Ana Sayfa Manşet GLOMAS CEO’su Bülent BATMACA: “İhracat danışmanlığı hizmetimizle sektörün tüm seviyesindeki kuruluşların, sürdürülebilir ihracat yapabilmelerinin yolunu açıyoruz.”

GLOMAS CEO’su Bülent BATMACA: “İhracat danışmanlığı hizmetimizle sektörün tüm seviyesindeki kuruluşların, sürdürülebilir ihracat yapabilmelerinin yolunu açıyoruz.”

İhracat, hem sunduğu iş potansiyeli hem de iç pazarın bazı alanlarda sınırlarına ulaşmaya başlaması nedeniyle, Türk savunma ve havacılık sektörünün gündeminde üst sıralarda yer alan bir konu. Sektör kuruluşlarının, özellikle KOBİ’lerin daha çok ihracat yapması, her yıl tekrarlanan hedefler arasında yer alıyor. Bu ortamda, HB Grup Danışmanlık, GLOMAS markası altında sunduğu ihracat danışmanlığı hizmetiyle fark yaratmayı hedefliyor. GLOMAS CEO’su Bülent Batmaca, verdikleri hizmeti ve nasıl fark yaratabileceklerini, MSI Dergisi okuyucuları için anlattı.

MSI Dergisi: HB Grup Danışmanlık olarak, danışmanlık hizmetlerini GLOMAS markası çatısı altında topladınız. Bu hizmetlerin odağında da “ihracat danışmanlığı” yer alıyor. Neden bu konuya odaklandınız, hangi ihtiyaçları gözlemlediniz, nasıl bir potansiyel gördünüz?

Bülent BATMACA: Türk savunma ve havacılık sektörünün ihracat performansını daha da arttırabileceği, hatta arttırması da gerektiği, farklı seviyede sektör yetkililerinin, çeşitli ortamlarda sıklıkla dile getirdiği bir konu. Sektörün ortaya koyduğu ürün ve hizmetler, sahaya çıktıkça adlarından söz ettiriyor ve dünya genelinde ilgi görüyor. Diğer yandan iç pazarın bir sınırı olduğu, dışarıda ise büyük bir potansiyel olduğu da görülüyor.

Türk savunma ve havacılık sektörünün, “sürdürülebilir ihracat” yapabilecek bir noktaya gelebilmesi gerekiyor. Nedir “sürdürülebilir ihracat”? Eğer siz aynı ürünü ya da hizmeti, bir ülkeye birden çok kez satabiliyorsanız, müşteri portföyünüze başka ülkeleri de katabiliyorsanız ve rekabet ortaya çıktığında, fiyat dışında da avantajları gündeme getirebiliyorsanız, “sürdürülebilir ihracat” yapabiliyorsunuz demektir. Sektörde, sürdürülebilir ihracat yapan kuruluşlar var ancak bunların sayısı yeterli seviyede değil.

Türk savunma ve havacılık sektörü, tabii ki ihracat konusuna yabancı değil. Baktığımızda, son dönemde, sektörün arka arkaya ihracat rekorları kırdığını da görüyoruz. Ancak burada 2 soru karşımıza çıkıyor. İlki: Sektör, ihracat faaliyetlerini, “sürdürülebilir ihracat” noktasına ulaşmayı sağlayacak şekilde yürütebiliyor mu? İkincisi ise ihracat faaliyetleri, sektörün tamamına, özellikle KOBİ seviyesine kadar yayılmış durumda mı?

İlk sorudan başlayacak olursam… Türk savunma ve havacılık sektörünün, “sürdürülebilir ihracat” yapabilecek bir noktaya gelebilmesi gerekiyor. Nedir “sürdürülebilir ihracat”? Koşullar uygun olduğunda, bir ürünü ya da hizmeti bir kere satabilirsiniz. Peki, ilerleyen dönemde, aynısını, aynı ülkeye kaç defa daha satabilirsiniz? Aynı ürün ya da hizmeti başka ülkelere satabilir misiniz; bunu kaç defa yapabilirsiniz? Rakipleriniz ortaya çıktığında, onlarla rekabet etmek için fiyattan başka hangi avantajlarınız olacak? Eğer siz aynı ürünü ya da hizmeti, bir ülkeye birden çok kez satabiliyorsanız, müşteri portföyünüze başka ülkeleri de katabiliyorsanız ve rekabet ortaya çıktığında, fiyat dışında da avantajları gündeme getirebiliyorsanız, “sürdürülebilir ihracat” yapabiliyorsunuz demektir. Sektörde, sürdürülebilir ihracat yapan kuruluşlar var; ancak bunların sayısı yeterli seviyede değil.

Görüşmelerin başlamasından teslimata kadar ihracat sürecinin tamamını kapsayan bir analiz yapıyoruz. Bu analiz süreciyle ilgili tüm ayrıntıları, geçmişte yaşadığımız tecrübeleri de katarak belirledik. Çok ilginç şeylere tanık olduk. Örneğin, iyi bir ürününüz var, tüm bağlantıları yapıyorsunuz, sipariş de geliyor. Ama üretim kapasitenizin yetersizliğinden zamanında teslim edemiyorsunuz. Ya da ihale aşamasında teknik bir analiz talep ediliyor; ama bu analiz zamanında tamamlanamıyor. Dolayısıyla “Doğru ürüne ya da hizmete sahibiz, hele bir başlayalım!” demeden, her şeyi önden irdeliyoruz.

2. sorumuzun cevabı açık: Sektörün ihracat faaliyetleri, tüm seviyelere, yeteri kadar yayılmış değil. Bunu, örneğin, SASAD’ın sektör raporlarında da görebiliyorsunuz. Sektörde ihracat dediğimizde, aklımıza insansız hava araçları, zırhlı araçlar, gemiler, füzeler geliyor. Diğer yandan alt sistem ve bileşen seviyesinde de çok büyük bir pazar ve bu pazara hitap edebilecek çok sayıda kuruluşumuz var.

Bu tabloda, ihracat danışmanlığı hizmetimizle sektörün tüm seviyesindeki kuruluşların, sürdürülebilir ihracat yapabilmelerinin yolunu açıyoruz.

MSI Dergisi: Sektör firmaları neden sürdürülebilir ihracat yapamıyor? Sizin bu konudaki gözlemleriniz neler?

Bülent BATMACA: Sonuç odaklı baktığımızda, ihracat yapabilmeniz için yeter ve gerek şartlar var. Gerek şartlar, duruma göre değişir. Örneğin, talep edilen ürünü ya da hizmeti sunuyor olmanız bir gerek şarttır. Yeter şartlar ise rekabet gücünüzden kaynaklanır. Rekabet edebiliyor olmalısınız. Sektör kuruluşları, çoğunlukla gerek şartları sağlamanın ihracat için yeterli olabileceğini değerlendiriyor. Örneğin, bir fuara katılıyorsunuz; sergilediğiniz ürün, yerel makamların çok ilgisini çekiyor, “Tam da böyle bir şeye ihtiyacımız var!” diyorlar. Görünürde gerek bir şartı sağlıyorsunuz. Ama satış gerçekleşmeyebiliyor; çünkü yeter şartı sağlayamıyorsunuz. Rakipleriniz o alanlarda sizi geçiyor. Dolayısıyla sektör firmalarının rekabet ve rekabetçilik konusuna daha ciddi bir şekilde eğilmesi gerekiyor.

Süreç odaklı baktığımızda ise sektör kuruluşlarının; strateji oluşturma, rekabet ortamını anlama, kendi rekabet avantajlarını oluşturma, ihracat çalışmalarına hazırlanma, gerekli tanıtım faaliyetlerini yerine getirme gibi bir dizi alt adımda takılabildiğini görüyoruz. Bu durum, KOBİ’lerde çok daha sık görülüyor.

Uygulamada neler olduğuna baktığımızda ise sektör firmalarının önemli bir bölümünün ihracat ile ilgili A planlarında, sadece fuar ve etkinlik katılımları olduğunu görüyoruz. Evet, bu katılımlar önemli ve gerekli; diğer yandan, “doğru fuarlara mı katılıyorsunuz, doğru ülkeleri mi hedefliyorsunuz?” sorularının cevaplarının da “evet” olması gerekiyor. Doğru ülkeleri belirlediyseniz fuar katılımlarının da ötesine geçmeli ve oradaki muhataplarınızı daha çok ziyaret etmelisiniz. Diğer yandan herkesin kaynaklarının bir sınırı var. Her an her yerde olamazsınız. Bu durumda bir iş ağını, temsilcilikleri kullanmanız gerekir. Tüm süreçler, doğru bir metodoloji ile ele alınıp planlandığında istenilen sonucu verebilir.

Bizim en temel farkımız, konuya, “Küresel Pazarlama ve Satış Danışmanlığı” bakış açısıyla bakmamız. İhracat, Türk savunma ve havacılık sektörünün çok önem verdiği bir konu. Biz de bu nedenle hizmetimize “ihracat danışmanlığı hizmeti” ismini verdik. Diğer yandan aslında her şey “satış”tır ve gerçek anlamda küresel bir firma için “ihracat”, gündemde yer alan ana bir başlık değildir. Dünyanın en büyük savunma sanayisi firmaları listesinde ilk 10’a girenlere baktığınızda, bunların büyük bölümünün küresel bir varlığının olduğunu görürsünüz. Firmanın merkezi bir ülkede olabilir, diğer yandan başka bir ülkede yer alan tesisinden, diğer başka bir ülkeye satış yapabilir. Burada artık “ihracat” kavramı bulanıklaşıyor, “satış” kavramı öne çıkıyor. Nitekim bu savunma firmalarının istatistiklerinde de “ihracat” diye bir başlık görmezsiniz. Bunun yerine “satış” rakamları vardır.

GLOMAS, Büyüme Yatırımı Desteği Konusunda Fark Yaratıyor

MSI Dergisi: İhracat danışmanlığı hizmetinizi verirken nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Bülent BATMACA: Bizim açımızdan, ihracat ile ilgili süreçleri hem talep hem de arz tetikleyebilir. Başlangıç noktamız, bir ülkenin bildirdiği ihtiyacı karşılayacak firmayı bulmak da olabilir; bir firmanın, bir ürününü ihraç etmek istemesi de olabilir. Diğer bir deyişle ya biz, ihtiyacı karşılayan firmayı buluyoruz ya da ihracat yapmak isteyen kuruluş bizi buluyor. Dolayısıyla bizim için süreç, kuruluşla temasa geçtiğimiz noktada başlıyor.

Kuruluşlarla bizim “İhtiyaç Karşılama Analizi ve Strateji Geliştirme Süreci” dediğimiz bir süreci izliyoruz. Bu sürecin ilk adımında, kuruluşla vizyonunu ve hedeflerini gözden geçiriyoruz. Vizyonun, sürdürülebilir ihracata yönelik olması ve hedeflerin de bu doğrultuda belirlenmesi önemli. Bunlar sağlandığında, hepimiz aynı anlayışa ulaşmış oluyoruz. Vizyon ve hedefler, sonraki aşamalarda yapılacak tüm çalışmaların çerçevesini belirliyor.

Bir sonraki aşamada, rekabetçilik analizi gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda; ürün ve hizmetlerin teknik özelliklerini, kalitelerini, kuruluşun üretim kapasitesini, teslim sürelerini, fiyatlandırma politikasını ve yönetim süreçlerini, rekabetçilik bakış açılarıyla ele alıyoruz. Diğer bir deyişle görüşmelerin başlamasından teslimata kadar ihracat sürecinin tamamını kapsayan bir analiz yapıyoruz. Bu analiz süreciyle ilgili tüm ayrıntıları, geçmişte yaşadığımız tecrübeleri de katarak belirledik. Çok ilginç şeylere tanık olduk. Örneğin, iyi bir ürününüz var, tüm bağlantıları yapıyorsunuz, sipariş de geliyor. Ama üretim kapasitenizin yetersizliğinden zamanında teslim edemiyorsunuz. Ya da ihale aşamasında teknik bir analiz talep ediliyor; ama bu analiz zamanında tamamlanamıyor. Dolayısıyla “Doğru ürüne ya da hizmete sahibiz, hele bir başlayalım!” demeden, her şeyi önden irdeliyoruz.

Sürecimizde, rekabetçilik analizinin tamamlanmasıyla geldiğimiz noktada, ilgili kuruluşun ihracata yönelik vizyonu, genel hedefleri ve ne ölçüde rekabetçi olabileceği ortaya konmuş oluyor. İzleyen aşamada, bu temel üzerine stratejik hedefleri, yol haritasını ve başarı kriterlerini tanımlıyoruz. Örneğin, “Şu üründen toplam şu kadar adedi, şu ülkelere, ihalelerine katılarak, şu zaman diliminde satmış olmayı hedefliyorum!” şeklinde özetlenebilecek sonuçlara ulaşıyoruz.

İlgili kuruluşun, bu somut hedeflere ulaşmak için bazı ihtiyaçları olabilir. Örneğin, hedeflenen üretim rakamlarını yakalayabilmesi için makina-teçhizat yatırımı yapması gerekebilir. İhracatla ilgili süreçleri takip etmesi için yeni bir birim kurması gerekebilir. Bazı belgeler ve sertifikasyonları alması gerekebilir. Tüm bunları, sürecimizdeki bir sonraki aşama olan “ihtiyaçların belirlenmesi” aşamasında ele alıyoruz. GLOMAS’ın burada önemli bir farklılığı da ortaya çıkıyor. Bu ihtiyaçlara yönelik yatırım desteği konusunda da hizmet veriyoruz.

Yol haritasının ve ihtiyaçlarının belirli hale gelmesiyle, uygulama sürecine geçiyoruz. Burada da “HB Grup”un ismine ilham veren “Her zaman Birlikte” mottosuyla hareket ediyoruz.

MSI Dergisi: Yatırım desteğini, GLOMAS’ın önemli bir farkı olarak belirttiniz. Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?

Bülent BATMACA: Özel firmaların, ihracata yönelik yatırımların hepsini kendi başlarına yapabilecek kadar kaynakları olmayabilir. Devlet destekleri de bu konularda bir noktaya kadar yeterli oluyor. İhtiyaç duyulan yatırım desteğinin (growth capital) oranına ve niteliğine bağlı olarak, ulusal ya da uluslararası kuruluşların bu firmalara belli bir oranda ortak olması, bir destek mekanizması alternatifi olarak portföyümüzde yer alıyor.

Muhtemel iş bağlantıları ile birlikte sağlanacak yurt dışı finansman desteğinin, küresel pazarlara açılım konusunda kaldıraç etkisi yaratma etkisinin daha yüksek olduğunu değerlendiriyoruz. Küresel pazarlara açılımda yeterli rekabetçilik kapasitesi olmayan firmalara gereken yatırım desteğinin sağlanmasıyla birlikte, sürdürülebilir küresel satış imkânı yaratılmasının mümkün olduğunu görüyoruz.

Üretilen ara ürünün yatırım desteği ile ana ürüne dönüştürülmesinin yanında, ara ürün üretim kapasitesinin arttırılması, pazardaki teknolojik değişimlere ayak uydurabilecek; hatta liderlik edebilecek bir yapıya ulaşılabilmesi de odağımızda yer alıyor. Ürün bazında ise yine aynı şekilde sağlanacak yatırım desteği ile rekabetçilik ve sürdürülebilirlik ana odak olacak şekilde, ortaklığı da içeren çeşitli iş modelleriyle açılım sağlanması da mümkün.

GLOMAS, Büyük Resme Bakıyor

MSI Dergisi: “İhracat danışmanlığı hizmeti” kavramı, sektör için yeni bir kavram değil. Böyle bir hizmeti veren başka kişiler ve kuruluşlar da bulunuyor. Bu tabloda, GLOMAS nasıl bir fark yaratıyor?

Bülent BATMACA: Öncelikle şunu vurgulamam gerekir: GLOMAS’ın sunduğu hizmetin kapsamını sağlayabilen bir firmaya, henüz Türkiye’de rastlamadım. Alanımızda ilk ve tek olduğumuzu söyleyebilirim.

Bizim en temel farkımız, konuya, “Küresel Pazarlama ve Satış Danışmanlığı” bakış açısıyla bakmamız. İhracat, Türk savunma ve havacılık sektörünün çok önem verdiği bir konu. Biz de bu nedenle hizmetimize “ihracat danışmanlığı hizmeti” ismini verdik. Diğer yandan aslında her şey “satış”tır ve gerçek anlamda küresel bir firma için “ihracat”, gündemde yer alan ana bir başlık değildir. Dünyanın en büyük savunma sanayisi firmaları listesinde ilk 10’a girenlere baktığınızda, bunların büyük bölümünün küresel bir varlığının olduğunu görürsünüz. Firmanın merkezi bir ülkede olabilir, diğer yandan başka bir ülkede yer alan tesisinden, diğer başka bir ülkeye satış yapabilir. Burada artık “ihracat” kavramı bulanıklaşıyor, “satış” kavramı öne çıkıyor. Nitekim bu savunma firmalarının istatistiklerinde de “ihracat” diye bir başlık görmezsiniz. Bunun yerine “satış” rakamları vardır.

Bu bakış açısı neden önemli? Her şeyden önce gitmek istediğimiz yeri, doğru bir şekilde ortaya koyuyor. “İhracat”, sihirli bir kelime değil; sadece “satış”ın bir türü. Biz, GLOMAS olarak en geniş perspektife, “satış perspektifi”ne sahibiz. Böylece, başkalarının görüş açısını daraltması nedeniyle göremediği şeyleri görebiliyoruz ve hizmet verdiğimiz kuruluşlara bu doğrultuda yol gösterebiliyoruz. “Satış” kavramını anlayan ve bu kavramın gereklerini hayata geçirebilen firmalar, “sürdürülebilir satış” yaparak kendi sürdürülebilirliklerini sağlayabilir.

Burada, bir konuda yanlış anlaşılmak istemem. Tabii ki savunma ve havacılık sektöründe yerlilik ve millilik gibi kavramlar da çok önemli. Sektörün, faaliyetlerini, Türkiye’de, Türkiye’ye bir katma değer sağlayarak yapması bekleniyor. Diğer yandan “satış” kavramı, farklı ülkelerde varlık gösterme, bu ülkelerden de satış yapma, sektörün bu hassasiyetlerine aykırı bir durum değil. Aksine, günümüz iş dünyasında, daha çok iş yapmak için, büyümek için gerekli şeyler. İş hacminin büyümesi, Türkiye’ye her durumda katma değer sağlar.

“Satış” kavramına odaklanan GLOMAS, desteklediği firmaların, küresel çapta satış yapabilir hale gelmesini hedefliyor.

Şirketlerimizin organik ve inorganik küresel büyüme motivasyonun arttırılması, uluslararası pazarlarda sürdürülebilir bir mevcudiyet oluşturmalarının önünü açar. Bunun sonucu olarak da gelir artışı, ülkemizin savunma ve havacılık sektörünün gelişimini ivmelendirir. Başka bir deyişle küresel pazarlarda daha fazla ve sürekli varlık göstermenin doğal sonucu, Türk savunma ve havacılık sanayisinin gelişimi olacaktır.

GLOMAS’ın Arkasındaki Tecrübe

MSI Dergisi: GLOMAS fikri nasıl ortaya çıktı?

Bülent BATMACA: Bu sorunun cevabını verirken, özgeçmişimden bahsetmem gerekiyor. Çünkü GLOMAS, benim mesleki gözlemlerimden doğdu diyebiliriz.

Babamın Milli Savuma Bakanlığı ArGe Daire Başkanlığındaki görevi vesilesiyle çocukluktan itibaren savunma ve havacılık sektörünün içinde yer aldım. Bu durumun da etkisiyle 1996’dan itibaren sırasıyla NETAŞ, ASELSAN, ATEL ve TUSAŞ’ta çalıştım. Kurumsal çalışma hayatım süresince; pazarlama, satış, proje yönetimi, satın alma ve kurumsal iletişim gibi görev tanımları altında çalıştım. Çok sayıda tedarik, geliştirme ve üretim program ve projelerinin içerisinde bulundum; bu projelerle ilgili sayısız yurt içi ve yurt dışı müzakere, görüşme, toplantı ve pazarlık süreçlerinde yer aldım. Yurt içi ve yurt dışı fuar ve etkinliklerin planlama ve bütçelendirme çalışmalarını gerçekleştirdim ve bunlara katılım da sağladım. Kurumsal firmalardaki kariyerim, 2019 yılında, TUSAŞ’ta uluslararası pazarlama yöneticiliği ile son buldu.

GLOMAS, sektör firmalarının önemli bir bölümünün ihracat ile ilgili A planlarında, sadece fuar ve etkinlik katılımları olduğunu gözlemliyor. Bu noktada ise “doğru fuarlara mı katılıyorsunuz, doğru ülkeleri mi hedefliyorsunuz?” sorularının cevaplarını arıyor.

Bu süreçte, “Uluslararası pazarlama faaliyetleri nasıl daha iyi, nasıl sonuca yönelik ve nasıl satışa dönüşecek şekilde yapılabilir?” sorusunun cevapları üzerine oldukça kafa yordum. GLOMAS fikri de bu süreçte ortaya çıktı. Hatta GLOMAS benzeri bir yapılanmaya yönelik ilk girişimlerim, 2011 yılında oldu. O dönemde bazı KOBİ’lerle bu konuları görüştüm, neler yapılabileceği konusunda görüş alışverişlerinde bulundum. Ancak hem sektörün gelişimi hem de kendi kariyerimdeki gelişmeler, bir 10 yıl daha beklememi gerektirdi. GLOMAS’ın çatı şirketi HB Grup Danışmanlık’ı, nihayet 2021 yılında hayata geçirebildim.

MSI Dergisi: Daha yolun en başında GLOMAS markasını tanımladığınızı görüyoruz. Markalaşma konusuna yaklaşımınızı anlatır mısınız?

Bülent BATMACA: Markalaşma konusu, Türk savunma ve havacılık sektörünün henüz yeterli seviyede eğilmediği bir konu. Aslında bu konu da satışla bağlantılı ve biz de bir anlamda örnek olmak istedik.

Markalaşmak, satış odaklı olmakla ilgili bir şey. Markalaşma; kurumsallaşma ve süreçleri, ürünleri ve hizmetleri standart hale getirmeyi de kapsayan bir konu. Bu açıdan baktığımızda, kuruluşların sürdürülebilir ihracat noktasına ulaşabilme konusuna, markalaşma bakış açısıyla da yaklaşması gerekiyor. Uyguladığımız süreçte de markalaşmayla ilgili konuları ele alıyoruz.

MSI Dergisi: GLOMAS’ın arkasında nasıl bir ekip veya ekosistem var?

Bülent BATMACA: GLOMAS’ın bir çözüm ortakları kümesi var ve bu küme zamanla daha da genişleyecek. Faaliyetlerimizin her aşamasında, çözüm ortaklarımızla sürekli istişare ediyoruz. Ayrıca, kendi faaliyet alanımızda olmayan konular gündeme geldiğinde, müşterimizi, çözüm ortaklarımıza da yönlendirebiliyoruz. Örneğin, bir eğitimin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu alandaki çözüm ortağımız devreye giriyor.

GLOMAS CEO’su Bülent Batmaca, yurt içi ve yurt dışı fuar ve etkinliklerin planlama ve bütçelendirme çalışmaları ve bunlara katılım konularında derin bir tecrübeye sahip. Fotoğrafta, Batmaca’nın da yer aldığı DSA 2014 fuarının Türk katılımcıları bir arada görülüyor.

Ana faaliyet alanımız olan ihracat danışmanlığında da çözüm ortaklarımızdan hizmet alabiliyoruz. İhracat danışmanlığı veren bazı firmalar ya da kişiler, önceki çalışmalarının sonucu olarak bazı ülkelere ya da bölgelere daha çok hâkim olabiliyorlar ve o ülke ve bölgelere yönelik hizmet veriyorlar. GLOMAS ise çözüm ortakları sayesinde dünyanın her yerine yönelik hizmet vermek üzere yola çıktı.

MSI Dergisi: GLOMAS’ın ihracat danışmanlığı hizmeti vermeye başladığından beri gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerle ilgili hangi ayrıntıları paylaşabilirsiniz?

Bülent BATMACA: İhracat danışmanlığı hizmetini, 2022 yılının ilk çeyreğinde vermeye başladık. 2’si yabancı, 5’i yerli olmak üzere 7 firmayla çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalar, Asya ve Afrika pazarlarına odaklanmış durumda. İlave olarak, küresel müşterilere hitap edecek ürün geliştirme faaliyetlerine Türk firmalarının da katılması için yurt dışındaki firmalarla Türk firmalarının ortak çalışması konusunda girişimlerimiz devam ediyor.

MSI Dergisi: Bu çalışmalarınız sırasında aldığınız geri dönüşler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bülent BATMACA: Çalışmalarımızın bazıları başlangıç aşamasında. Nispeten daha ilerlemiş bir çalışma kapsamında, hizmet verdiğimiz firma, bir Batı ülkesine ihracat yapma aşamasına geldi. İhracatın başlaması için son birkaç aşama daha kaldı. Bunlar da tamamlandıktan sonra düzenli sipariş almaya başlayacaklarını söyleyebilirim. Alacakları siparişler de muhtemelen firmanın bütün üretim kapasitesini dolduracak.

GLOMAS, Paydaşlarıyla Büyüyecek

MSI Dergisi: İhracat danışmanlığı hizmetiniz kapsamında; SSB, SSI, SASAD gibi sektör kurumlarıyla ve SAHA İstanbul ve OSSA gibi sektörel kümelenmelerle temaslarınız oldu mu?

Bülent BATMACA: Sektör kurumları ve sektörel kümelenmeler, kuşkusuz önemli paydaşlarımız arasında yer alıyor. Bu doğrultuda temaslarımız var. Örneğin SSI’nın aracılığıyla OAİB çatısı altında, ihracat konulu bir eğitim verdik.

MSI Dergisi: Sektörde ihracat deyince ilk akla gelen paydaşlardan biri de Ankara Askeri Ataşeler Birliği AMAC. AMAC camiası ile ilgili değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?

Bülent BATMACA: AMAC’ın varlığıyla GLOMAS’ın varlığı aslında birbiriyle örtüşüyor. GLOMAS, küresel ölçekte faaliyet göstermeyi hedefliyor. AMAC da küresel ölçekte son kullanıcıları ve tedarik makamlarını temsil eden, çok kıymetli bir yapı. Onlarla da önümüzdeki dönemde daha sık temasta olacağız.

GLOMAS, firmaların, küresel çapta, sürdürülebilir satış yapmasına destek olmayı hedefliyor.
GLOMAS, faaliyetlerini, bir çözüm ortakları kümesiyle birlikte gerçekleştiriyor.

MSI Dergisi: İhracat danışmanlığı hizmetinizle ilgili hedefleriniz neler; önünüzde nasıl bir yol haritası bulunuyor?

Bülent BATMACA: “İhracat danışmanlığı hizmeti” kapsamında en temel hedefimiz, tam anlamıyla küresel çalışan bir mekanizma kurmak. Herkesin herkesle çalışabildiği; herkesin ihtiyaçlarını, lokasyon bazlı sınırlama olmadan karşılayabildiği bir yapıya ulaşabilmek. Diğer bir deyişle küresel bir satış mekanizması oluşturmak; böylece firmalara “küresel satış” yaptırabilmek. Hedeflerimizden biri de yurt dışında ofisler açmak.

GLOMAS CEO’su Bülent Batmaca’ya, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

Loading

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.