Ana Sayfa Kitap FNSS’den Türk Tankçılığının Başlangıcını Anlatan Kitap: TSK’nın İlk Tankı T-26 B “SEYYAR ÇELİK KALE”

FNSS’den Türk Tankçılığının Başlangıcını Anlatan Kitap: TSK’nın İlk Tankı T-26 B “SEYYAR ÇELİK KALE”

Alper ÇALIK / a.calik@milscint.com

FNSS, harp tarihine ilgi duyanlar ile savunma ve havacılık sektöründeki tank tutkunları için referans olacak bir kitap yayınladı. FNSS tarafından projelendirilen ve T-26 B “SEYYAR ÇELİK KALE” ismi ile Aralık ayında basılan kitabın içeriği, Abdullah Turhal tarafından hazırlandı. Her şeyin dijital ortama taşınmaya meyilli olduğu ve internet üzerinden pek çok bilgiye erişebilen bir dönemde yayınlanan kitap, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) İlk Tankı” gibi, aslında çok ilginç olan bir konuyu, açık kaynaklarda kolay kolay bulunamayacak pek çok bilgi ve belge ile destekleyerek anlatıyor.

Kitap, TSK envanterine giren ilk muharip tank modeli olan T-26 B’nin hikâyesini, 4 ana başlık altında ele alıyor. Konuyu geniş bir pencereden inceleyen kitap, o dönemdeki devlet yetkililerinin, TSK’nın bir tanka ihtiyacı olduğuna karar vermesinden, envanterdeki son T-26 B’nin restore edilerek, Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığında sergilenmeye başlanmasına kadar geçen süreçteki pek çok olayı, detaylı bir şekilde ele alıyor. Kitap ayrıca, dünyada tank sınıfındaki araçlara duyulan ihtiyacın ortaya çıkışı ve Türk askerinin muharebe sahasında tank ile ilk karşılaşması gibi çok önemli noktalara da değiniyor.

Askeri Mecmualar ve Mareşal Fevzi Çakmak İmzalı Emirler

Oldukça kapsamlı bir arşiv taraması sonucunda ortaya çıkan yapıt, anlatımını pek çok fotoğraf ve belge ile de destekliyor. Bunların yanı sıra kitabın yararlandığı kaynaklar arasında sayısız makale, talimname ve süreli yayın da bulunuyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın imzasını taşıyan emirler ve TSK’nın yayınladığı tankçılık ile ilgili ilk talimname, bu kaynakların sadece bazıları. Kitapta ayrıca, günümüzde Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayınlanmakta olan Silahlı Kuvvetler Dergisi’nin o dönemki benzerleri olan; Askeri Mecmua, Topçu Mecmuası ve Piyade Mecmuası gibi dergilerin sayfalarının yer alması da okuyucuların ilgisini çekebilecek diğer bir ayrıntı.

Anlatımını, tüm bu eski kaynaklardan doğrudan alıntılar yaparak zenginleştiren kitap, arkasında yer alan sözlük sayesinde, içerisinde geçen pek çok Osmanlıca kelimenin anlaşılmasını da kolaylaştırıyor.

Kitabın kaynakçası arasında, pek çok kişisel koleksiyon da yer alıyor. Bu yönüyle kitabın içeriğini oluştururken kullanılan bilgi ve belgeler, aslında pek çoklarının ulaşmakta zorlanacağı arşivlere dayanıyor. Kitap bu açıdan da kıymetli bir eser.

Kitapta, Türk tankçılık tarihinin dönüm noktalarından biri olan ilk Tank taburunun kurulması kararı da detaylı şekilde anlatılıyor.

Mehmetçiğin Tank ile İlk “Sıcak” Teması

Tankların en güçlü yönlerinden biri de zırh korumaları, ateş güçleri ve zorlu arazideki hareket kabiliyetlerinin ötesinde, düşman üzerinde yarattıkları psikolojik etkide yatıyor. Tanklar, bu güçlü etkilerini, düşman karşısına çıktıkları ilk andan bugüne halen koruyorlar.

Mehmetçik’in, tank ile ilk karşılaşmasına da değinen T-26 B kitabı ise tankların bu psikolojik etkisinin bazı durumlarda nasıl tersine dönebileceğini anlatıyor. Mehmetçik, tank ile muharebe koşullarındaki ilk “sıcak” temasını, 19 Nisan 1917’de, Sina-Filistin cephesinde yaşıyor. Burada Mehmetçik, İngiliz Mark I tankları ile desteklenen bir taarruz karşısında, başarılı bir sınav veriyor. Tankların hücum ettiği mevziisini, böylesine bir canavar ile ilk kez karşılaşmış olmasına rağmen terk etmeden savunan Mehmetçik, düşmanı geri çekilmeye zorluyor ve topçu desteğiyle tanklara zayiat verdirmeyi başarıyor.

Kitap bu noktada, tankın psikolojik etkisinin tersine döndüğünü ve bu durumun, böyle bir yenilgi beklemeyen İngilizlerin moralini olumsuz yönde etkilediğini yazıyor.

Türkiye, Tank için Yeşil Işık Yakıyor

Birinci Dünya Savaşı sırasında, Türk komuta kademesinin, zırhlı araçlara olan ihtiyacı gözlemlemesi ve o dönemde “Zırhlı Otomobil” olarak adlandırılan tekerlekli zırhlı araçların, yumuşak arazide istenilen performansı veremeyeceklerine kanaat getirmeleri gibi ilginç anekdotlar da kitapta yer alıyor.

Savaşın ardından, kendi ayakları üzerinde yenice durmaya başlayan ve İkinci Dünya Savaşı arifesinde giderek daha kaotik bir hal alan Avrupa karşısında geleceğini garanti altına almaya çalışan Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki genç Türkiye Cumhuriyeti’nin izlediği strateji, ilk T-26 B’nin satın alınmasında önemli bir rol oynuyor.

Kitap, o dönemde Türkiye’ye askeri ekipman satma konusunda, özellikle İtalya ve Sovyetler Birliği’nin adımlar attığına değiniyor. Sovyetler Birliği, önce 1930’ların hemen başında, aralarında T-26 A tankının da bulunduğu bir paket kapsamında, Türkiye’ye; iki büyük tank, dört küçük tank [tanket], bir kamyon, bir otobüs ve çeşitli askeri teçhizat hediye ediyor. Daha sonra, görüşmelerin olumlu devam etmesi neticesinde, 1934’te, Sovyetler Birliği’nden; 64 adet T-26 B tankı ile 43 adet BA-6 zırhlı otomobil satın alınıyor. Böylece, TSK ilk muharip tankına ve ilk muharip tank taburuna kavuşuyor. Bu gelişme, kitapta, “Türk tankçılığı için dönüm noktası” şeklinde ifade ediliyor.

Kitap, 1928 senesinde Fransa’dan satın alınan; ancak muharip amaçla değil de sadece piyade sınıfına mensup askerlerin tanklara karşı eğitimi maksadıyla kullanılan bir adet Renault tankına da değinmeden geçmiyor.

Kitap, anlatımını, herkesin kolay kolay ulaşamayacağı, kişisel koleksiyonlardan alınmış pek çok tarihi fotoğraf ve belge ile kuvvetlendiriyor.

T-26 B’lerin Sonuncusu

Kitap, TSK’da ilk tank eğitimlerinin başlaması, tankçı sınıfının ortaya çıkışı ve tankın, Türk askeri kültüründe kendine yer edinmesi gibi önemli hususları da detaylı şekilde anlatarak devam ediyor. Hatta o dönemdeki bir tank taburunun teşkilat yapısı gibi çeşitli ayrıntılar da kitapta yer alıyor.

1942 yılına gelindiğinde, sıklıkla karşılaşılan mekanik arızalar ve yedek parça bulma konusundaki zorluklar neticesinde, T-26 B tankları, teşkilatında bulundukları alaya yük olmaya başlıyor ve neticede tanklar, 1943 yılında envanterden çıkarılıyor. Elde kaldığı bilinen son iki T-26 B’den birinin, Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığının bahçesinde hâlen sergilenen tank olduğuna değinen kitap, bu tankın restorasyon hikayesini de detaylı şekilde işliyor.

Tanklar ile İlgili Nadir Kitaplardan Biri

“Seyyar Çelik Kale” kitabında, sadece T-26 B tankının hikâyesine değil, tanklarla ilgili çok daha genel hususlara da yer veriliyor. Bunlar, T-26 B’yi anlatan bir kitapta beklenmeyen bir içerik olsa da Türkiye’de tank alanında yayınlanmış çok fazla eser bulunmadığı gerçeği, bu durumu tersine çeviriyor. Hatta hızlı bir araştırma, son dönemde, çevirilerin haricinde, doğrudan Türk yazarlar tarafından tanklarla ilgili kaleme alınmış, neredeyse hiçbir eser olmadığını gösteriyor. Bu açıdan, kitapta, T-26 B tankının da ötesinde, tank konusuyla ilgili bazı genel hususlara da yer verilmesi aslında normal.

Kitaptaki bu genel konulardan en ilginci de Türkiye’de görev yapan Alman subayı Hans von Ritter tarafından 1926 yılında yazılan “Tank” isimli kitap. Abdullah Turhal tarafından kaleme alınan T-26 B “Seyyar Çelik Kale” eserinde, von Ritter’in “Tank” kitabının tamamına, ek şeklinde yer veriliyor. Bunun yanı sıra korunaklı savaş aracı kavramının orta çağlarda ilk ortaya çıkışından, modern anlamda ilk tank olarak kabul edilen İngiliz Mark I tankının doğumuna kadar geçen süreç de kitabın giriş bölümünde detaylı biçimde ele alınıyor.

T-26 B “SEYYAR ÇELİK KALE”, alanında kilometre taşı olarak nitelendirilebilecek bir eser olarak kütüphanelerdeki yerini alıyor.

Kitapta, T-26 B tankına ilişkin olarak, illüstrasyonu FNSS tarafından yaptırılan pek çok görsel yer alıyor.

T-26 B (Model 1932) Tankının Teknik Özellikleri

Kitap, TSK envanterine giren T-26 B tanklarının teknik özelliklerin bazılarını, iki farklı kaynaktan alıntı yaparak, aşağıdaki şekilde veriyor:

  • Mürettebat: Şoför, tank komutanı ve top nişancısı olmak üzere üç kişidir. Kule içinde sağda bulunan tank komutanı, aynı zamanda cephanecidir. Top nişancısı solda bulunur. Kulede bulunan bu ikisi için özel oturaklar vardır.
  • Uzunluğu: 4.620 m
  • Yüksekliği: 2.240 m
  • Genişliği: 2.440 m
  • Ağırlığı: Boş ağırlığı 8.600 kg; mürettebat, mühimmat ve yakıt ikmâli yapılmış ağırlığı 9.400-10.000 kg’dır.
  • Yol üzerindeki hızı: 27 km/s
  • Arazide hızı: 10 km/s
  • Günlük yürüyüş mesafesi: Azami 50-60 km
  • Motor özellikleri: Motoru, 95 beygir kuvvetindedir. Dört silindirli dört zamanlı, yatay motoru vardır. Silindir hacmi, 6,6 litredir. Azami adedi devir, dakikada 2.300-2.400’dür.

FNSS, Yayıncılar ile İş Birliklerine Açık

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, bu kitabın ardında yatan motivasyon hakkında, MSI Dergisi’ne şunları söyledi: “FNSS olarak, sosyal sorumluluk konusuna daima önem veren bir firma olduk. Türk zırhlı birlikler tarihi ile ilgili kitapların eksikliğinin de farkındaydık. Paletli ve tekerlekli zırhlı araçlar konusunda sahip olduğumuz birikim ve yetkinlik de bizi böyle bir projeye yönlendirdi. Askeri tarih alanında daha önce su yüzüne çıkmamış konular üzerinde eserler yazan Sayın Abdullah Turhal’ın, Türk Ordusu’nun İlk Tankı: T-26 B’nin hikâyesini kaleme aldığı bu değerli eserin hazırlanmasına vesile olduğumuz ve Türk harp tarihi camiasına bu kitabı kazandırdığımız için çok mutluyuz. Basılan kitapların büyük bir kısmını, çeşitli eğitim kurumları ve kütüphanelere bağışlıyoruz. Bundan sonraki adım, kitabın daha büyük kitlelere ulaşmasını sağlamak için satışa sunulması ve gelirini, Türk Silahlı Kuvvetleri Eğitim Vakfına bağışlayabileceğimiz bir sürecin hayata geçirilmesi olacaktır. Bu doğrultuda konuyla ilgilenen yayıncılar ile iş birliğine açık olduğumuzun şimdiden altını çizmek isterim.”

 452 Toplam Görüntüleme,  5 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.