Ana Sayfa Manşet Barok Savunma Kurucusu Senem Yıldız ÖZKILINÇ: “Savunma sanayisinde ortaya çıkan ürünlerin sanat eseri tadında olmasını istiyoruz ve Barok Savunma’da bunu yapıyoruz.”

Barok Savunma Kurucusu Senem Yıldız ÖZKILINÇ: “Savunma sanayisinde ortaya çıkan ürünlerin sanat eseri tadında olmasını istiyoruz ve Barok Savunma’da bunu yapıyoruz.”

Şebnem ASİL / s.asil@savunmahaber.com

Barok Savunma, hem girişimcilik hikâyesi hem de ürün geliştirme yaklaşımı ile Türk savunma ve havacılık sektöründe, şimdiden kendine özel bir yer edinmiş durumda. Çalışmalarını, sanat bakış açısını da katarak yürüten firmanın, özellikle kara platformlarına yönelik bir dizi ürünü kullanıma girdi. Firmanın bu noktaya gelmesinin ardında yatan girişimcilik hikâyesini ve faaliyetlerine yansıttığı sanat yaklaşımını, Barok Savunma Kurucusu Senem Yıldız Özkılınç ve Barok Savunma Mühendislik Müdürü Güray Günay’dan dinledik.

MSI Dergisi: Barok Savunma’nın kuruluş fikri nasıl ortaya çıktı?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Aslında savunma alanına küçüklüğümden beri ilgi duyuyordum. Her şeyden önce ülke savunmasının, daha iyi bir hayat yaşayabilmemiz için önemli olduğunu, çok erken dönemde fark etmiştim. Çünkü ülke sınırları ve bu sınırların doğru metotlar ve doğru bir iletişimle korunması, insanlarının yaşam kalitesini ve diplomatik olarak ülkenin konumunu ve saygınlığını belirler. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının güvenli ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmeleri için silahlı kuvvetlerin ve onu destekleyen sanayinin güçlü olması gerekir. Bu farkındalıkla hep vatandaş olarak ülkemin geleceğine katkı sağlamak, ülke için canlarını ortaya koyan askerlerimizi desteklemek istemişimdir. Bu duygu ve düşüncelerimin gelişmesinde, polis ailesinden gelmemin ve babamın sivil savunma amiri olmasının da etkisi büyüktür.

Barok Savunma’nın İç Konuşma Sistemi, son kullanıcı taleplerine göre analog (solda) ve dijital (sağda) tasarımlarla teslim edilebiliyor. 7 telsiz girişine ve 12 kullanıcıya kadar destek verebilen sistem; düşük hacmi ve uzaktan iletişim özelliği gibi özellikleri ile fark yaratıyor.

Diğer yandan, ortaokul çağlarımda, sanata karşı yeteneğimin keşfedilmesi, beni farklı bir yola yönlendirdi. Hayatta maalesef aynı anda birden çok mesleğe sahip olamıyorsunuz ve belli bir dönemde, bir işe odaklanmanız gerekiyor. Belki ikinci bir mesleği daha yürütüme şansım olsa askerliği denemek isterdim; ancak sanat kariyeri üzerinden ilerledim ve üniversiteden, heykeltıraş olarak mezun oldum.

Bir yandan, ticarete de hep yatkındım. Hatta üniversite yıllarında, kendi giyim markamı yaratma konusunda adımlar atmış; İstanbul, Ankara, İzmir ve Eskişehir’de tanınırlığı gittikçe artan bir marka yaratmayı da başarmıştım. Tabii o sıralarda öğrenci olduğum için bu faaliyetin sürekliliği olamadı; ama girişimcilik adına yapabileceklerimi gösteren bir örnek oldu.

Üniversiteyi bitirdikten sonra, heykeltıraş olarak çalışmaya başladım. Bir yandan da savunma alanına ilgim devam ediyordu. Savunma sanayisine katkıda bulunma isteğimden dolayı, sektörün ihtiyaçları üzerine düşünüyor ve neler yapabileceğimi sorguluyordum. Eşim Güray Günay’ın savunma sanayisinde çalışıyor oluşu da bana ışık tutuyordu. Onunla beraber, yurt içi ve yurt dışı fuarları geziyordum. Buralarda, örneğin, araçların içindeki ihtiyaçları anlamaya ve gözlemlemeye çalışıyordum. “Ben nasıl katkı verebilirim?” diye kendime soruyordum.

Barok Savunma’nın kara araçlarına yönelik bir diğer çözümü olan X-Light Projektör’ün bir yüzü beyaz ışık; diğer yüzeyi ise IR aydınlatma sağlıyor. Projektörün fark yaratan bir diğer özelliği ise yatayda ve düşeyde kesintisiz ve sonsuz şekilde dönebilmesi.

Heykeltıraş olarak ilk yapabileceğim, stil tasarım ile adım atmaktı. Heykel bölümü, yoğun anatomi eğitimini de içeriyor. Tüm kemikleri ve kas yapılarını öğreniyorsunuz, bunlarla ilgili çizimler yapıyorsunuz. Bu yoğunluğu anlatabilmek için şöyle bir örnek verebilirim. Üniversite eğitimim sırasında, 6-7 ameliyata girmişliğim vardır. Anatomiye hâkim olmak, sizi, her üründe ergonomiyi düşünmeye itiyor. Sadece ergonomi de değil; stil tasarım, üründe konforu da sağlayabiliyor. Örneğin, KBRN maskesini çizerken hâlihazırda var olan ürünü incelediğim zaman, görüş için iki ayrı göz camı olduğunu gördüm. Bunun stil tasarımını değiştirip yüzü komple cam olarak çizdiğimde, çok daha konforlu bir ürüne dönüştü. Araç gösterge paneli çalışmasında da stil tasarım yaparken birçok yüzey oluşturup alan kazanımı sağlamış oldum. Oluşan alanlarda; tüfek koyma yeri, bardaklık gibi ince detayları dahi düşünebildim.

İlerleyen süreçte, aklımda savunma sanayisi için bir şeyler yapma düşüncesi ile projeler üretmeye başladım. Hatta sahip olduğum kabiliyetlerle yetinmeyip 3 boyutlu modelleme eğitimi de aldım ve stil tasarımlarımla ilgili modelleme çalışmalarına da başladım. Askeri bir aracın stil tasarımı, KBRN maske tasarımı derken bir mühendis arkadaşımla İç Konuşma Sitemi’ni (İKS) geliştirmeye başladık. Bu süreçte, Barok Savunma’yı kurmak için de harekete geçmiştim.

MSI Dergisi: Kuruluş sürecinde neler yaşandı?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Kuruluş sürecinde, 2017 yılında, kanser olduğumu öğrendim. Bu sebeple kuruluş, hastane süreçlerinin de bir arada ilerlediği, zorlu bir dönemdi. Bir yandan kadın girişimci olarak destek arayışındaydım. KOSGEB’e ve teknoparka proje sunuyordum. Diğer yandan da ameliyatlar ve tedavi süreci ilerliyordu… Derken o arada şirketi kurdum. Şirketin kuruluş sürecinde, bir ekibim yoktu. Sadece İKS için, eski bir mühendis arkadaşım olan Ahmet Yılmaz ile birlikte çalışıyorduk. İKS dışında, KBRN maske tasarımı ve araç stil tasarımı çalışmalarını kendim yapıyordum. Şirketi kurduktan sonra, elektrik-elektronik mühendisi olan Hasan Özalp ve makine mühendisi olan Cemal Esen ile birlikte çalışmaya devam ettim. Bu süreçte, uzun zamandır üzerinde çalıştığımız İKS’nin tanıtımı için Konya’da, MPG firması ile görüşmelerim başlamıştı. Sağlık açısından oldukça kötü durumda olsam da tüm zorlu şartlara rağmen yaptığım bu görüşmeler sonucu anlaşma imzalamıştık. 29 araçlık bir projeydi. Bu anlaşma, benim için ilaçtan daha etkiliydi. Kanseri yenme sürecinde, işime bu denli sarılmamın etkisinin olduğunu düşünüyorum.

Kuruluştan bir süre sonra, o sırada 12 yıllık savunma sanayisi tecrübesine sahip olan eşim Güray Günay’ın da ekibimize dâhil olması ile teknik anlamda güç kazandık. Güray’ın ekibe katılmasının hemen ardından, bir kaç ay sonra IDEF 2019 fuarı vardı. Onun gelişi ile fuara, araç gösterge paneli ve uzaktan komutalı silah kulesi çözümlerimiz ile çıkabildik.

Bu süreçte, ekip büyümeye devam ediyordu. 20 yıllık savunma sanayi tecrübesi ile teknik ressam Ali Cenk Mutlu’nun aramıza katılması ile kuruluş ekibi olarak tanıtabileceğim ekip ortaya çıkmış oldu.

Barok Savunma Mühendislik Müdürü Güray Günay ve Barok Savunma Kurucusu Senem Yıldız Özkılınç

Barok Savunma’yı, belli bir türde firma ya da belli bir alanda faaliyet gösteren firma olarak tanımlamayı tercih etmiyorum. İlk çıkışımız İKS ve aydınlatma ürünleri olsa da bu tür sistemlerle sınırlı değiliz. Barok Savunma için “Askeri araç ihtiyaçlarına mühendislik çözümleri üreten bir firma” diyebilirim.

MSI Dergisi: Bugün geldiğiniz noktada, Barok Savunma’yı nasıl bir firma olarak tanımlarsınız?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Aslında Barok Savunma’yı, belli bir türde firma ya da belli bir alanda faaliyet gösteren firma olarak tanımlamayı tercih etmiyorum. İlk çıkışımız İKS ve aydınlatma ürünleri olsa da bu tür sistemlerle sınırlı değiliz. Barok Savunma için “Askeri araç ihtiyaçlarına mühendislik çözümleri üreten bir firma” diyebilirim.

Sanatla Daha İyi Çözümlere

MSI Dergisi: Misyonunuzda, “Savunma sanayisinde mühendislik ve sanatı birleştirmek”ten bahsediyorsunuz. “Sanat” kelimesi, sektörde pek kullanılan bir kelime değil. Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Anlatmak istediğimi en yalın şöyle ifade edebilirim: Türk Dil Kurumu sözlüğünde, sanatın ilk anlamı; “Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık” olarak geçiyor. Yaptığınız iş her ne olursa olsun, işin içine biraz duygu eklendiğinde, uğraşınız sanat eserine dönüşür. Savunma sanayisinde de ortaya çıkan ürünlerin sanat eseri tadında olmasını istiyoruz ve Barok Savunma’da bunu yapıyoruz.

MSI Dergisi: “Savunma sanayinde mühendislik ve sanatı birleştirmek” misyonu, son kullanıcıya ve sektöre neler kazandıracak?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Bunu, önce bazı örneklerle açıklamak isterim. Barok Savunma’yı kurmadan önce, fuarlarda, araçları incelerken aklımda hep “Bu sistemler araç içinde çok yer kaplıyor, daha küçük yapılamaz mı?” ya da “Bu sistem daha kolay kullanılacak şekilde tasarlanamaz mı?” gibi sorular vardı. Bugün, cep telefonlarını nasıl rahat ve kolay bir şekilde kullanıyorsak bir iç konuşma sistemi de aynı rahatlığa ve kolaylığa sahip olmalı. Bu bakış açısı, hem stil tasarımda hem de mühendislik tasarımında yeni kapılar açıyor.

Mühendislik ve sanatı birleştirmek; son kullanıcının ihtiyaçlarını anlayan, duyarlı, alandan ve hacimden kazanım sağlayan estetik tasarımların olduğu çözümler sunuyor. Her bir ürün, bir yandan da maliyet etkin çözümlere dönüşüyor. Ayrıca, göze de hitap ederek zorlu koşullar altında görevini sürdüren personele, bir nebze konfor ve motivasyon artışı sağlıyor.


Barok Savunma’nın Adaptif Dış Ses Kayıt Birimi ve Anons Sistemi, araç dışındaki seslerin temizlenerek araç içine aktarılmasını sağlıyor. Sistem, araç dışındaki sesleri, motor gürültüsünden arındırarak araç içerisindeki hoparlöre iletiyor ve aynı anda, USB bellek üzerine, tarih/saat bilgisi ile birlikte kaydediyor. Sistem ile 100 W gücünde çıkış ile anons ve siren yayını da yapabiliyor.

MSI Dergisi: Bu noktada, firmanızın ismini de sormak istiyoruz. Neden “Barok” ismini seçtiniz?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Barok, sanatta bir dönem ve ben de bu dönemi ve eserlerini çok severim. Barok Dönemi’nde, heykel alanında çok detaycı çalışmalar yapıldı. Bunlarda; ifadeye daha çok ağırlık verildi, kas yapısını daha detaylı ele alındı, detaylarda damarlara kadar inildi. Ben de detaycılığa önem veririm, biraz da mükemmeliyetçiyimdir. Amaçlarımızdan biri de mükemmeli yakalamak. Bu doğrultuda, şirketimize de Barok Savunma adını verdik.

İhtiyacı Tam Olarak Anlayarak Geliştirilen Çözümler

MSI Dergisi: Ürünlerinizi nasıl geliştiriyorsunuz? Örneğin, ilk fikir nasıl çıkıyor? Hangi süreçlerden geçerek ürünü son haline getiriyorsunuz?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Son kullanıcının ihtiyaçlarını belirlemek için yoğun bir araştırma süreci geçiriyoruz. Sektör gündemini takip ediyoruz; fuar katılımları ve kullanıcı ile yapılan sohbetlerle ihtiyaçları daha iyi görmeye çalışıyoruz. En önemlisi, empati yaparak kullanıcının -belki o anda farkında olmadığı için- bize ifade edemediği; ancak önemli olan noktaları ortaya çıkarıyoruz. İlk fikir, ihtiyaçların bu şekilde belirlenmesi ile oluşuyor.

İlk fikir oluştuktan sonra, ürünü, bir sanat eseri gibi tasarlamaya başlıyoruz. Projede çalışacak mühendis ekiple birlikte, tasarım ve üretim süreçleri ile ilgili planlamalar başlıyor. Şirketimizde, yeni nesil konfigürasyon yönetimi CM2 uygulama yolunda ilerliyoruz. Süreç mükemmelliğinin, ürünün kalitesini belirlediğine inanıyoruz. Ürün Yaşam Döngüsü (PLM) ve Kurumsal Kaynak Yönetimi (ERP) süreçlerini de gözeterek ürünün kavramsal aşamadan başlayarak ömür devrini tamamlamasına kadar geçen süreci baştan planlıyoruz. Verilerin oluşturulması, kayıt altına alınması, dokümante edilmesi, değerlendirmeler, prototip haline gelmesi, test süreçleri, varsa yapılacak iyileştirmeler ile nihai ürüne ulaşıyoruz.

Burada, vurgulamam gereken iki konu var. Birincisi, karşımızdakilere müşteri olarak değil, son kullanıcı olarak bakıyoruz. Biz, son kullanıcının ihtiyaçlarını anlamaya çalışıyoruz. Zaten önceliğimiz de son kullanıcının hayatını kolaylaştırmak.

İkincisi, ihtiyaçtan yola çıkmamız, bir tedarik makamının bir proje başlatması gibi bir ön şarta bağlı değil. Bizim için önemli olan, ihtiyacın ortada olması. Bir ihtiyaç varsa gerekirse öz kaynaklarımızla çalışmaya başlıyoruz.

MSI Dergisi: Bu yaklaşımınızın nasıl işlediğini, örnek bir ürün üzerinden anlatabilir misiniz?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: İç konuşma sistemlerine baktığımızda, bizim geliştirdiğimiz çözümden önce durum şöyleydi: Mevcut sistemler, daha çok tankçıların kullandığı türden, kumaş bir başlıkla kullanılıyordu. Bu başlığın üzerine, kompozit miğfer giyiliyordu. Asker, dışarıda biri ile konuşması gerektiğinde, kompozit miğferi çıkartıp kulağını açmak zorunda kalıyordu. Sistemi kullanmak için bir mandala basılması gerekiyordu.

Biz ne yaptık? Öncelikle tasarımımızla kompozit başlığın çıkartılarak emniyet açığı oluşmasının önüne geçtik. Aktif gürültü önleme özelliği ekledik. Sürücü ya da uzaktan komutalı silah sistemi operatörü gibi görev başında iki eli de dolu olan askerlerin, sistemi, sesli komut ile kullanabilmesini sağladık. Tüm bunları, sistem genelinin kapladığı hacmi azaltarak başardık.

MSI Dergisi: Bugün hangi sistemleriniz, hangi platformlarda kullanılıyor?

Güray GÜNAY: 8×8 zırhlı kabinli kurtarıcı araç ailelerinde İKS, Projektör, IR aydınlatma, kamera sistemi ve ön cam kafes kaldırma çözümlerimiz; farklı 4×4 zırhlı personel taşıyıcı modellerinde ise İKS, projektör sistemi ve IR aydınlatma çözümlerimiz kullanılıyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için yürüttüğümüz ve amfibi çıkartma gemisi simülatör iletişim sistemi geliştirilmesini konu alan proje devam ediyor. Ses Kayıt Birimi ve Siren Anons Sistemi çözümlerimiz ise 8×8 personel taşıyıcılarda kullanılıyor.

Stil Tasarım
Sektörde az bilinen bir kavram olan stil tasarım, kabaca, bir sistemin nasıl görüneceğine dair yapılan tasarım olarak tanımlanabilir. Aslında, askeri sistemlerde de dış görünüş ile ilgili yapılan çalışmalar, stil tasarım konusuna giriyor. Ancak stil tasarımın ne kadar iyi olduğu, askeri sistemlerde ikinci planda kalabiliyor. Diğer yandan, stil tasarım, estetik ile ilgili görülse de hem kullanıcının çalışma ortamını ergonomik hale getirmesi hem de sistem ile kullanıcı arasında bir bağ kurabilmesi ile fark yaratabiliyor. Örneğin, başarılı bir stil tasarımına sahip bir araç içi mahal, kullanıcıya rahat hareket edebilme imkânı tanımanın yanı sıra rahatlık ve konfor hissi de verebiliyor.

MSI Dergisi: Sektörle hangi modellerde iş birlikleri yapıyorsunuz ya da yapmak istiyorsunuz?

Güray GÜNAY: Biz bir KOBİ’yiz ve bir KOBİ olarak, hem ana yüklenicilerle hem bizim gibi şirketlerle iş birlikleri yapmak istiyoruz. Ana yüklenicilere ürün sağlamanın yanı sıra onlarla ortak projeler yapmaya ve “Teknoloji Kazanım Yükümlülüğü” uygulamaları çerçevesinde Ar-Ge yapmaya her zaman hazırız.

Diğer KOBİ’lerle verimli iş birliklerimiz devam ediyor. Özellikle üretim konusunda, birçok firma ile iş birliği yapıyoruz.

Konunun bir de üniversite ve akademi boyutu var. Bu kurumlarımızla Ar-Ge ve yenilikçilik çalışmaları kapsamında iş birlikleri yapmak için çalışmalarımızı da sürekli bir şekilde yürütüyoruz.

MSI Dergisi: İhracat konusunda çalışmalarınız var mı?

Güray GÜNAY: Aslında COVID-19 salgını öncesinde, ilk ihracatımızı yapacaktık. Ancak salgın, bu çalışmalarımızı biraz ertelememize yol açtı. Tayland, Ukrayna ve Nijerya’dan kurum ve kuruluşlarla görüşmelerimiz devam ediyor.

Kore Cumhuriyeti’nden bir firma ile çok güzel yürüyen ve ortak ürün geliştirmeyi kapsayan bir iş birliğimiz var. IDEF 2019’da sergilediğimiz uzaktan komutalı silah kulesi, bu iş birliğinin ürünüydü. Şimdi bu kulenin, tetik mekanizmasının tasarımını ve üretimini üstlendik. İlk prototipi, kısa bir süre önce gönderdik.

Karşımızdakilere müşteri olarak değil, son kullanıcı olarak bakıyoruz. Biz, son kullanıcının ihtiyaçlarını anlamaya çalışıyoruz. Zaten önceliğimiz de son kullanıcının hayatını kolaylaştırmak.

MSI Dergisi: Barok Savunma’nın gelecek hedefleri neler?

Güray GÜNAY: 2021 yılı itibarıyla seri üretime dayalı, patentlenebilir projeler ile birlikte teknoloji atağına kalkmayı planlıyoruz. Konsept çalışmaların yanı sıra sektörde, alanımıza özel konularda, dünya çapında lider olabileceğimiz projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Kara araçları alanında edinmiş olduğumuz tecrübe ve birikimin; deniz, hava ve uzay teknolojilerinde de etkin bir yer edinmemizde yol gösterici olacağını öngörüyoruz.

Önleyici bakım, ürün yaşam döngüsü ve veri toplama-işleme üzerine de projeler hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

Seri üretim kapasitemizin arttırılması yolunda da hızlı adımlarla ilerliyor olacağız.

Bir Bakışta Barok Savunma
Çalışan Sayısı: 10
2019 Cirosu: 6.000.000 lira
Yürüyen Proje Sayısı: 6
Tesisler: Üretim atölyesi, ofis katı ve idari kattan oluşan 450 metrekarelik kapalı alan

MSI Dergisi: İzmirli bir firma olarak, geçtiğimiz yıl 30 Ekim’de gerçekleşen depremde, fiilen kurtarma çalışmalarına katıldığınızı biliyoruz. Biraz da bu faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Öncelikle tüm İzmir’e ve ülkemize geçmiş olsun demek istiyorum.

Eşimle, yıllardır doğa sporları ile ilgileniyoruz ve ikimiz de mağaracıyız. Mağaracılık, federasyonu olan bir spor dalı ve federasyonun arama kurtarma birimleri var. Biz de hem kurtarma eğitimi almıştık hem de federasyonun kurtarma birimlerindeydik. Deprem olunca, hemen göreve koştuk. Hatta Barok Savunma’daki diğer arkadaşlarımız da bize destek olmak istedi. Onları da hızlıca bu çalışmalar için hazırladık ve sonuçta, enkaz bölgesine giriş-çıkışlarla ilgili kayıtlara, “Barok Savunma” olarak geçtik. Bu da bize gurur veriyor.

Önümüzdeki dönemde, Barok Savunma ekibinin de bu alandaki kabiliyetlerini arttırmayı ve her çalışanımızı, böyle afetlerde göreve alabilecek bir noktaya getirmeyi hedefliyoruz.

Barok Savunma, üretim altyapısına da sahip.

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Senem Yıldız ÖZKILINÇ: Sektörde bir sanatçının varlığına, bazen ön yargı ile bakılabiliyor. Oysaki geçmişe dönüp baktığımızda, bir sanatçının, aynı zamanda matematikçi ya da mimar olduğunu gördüğümüz birçok örnek var. Günümüzde de heykel okuyup politikacı olan, sanatçı yönünün yanı sıra ticaret ile ilgilenen çok sayıda insan var. Görüyorum ki savunma sanayisindeki ilk örnek benim. Bu durumun ilk başta yarattığı kaygıyı anlayabiliyorum. Aynı zamanda, ilk bakışta oluşan önyargının, sunduğumuz kaliteli ve güvenilir ürünler ile ortadan kalktığını da görüyorum.

Almış olduğum sanat eğitiminin işime katkılarının büyük olduğunu düşünüyorum. Kullanıcıya; ergonomik, konforlu, oran orantı olarak alan ferahlığı yaratan minimalist ürünler tasarlamak, sanatsal kaygının katkısıyla mümkün oluyor.

Barok Savunma Kurucusu Senem Yıldız Özkılınç’a ve Barok Savunma Mühendislik Müdürü Güray Günay’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdıkları ve verdikleri bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 531 Toplam Görüntüleme,  3 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.