Ana Sayfa Söyleşiler FNSS, Pandemi Döneminde Ürün Portföyünü Genişletti ve Yerlilik Oranlarını Arttırdı

FNSS, Pandemi Döneminde Ürün Portföyünü Genişletti ve Yerlilik Oranlarını Arttırdı

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail KURT:

Pandemi sürecinde ve sonrasında operasyonel anlamda çok yoğun bir dönem geçirdik. Bu süreçte tamamlanan veya tamamlanmaya çok yaklaşan sözleşmelerimiz kapsamında ortaya çıkan yeni ürünlerle birlikte çok geniş bir ürün portföyü oluşturmuş olduk. Pandemi sonrasında önceye kıyasla ürün yelpazemizde önemli bir büyüme oldu. Bu açıdan baktığımızda, pandemi döneminin, bizim için verimli geçtiğini ifade edebiliriz.”

Türkiye’de, savunma ve havacılık sanayisi alanında kurulan ilk özel şirket olan FNSS, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yanı sıra müttefik ülkelerin silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyor. Bugün; etkin, güvenilir ve yenilikçi paletli ve tekerlekli zırhlı araçlar, hücum köprüleri, silah kuleleri ve çeşitli araç alt sistemleri tasarlayan ve üreten FNSS, yaklaşık 35 yıllık sektör deneyimi, kullanıcı dostu yaklaşımları, teknolojiye ve geleceğe yönelik yatırımlarıyla, küresel ölçekte dünya liderleri arasında Türkiye’yi temsil ediyor. FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, firmanın yeni ürün yelpazesi, hibrit araç çözümleri, yerli üretim için geliştirdikleri yenilikçi projeleri ve AR-GE çalışmalarını, MSI Dergisi okuyucuları için anlattı.

MSI Dergisi: Nail Bey, pandemiyle başlayan süreç, sizlerle eskisi kadar sık bir araya gelmemize de engel oldu. Bu nedenle sizden, öncelikle FNSS’nin son birkaç yıllık dönemdeki faaliyetlerine ilişkin bir durum güncellemesi yapmanızı istiyoruz. 2023’ün ilk yarısını da dâhil ederek bu dönemin FNSS açısından nasıl geçtiğini anlatır mısınız?

K. Nail KURT: Pandemi, bizim en büyük iki ihracat projemiz olan Umman ve Malezya projelerimizi başarıyla bitirdiğimiz bir döneme denk geldi. Bu projeleri başarıyla bitiriyor olmamız hem itibarımız hem de gelecek iş imkânlarımız açısından çok önemli. Biliyorsunuz Malezya projesi, Türkiye’nin o dönem için savunma alanındaki en büyük ihracat sözleşmesiydi ve PARS 8×8’in de ilk ihracatıydı.

Daha sonra Umman projesi ile hem PARS’ın teknolojik tekâmülü açısından hem de bizim stratejik bir kullanıcı olarak gördüğümüz Umman ordusu açısından ciddi bir başarı hikâyesi çıkarttık. Umman’da, projemizin devamı niteliğinde, offset taahhütlerimiz kapsamında ciddi bir girişimde bulunarak Umman Kara Kuvvetleri için “Fabrika Seviyesi Bakım Onarım Merkezi” kuruyoruz. Bu merkez, Umman’daki kalıcılığımız açısından önemli bir dayanak olacak.

Pandemi hem Orta Doğu hem Uzak Doğu ülkelerinde ciddi bir kapanmaya neden oldu. Bu bölgelerde fiziki anlamdaki bir kapanmanın çok ötesine geçen bu süreçte, dış alımlar ve askeri harcamalar durma noktasına geldi. Batı’da ise tersi bir seyir görüldü ve hatta Amerika ve Avrupa’daki askeri harcamalar yer yer artış gösterdi. Pandeminin getirdiği olumsuzluklara rağmen Türkiye’de de çok sayıda kara sistemleri projesinde çalıştık; çalışmaya da devam ediyoruz. Bu dönemin zorlu şartlarında bile hiçbir şekilde müşteri memnuniyetini sağlamaktan ve sözleşme gerekliliklerine uymaktan geri kalmadığımızın altını çizmek istiyorum.

Türkiye’nin şu anda devam eden veya teslimatları yeni tamamlanmış olan çok önemli kara sistemleri projelerinde lider konumdayız. Silah Taşıyıcı Araçlar Projesi’nin (STA) ilk fazını tamamladık ve ikinci fazına devam ediyoruz. STA’lar, Kara Kuvvetleri Komutanlığının elindeki en yeni muharip araçlardır. Aynı zamanda Zırhlı Muharebe Aracı (ZMA) modernizasyonu çalışmalarımız devam ediyor. İkinci parti ZMA modernizasyonu projesinde ana yüklenici olarak seçildik, bu da bizim için önemli bir basamaktı; çünkü ZMA’lar bizim evlatlarımız.

Dünyada Amerika ile birlikte sadece Türkiye’de FNSS tarafından üretilebilen ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları doğrultusunda sıfırdan tasarlanarak geliştirilen Zırhlı Amfibi Hücum Aracı’nın (ZAHA) teslimatları tamamlandı.

Roketsan ile Kaideye Monteli Cirit (KMC) projesi devreye girdi. Beraber yaptığımız ilk 3 aracın sahada çok başarılı sonuçlar vermesi üzerine, yeni bir sipariş geldi. Bu süreçte, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda, Zırhlı Amfibi Hücum Aracı’nı (ZAHA) sıfırdan tasarladık ve çok zorlu ve uzun süren kalifikasyon testlerinden başarıyla geçtik. Benzer sınıfta bir aracın sadece ABD’de tasarlanmış ve üretilmiş olduğu dikkate alındığında, ZAHA’nın önemi daha iyi anlaşılabilir. Toplam 27 adet ZAHA’nın teslimatının gerçekleştirildiği proje kapsamında bu araçlarımız Deniz Piyade Tugayımız ve TCG ANADOLU’da görevlerine başladı.

Özel Kuvvetler Komutanlığının ihtiyaçları için başlatılan 6×6 Mayına Karşı Korumalı Araç (MKKA) Projesi kapsamında geliştirdiğimiz PARS 6×6 Özel Operasyonlar Aracı’nı da kendi alanında çok ileri özelliklere sahip bir araç olarak ortaya koyduk.

6×6 ve 8×8 araçların yer aldığı Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Araç ihalesinde de ipi göğüsledik. Farklı sayıda varyant içeren bu projede prototiplerimizi bu yıl tamamlayarak, kalifikasyon testlerine başlayacağız. Önümüzdeki yıl içinde tüm testler tamamlanacak ve belirlenen sayıda araç teslimatına da başlamış olacağız. Bizim sorumluluğumuzda şu an için 100 adet araç bulunuyor. Projenin devam siparişlerinin de geleceğini düşünüyoruz.

Kendi mühendisliğimizle geliştirdiğimiz, ZAHA üzerinde kullanılan 12,7 mm MT ve 40 mm bomba atar silahlı ÇAKA kulemiz Deniz Kuvvetlerimizin; tek silahlı kulelerimiz ise Özel Kuvvetler Komutanlığımızın envanterine girdi. Her iki kule üzerinde yapılan zorlayıcı testler sonucunda erişilmesi güç bir atış performansı yakaladığımızı ve bunun ciddi bir güç çarpanı olacağını söyleyebilirim. Malezya ve Umman’daki 25 mm kulelerimizin daha hafif ve insansız versiyonlarının prototipleri tamamlanmak üzere.

KORKUT hava savunma sisteminin araçlarını, güç grubundaki ambargolara rağmen teslim etmeye başladık. Devam niteliğinde yine ASELSAN ile HİSAR alçak irtifa hava savunma aracı için teslimat yapacağız.

Halihazırda devam eden çok önemli bir proje olan Yeni Nesil ZMA’nın fiziki testlerine 2 araçla katıldık. PARS’ın iki değişik ve ileri versiyonu olan yüksek beygir gücüne sahip 35 ton üzerinde ağırlığa sahip 8×8 araçlardan bahsediyoruz. Araç konfigürasyonu ve balistik koruma açısından ciddi avantajlara sahip bu araçlar, bizim önümüzdeki dönem en hızlı ve en önemli yarış atlarımız olacak.

PARS III 8×8, yüksek koruma seviyesi sayesinde hem personel taşıma amacıyla üretilen mayına karşı korumalı araçların koruma seviyesini sağlıyor hem de modern bir zırhlı muharebe aracından beklenen kabiliyetleri bünyesinde bulundurarak fark yaratıyor.

Ülkemizin karşılaştığı çok ciddi ambargolara rağmen ambargo uygulanan sistemlerin yerli muadilinin kullanılması ya da alt sistemlerde değişikliğe giderek problemlerin çözümü yönünde ciddi çalışmalar yaptık. Bu alt sistemler arasında, güç grubu ve 25 mm top gibi bileşenler de yer alıyordu.

Genel olarak bakıldığında, ihtiyaç duyulan bazı kritik alt sistemlerin tasarımı ve üretimi konusunda hem FNSS olarak hem de yerli tedarikçilerimiz ile ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu bağlamda, FNSS’nin stratejik planlarına uyan ve teknolojik yol haritamızın içinde yer alan birçok konu var. Bunun yanında, alt sistem/birim üreten yerli tedarikçilerimize desteğimiz her zaman olduğu gibi artarak devam etmektedir.

Özetlersem pandemi sürecinde operasyonel anlamda çok yoğun bir dönem geçirdik. İnanılmaz bir ürün portföyü oluşturduk. Pandemi sonrası müşterilerimizin karşısına 15 civarında ürünle çıkıyoruz. Bizim için pandemi dönemi, ürün geliştirme anlamında çok verimli geçti.

MSI Dergisi: FNSS’nin son dönemde daha çok yurt içerisindeki faaliyetlere odaklandığını gözlemledik. Geçmişte ise bunun tam tersi bir durum söz konusuydu. Bu konuda siz neler söylemek istersiniz?

K. Nail KURT: Son 10 yılda, yurt içerisinde talip olduğumuz ve sözleşme imzalamak üzere seçildiğimiz işlerin oranına bakarsak FNSS adına çok büyük bir başarı elde ettiğimizi söyleyebilirim. Sizin de belirttiğiniz gibi FNSS, bunun öncesindeki dönemde, cirosunun büyük bölümünü -kizaman zamanbu oranyüzde 95’ler seviyesine çıkıyordu- ihracattan karşılayan bir firmaydı. Şimdi ise o dönemde yaşadığımızın tam tersi bir durumla karşı karşıyayız. Özellikle son 4 yılda, çok daha fazla yurt içerisinde odaklandık. Yurt içerisine odaklandığımız bu dönemde, pandeminin de etkisiyle ihracat tarafındaki faaliyetlerimiz yavaşladı.

FNSS ile Umman Sultanlığı Hükümeti Maliye Bakanlığı arasında, Umman Fabrika Seviyesi Bakım Onarım Merkezi Sözleşmesi imzalandı.

Ufukta İhracat Patlaması Var
MSI Dergisi:
FNSS’nin ihracat faaliyetleri önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyecek peki?

K. Nail KURT: Ciddi bir patlama yaşayacağımızı ümit ediyorum. Çünkü elimizde bunu düşünmemizi sağlayacak çok fazla veri bulunuyor. Ürünlerimizin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmiş olmasının, Orta Doğu ve Uzak Doğu’ya daha çok açıldığımız bu yeni dönemde, önemli bir avantaj sağlayacağını düşünüyorum.

Endonezya, bizim için büyük ve önemli bir pazar. Başarılı bir stratejiyle KAPLAN MT (HARIMAU) prototipleri tamamladıktan sonra, 18 adetlik sipariş aldık. Endonezya’da orta tank ihtiyacı çok fazla; ancak bütçeleme nedeniyle tedarik süreci yavaş ilerliyor. Bu problem aşıldığında, yeni siparişlerle birlikte önemli bir orta tank projesi hedefliyoruz.

Malezya’da çok iddialı bir şekilde hazırlandığımız ZMA modernizasyonu projesi ve ayrıca 6×6 ve 4×4 tekerlekli zırhlı araç projeleri var. Suudi Arabistan’da PARS 8×8 aracımızla yaz testlerine katıldık. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile de tekrar görüşmelere başladık. Orta Doğu’da ilişkilerin düzelmesiyle birlikte önümüzdeki dönem için çok sağlam projelere bakıyoruz ve yatırım yapıyoruz. İhracat başarıları yakalamaya devam etmek ülkemize borcumuz.

Hibrit Sistemlerde Gelişim Sürüyor

MSI Dergisi: Hibrit güç grubu konusunda yoğun bir geliştirme sürecinde olduğunuzu biliyoruz. Bu konudaki çalışmalarınız hangi aşamada?

K. Nail KURT: Hibrit güç grubunda, 20 tona kadar paletli araçlarda kullanılabilecek bir çözüm ürettik. IDEF’te de sergiledik. İlk etapta 20 tonluk; ilerleyen süreçte 40 tona kadar araçlarda kullanılacak bir hibrit güç grubu üzere çalışmalar yapıyoruz. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak, ilerleyen süreçte ana muharebe tankları için çözüm sunmak da planlarımız arasında.

Hibrit araçlarda, araç tonajı arttıkça batarya ağırlığı sorun olabiliyor. Bu sorun da bugün için bu teknolojinin ana muharebe tankında uygulanmasını engelliyor. Ancak birkaç yıl sonra bunun mümkün olacağını bize düşündüren inanılmaz teknolojik gelişimler yaşıyoruz.

MSI Dergisi: Nedenelektrikli değil dehibrit bir çözüm üzerinde çalışmayı tercih ettiniz?

K. Nail KURT: Üssün dışında, sahada görev yapacak; gittiği yerden uzun süre dönmeyecek ve orada kendini idame ettirmesi gereken sistemlerde, tamamen elektrikli bir çözüm geliştirmenin günümüz şartlarında doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü sahaya çıkan bir aracın bataryalarını şarj edecek elektrik altyapısının bulunması konusu, bugün için büyük bir soru işareti. Dizel motorların devrede kalmaya devam etmesi gerektiğine inanıyoruz ve bu yüzden de hibrit bir sistem üzerine çalışıyoruz.

MSI Dergisi: Peki neden tekerlekli değil de paletli araçları hedeflediniz?

K. Nail KURT: Hibrit güç grubunda, özellikle paletli araçlara yoğunlaşıyoruz ve halihazırda kullanılmakta olan transmisyonlara ihtiyaç duymayan bir çözüm geliştirme yönünde stratejik adımlar atıyoruz. Çünkü paletli araçlarda transmisyon konusu çok büyük bir sorun olabiliyor. Bu alt sistem için tedarik yapılabilecek iki firma var. Her iki firma da Batı ülkelerinde ve bu ülkeler geçmişte Türkiye’ye ambargo uyguladı.

Hibrit güç grubu konusunda yoğun bir geliştirme sürecine giren FNSS, 20 tona kadar paletli araçlarda kullanılabilecek çözümü Kaplan Hybrid’i IDEF 2023’te tanıttı.

En İyi Korunma Görünmemektir

MSI Dergisi: FNSS’nin tekerlekli ve paletli zırhlı araçlarla ilgili yol haritasının geleceğinde neler var?

K. Nail KURT: Ürün olarak hem kinetik enerjili mühimmata hem de el yapımı patlayıcı (EYP) ve mayına karşı daha fazla koruma sağlayacak araçlar üretmeliyiz. Fakat bu konuda mevcut teknolojilerle sınırlara gelindiğini düşünüyorum. Daha fazla koruma için bundan sonrası, neredeyse 45 tonluk araçlara doğru gidiyor. Kullanıcılar da bunun farkında. Sadece tekerlekli değil, paletli araçlarda da durum böyle. Keza bir ana muharebe tankı değil, bir piyade muharebe aracından bahsediyorsak üzerinde 25-30 mm veya belki de 40 mm toplu bir kule olacaksa ve içinde personel de taşıyacaksa çeşitli konularda optimizasyon anlamında kritik kararlar vermek gerekiyor. Bu tür araçlarda, son birkaç yılda ders niteliğinde ortaya çıkmış bir ABD örneği var. ABD’de taleplerden yola çıkılarak geliştirilen araçların, yaklaşık 50 ton ağırlığa kadar çıkabildiği görüldü. Sonra da proje iptal edildi. Çünkü 40 ton üzeri araçlar, bugünün şartlarında operasyonel olarak ağırlık, malzeme ve silüet gibi engellere takılıyor. Muharebe sahasında görünmemek, en iyi korunma yöntemidir.

Biz bu amaca ve stratejiye hizmet eden iki adet yeni 8×8 geliştirdik. Paletlide 15 ton ağırlığında ZMA-15; 17 ton ağırlığında STA örneklerimiz de var. Orta tank KAPLAN MT, güç grubu yerinin değişmesiyle zırhlı personel taşıyıcı olarak hizmet edebilir. Aynı alt sistemlerle 30 ton paletli aracımız da nerdeyse hazır diyebilirim.

MSI Dergisi: Paletli araçta bir prototip görecek miyiz yakında?

K. Nail KURT: Tasarımımız hazır; ama henüz prototipi üretmedik. Türkiye’deki ihtiyacın belirlenmesini bekliyoruz. Çok sayıda proje üzerinde çalıştığımız için bu yoğunlukta vakit de kaybetmemek adına biraz frene bastık. Ancak Endonezya’da ciddi bir talep var. BAE ve Suudi Arabistan, 30-40 ton arası sınıfta bir araca ihtiyaç duyuyor. Tasarlayacağımız araç, buralardaki ihtiyaçlara da hizmet edebilir diye düşünüyoruz. Ülkemizdeki ihtiyaca göre aracın ağırlığı belli olacaktır. Konseptlerimiz hazır; mühendis arkadaşlarımız çalışmalarına dikkatle devam ediyorlar. Yurt dışı talepler için kısa dönemde 30 tonluk KAPLAN MT benzeri, güç grubu önde olan bir sistemi seneye görebiliriz. Fakat Endonezya bizden daha hızlı hareket edebilir. Türkiye’deki yeni nesil araçlarda tekerlekliler önde; paletliler biraz daha arkadan geliyor.

Düşük Silüet Avantaj Sağlıyor

MSI Dergisi: Son yıllarda yaşanan savaşlar ve çatışmalar ışığında, FNSS olarak geleceğin muharebe sahasına ilişkin değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?

K. Nail KURT: Muharebe sahasındaki tehdit unsurları giderek artıyor. Tehditlere karşı fiziki koruma için araçlara eklenen sistemler, ağırlık artışını da beraberinde getiriyor. Operasyonel sebeplerden dolayı da artan ağırlığın yönetilmesi zorlaşıyor. Zırh, uyarı sistemleri, aktif koruma sistemleri ve radar sistemleri gibi koruma seviyesini ve kalitesini arttıran alt sistemlerin yanı sıra yüksek kalibreli silahlar bu ağırlığı arttıran unsurların başında geliyor. Kulede kullanılacak silahın 25 mm’den 35-50 mm’ye kadar çıkılabileceğini düşünüyoruz. “Görünmemek en iyi korunma yöntemidir.” demiştim az önce. Görünmemeyi sağlamak için de termal koruma sistemleri, düşük silüet, sessizlik, çeşitli yüksek teknolojili sistemlere ek olarak aracın boyutlarının da küçük olması lazım. Fark edildiğiniz anlaşılınca çatışmadan kaçmak ise arazide yüksek hareket kabiliyeti, hafiflik ve çeviklikle ilgili konular. Eğer çatışmak gerekiyorsa da güçlü bir zırha ve vurulacağınız mesafenin daha ötesinde vurabilmenizi sağlayacak silahlara ihtiyacınız olacak. Bu yüzden STA araçlarına, önce Kornet’leri sonra Roketsan ile birlikte OMTAS füzelerini koyduk. Bunun yanında, KMC projesi kapsamında STA aracında yapılan güncellemeler ile Roketsan’ın UMTAS füzelerinin de kullanılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Tehdit sizi gördüğü mesafede vuramazken, sizin onu vurabiliyor olmanız çok kritik bir operasyonel yetenek.

FNSS’nin dünyanın dört bir yanında görev yapan paletli ve tekerlekli zırhlı muharebe araçları, etkin ateş gücü ve üst düzeyde balistik koruma seviyesiyle muharebe sahasında kullanıcısına üstünlük sağlıyor.

Görülmemenin önemi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda iyice anlaşıldı. Rusya’nın tank gücüne karşı, Batı’nın tanksavar füzeleri çok etkili oldu. Üstelik çoğu da zırhlı araçlar üzerinde bile değildi. Bu durum, gayrinizami şekilde bir ülkeye girildiği zaman, tanksavar füzelerinin gücünü ve görülmemenin önemini kanıtladı. Görüldüyseniz bunu algılayan tespit sistemleri ile kaçacak, vurulmamak için hedef küçülteceksiniz. Bugün elimizdeki teknolojiler sayesinde, tasarladığımız bir aracın silüetini çok düşük seviyelere indirebiliriz. Bu özellikler FNSS araçlarında mevcut. FNSS araçlarında yüksekliğin ayarlanabilir olması, mayın korumasını daha etkin sağlıyor. Mayınlı bir arazide aracı yükseltip mayına karşı korurken, açık arazide tespite açık bir konumdaysanız aracın bütün silüetini önemli ölçüde düşürebiliyoruz. Geliştirdiğimiz araçlarda kullandığımız teknolojiler, koşullara azami ölçüde uyabilme anlamı taşıyor.

Roketsan ile birlikte KMC projesini geliştirirken “Düşman beni 5 kilometreden vurabiliyorsa ben onu çok daha uzaktan nasıl vurabilirim” sorusuna cevap aradık. Bizim teknoloji yol haritamızda, KMC’ye destek niteliğinde projeler de var. Bu tür teknolojiler, bir sonraki adımı öngörerek kademeli olarak geliştirilir. 5 yıl sonrasını öngörmek ve hazır olmak gerekiyor. Denemelerimiz sonucunda, savunma sanayisinde şimdiye kadar kullanılmamış olan bir döküm malzemesini kullanarak ürünlerimizde hafifleştirmeler yapıyoruz. Kendi kaynaklarımızla fonladığımız ve yol haritamızda bulunan ana ürünlere hizmet edebilecek şekilde yapılandırdığımız buna benzer pek çok AR-GE projemiz var.

Sektörde Yerlilik Oranı Sürekli Artıyor

MSI Dergisi: Hem sizin hem de sektördeki paydaşlarınızın AR-GE ve ÜR-GE faaliyetleri ışığında FNSS araçlarının yerlilik oranları nereden nereye geldi?

K. Nail KURT: 5 yıl öncesi için yüzde 50 yurt dışından, yüzde 50 yurt içinden olacak şekilde standart bir durum vardı. Şu anda ise yerlilik oranlarımız yüzde 70’ler seviyelerine çıktı. Bu oran artışında zırhın da etkisi var. OYAK tarafından satın alınan Miilux’un belirli kalınlıklardaki zırhlarını kullanıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, aracı oluşturan alt bileşenlerin büyük bölümünü iç pazardan karşılayabiliyoruz.

Şu anda motor, transmisyon ve silah, bir araç için en önemli alanları oluşturuyor. Ülkemizin zaman zaman ambargolara maruz kaldığı bu kritik bileşenler dışında da geriye, ekonomik olarak daha düşük maliyetli ve ambargolardan etkilenmeyen parçalar kalıyor.

Bu noktada, araçlarımıza ateş gücü kazandıran namlulu silahlar konusuna bir parantez açmak istiyorum. Çünkü kara sistemlerinde 12,7 mm ve üzeri kalibrelerdeki namlulu silahlar konusunu halletmemizin önemli olduğunu düşünüyorum. Artık Türkiye’de 12,7 mm silah üreten şirketler var. Daha üst kalibrelerde de TR Mekatronik, hava sistemleri için 20 mm topu üretti. 25 mm top da geliştirme ve kalifikasyon aşamasında. Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araçlar (ÖMTTZA) Projesi de bu topun envanterde kullanılmaya başlandığı ilk proje olacak. Samsun Yurt Savunma’nın (SYS) stratejik bir hamleyle AEI Systems’ı satın almasıyla 30 mm top konusunda önemli bir adım atıldı.

2024’ün İkinci Yarısında Yeniden Yükseliş Başlayacak

MSI Dergisi: FNSS olarak gelecekte sizi neler bekliyor?

K. Nail KURT: Gelecek projeksiyonlarımızda, tekrar bir büyüme dönemi öngörüyoruz. Bu yılın sonuna kadar, yurt içinde ve dışında almayı planladığımız işler var. 3 veya 4 tane önemli sözleşme imzalamayı planlıyoruz. Satış planlarımıza göre, 2023 ve 2024 dönemi şu anki seviyede seyredecek. Son yıllarımız, başta da söylediğim gibi ürün geliştirme dönemi olarak geçti. 2024’ün ikinci yarısı ve 2025 sonrası, satış anlamında tekrar yükselme ve kuvvetli bir büyüme döneminin gelmesini bekliyoruz.

Bu yolculukta, ekosistemimizdeki bizimle birlikte çalışan paydaşlarımıza da sizin aracılığınızla bir mesaj vermek istiyorum. Önümüzdeki yükselme döneminde, bizi zorlu projeler bekliyor. Bu dönemde karşılaşacağımız zorlukların üstesinden gelebilmemiz için bizim gibi onlar da teknolojik, mühendislik ve fiziki altyapılarını güçlendirmeliler. Dünyadaki gelişmeleri yakalayabilmek için gereken alanlarda yatırım yapmak ve geleceğe hazır olmak gerekiyor. Geleceğe birlikte hazırlanmalıyız.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

FNSS, pandemi sürecinde operasyonel anlamda çok yoğun bir dönem geçirdi. Süreçte tüm dünyada kapanma yaşanırken, FNSS ürün portföyünü genişletti. FNSS pandemi sonrasında müşterilerinin karşısına 15 civarında ürünle çıkıyor.

Loading

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.