların çeşitliliğini arttırma çalışmalarımız devam ediyor. Yeni ürün olarak da uçan platformlarda kullanılacak bir pitot tüpü geliştiriyoruz. Ana yüklenici firmalarımızdan birinden gelen talep üzerine pitot tüpü üzerinde çalışmaya başladık. 1 yıl olmadı ve şu anda elimizde bir prototip mevcut. Önümüzdeki günlerde Almanya’da testleri yapılacak, uçuş esnasındaki hassasiyetlerine bakılacak. Pitot tüpü, yüksek hassasiyette üretim gerektiren bir ürün. Ayrıca her ürünün performans açısından doğrulanması gerekiyor. Uçan platformların tamamını düşündüğümüzde, potansiyeli oldukça yüksek bir ürün diyebilirim.

MSI Dergisi: İhracat çalışmalarınız nasıl ilerliyor?2023 yılını referans aldığımızda, Anova’nın ihracat konusunda istenilen seviyeye ulaştığını düşünüyor musunuz?

Dr. Emre ÖZTÜRK: İhracat konusunda şu an için rakamlardan daha çok önem verdiğimiz konu temsilcilikler. Ürünlerimizi, dolayısıyla şirketimizi ve bir nevi ülkemizi doğru bir şekilde temsil edecek güvenilir firmalardan oluşan bir satış ağı kurmaya çalışıyoruz. İngiltere’de, İtalya ve Endonezya’da birer temsilcimiz var. ABD’de ve Pakistan’da bir firmayla yakın zamanda temsilcilik anlaşması imzaladık. Orta Doğu’da Dubai merkezli bir firmayla imza aşamasındayız. 2023 yılında 10 ülkeye ihracat gerçekleştirdik, imzaladığımız yeni anlaşmalarla bu sayının 2024’te daha da artmasını bekliyoruz. Bundan sonrası ihracatımızı istediğimiz seviyeye çıkardığımız dönem olacak.

Pazarlamaya Ağırlık Verilecek

MSI Dergisi: 20 yılı aşkın sektör tecrübeniz ışığında, Anova’yı yakın gelecekte neler bekliyor, kısa ve uzun vadeli planlarınız nelerdir?

Dr. Emre ÖZTÜRK: Büyümeye ve dışa bağımlılığımızı azaltacak alt sistemleri yerlileştirmeye devam edeceğiz. Küçük bir ekip ile kurulan ofis şirketinden, sektörün gelişimine paralel olarak Türkiye’nin kritik projelerinde kritik alt sistemleriyle yer alan bir teknolojik KOBİ’ye dönüştük. Hatta artık KOBİ statüsünden çıkıyoruz. Biraz önce de ifade ettiğim üzere ciromuzun yüzde 40’ını seri üretimini yaptığımız ürünlerden elde ettiğimiz bir büyüme dönemine geldik. Bu oranı, gerek yurt içi satışlar gerekse ihracatla yüzde 75 bandına çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Bir taraftan da mühendislik kabiliyetlerimizi geliştiriyoruz. 2024 yılında, ayrı bir yapılanma planlıyoruz. Yurt dışı satış, pazarlama ve bayilik görüşmelerine ağırlık vereceğiz. Tabii satış artınca seri üretim ihtiyacı doğacak. Bu noktada Anova Savunma şirketimiz üretim anlamında yeniden ön plana çıkacak. 20 yılda Türkiye’de belli bir olgunluğa ulaştık. Şimdi kendimizi küresel pazarda göstereceğimiz bir noktaya doğru gidiyoruz. Alt sistem, bileşen üretebilmek çok önemli bir yetkinlik. Biz bileşenlerden oluşan alt sistemler geliştiriyoruz. Kendimizi geliştirirken, küresel anlamda bir alt sistem seviyesi çözüm ortağı olma yolunda adımlar da atıyoruz.

Anova Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Emre Öztürk’e zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için okuyucularımız adına teşekkür ederiz.

Loading

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.