Ana Sayfa Analizler / Makaleler Tasarımında Doğadan İlham Alınan Konsept Denizaltı: SMX31E

Tasarımında Doğadan İlham Alınan Konsept Denizaltı: SMX31E

A. Şamil Demirsöz / s.demirsoz@savunmahaber.com

REİS sınıfı denizaltı projesinde, Türk firmalarının sunduğu katkıların kamuoyunun gündemine sıklıkla gelmesiyle, Türkiye’nin kendi imkânlarıyla tasarlayıp üretmeyi planladığı milli denizaltısı MİLDEN, artık uzak bir hayal olmaktan çıkıp, gerçekleştirilmesi için ciddi çaba sarf edilecek somut bir hedef haline geliyor. Şu aşamada, MİLDEN ile ilgili açık kaynaklardaki bilgiler çok sınırlı olsa da gelecekte onun rakipleri olabilecek konsept denizaltı çalışmalarını incelemenin faydalı olacağını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda ele alacağımız, Naval Group’un en yeni denizaltı konsepti SMX31E, dijital teknolojilerden azami istifade edilmesi sayesinde, operasyonel etkinliğin ciddi olarak artmasını vadetmekle kalmıyor, aynı zamanda çok yönlü kullanım imkânı da sunuyor. Peki, bunu nasıl başarıyor?

Naval Group’un, ilk defa Euronaval 2018 etkinliğinde basına tanıttığı SMX31E, bu yıl çevrim içi olarak düzenlenen Euronaval 2020’de de yer aldı. Ancak, aradan geçen süre zarfında, konsept geminin boyutları ile deplasmanında küçük değişikliklerin olduğu da gözlerden kaçmadı.

SMX31E’nin tahrik sisteminin en önemli unsuru, geminin arka kısmında, sağ ve solda bulunan ve elektrikle çalışan, iki adet şaftsız pervane. Şaftsız pervaneler, elektrik motoru ve pervaneyi birleştirerek şaft ve dişli kutusu gibi ekipmanlara ihtiyaç duymamaları nedeniyle gürültü seviyesini önemli ölçüde azaltıyorlar.

Fütüristik çizgileri ve bugüne kadar hemen hemen bütün denizaltılarda göremeye alıştığımız kuleye (sail) yer vermeyen tasarımıyla ilgi çeken denizaltı konsepti, performans yönünden de oldukça iddialı. SMX31E’deki “E”, denizaltının tasarımında, yoğun elektrik/elektronik teknolojilerinin kullanılacağını ifade ediyor.

Denizaltının tasarımında öne çıkan hususlar, zor tespit edilebilir olması ve dijital teknolojilerden azami ölçüde yararlanılması. Denizaltının tasarımında yer verilen; “biomimetik” şekle özellikle vurgu yapılıyor. Biomimetik kelimesiyle günümüzde karşılaşılan, mühendislik açısından karmaşık problemlere, doğadan ilham alınarak ve canlıların hareketleri veya davranış şekillerinden yola çıkılarak geliştirilen çözümler ifade ediliyor. SMX31E’de, bahse konu biomimetik şekil ile beraber, gövde kaplamasının da denizaltının tespit edilmesini zorlaştıracağı ifade ediliyor.

Denizaltının tasarımında vurgulanan ikinci konu ise akıllı teknolojiler. Yapay zekânın yoğun olarak kullanılacağı, otonom olarak hareket edebilecek, harekât ortamında diğer gemi ve denizaltılar ile dağıtılmış bir ağ yapısı üzerinden bilgi alışverişinde bulunacak ve farklı özellik ve ebatlarda insansız sualtı araçları vasıtasıyla bilgi toplayacak denizaltıda, bu teknolojiler sayesinde, 15 gibi, günümüzdeki denizaltılara kıyasla oldukça az sayıda mürettebata ihtiyaç duyulacağı öngörülüyor. Akıllı teknolojiler ve gelişmiş sensör sistemleri sayesinde, SMX31E ile mevcut denizaltılara kıyasla 10 kat daha büyük bir sahanın kontrol altına alınabileceği belirtiliyor.

Verimli bir enerji yönetimine ilave olarak, “eşsiz” olarak nitelenen elektrik enerjisi depolama kapasitesi ve yeni bir tahrik sistemi konsepti sayesinde, denizaltının, suyun altında, 8 knot hızla, 40 gün görev yapabileceği belirtiliyor. Geminin tahrik sisteminin en önemli unsuru, elektrikle çalışan, iki adet şaftsız pervane. Şaftsız pervaneler, elektrik motoru ve pervaneyi birleştirerek şaft ve dişli kutusu gibi ekipmanlara ihtiyaç duymamaları nedeniyle gürültü seviyesini önemli ölçüde azaltabiliyorlar. Yüzük şekline bir çerçeve içine yerleştirilen pervaneler, elektrik motorunun rotor kısmını oluştururken çerçeve ise stator görevi görüyor. Bu bilgiler dışında, yeni tahrik konseptinin detaylarına yönelik ilave bir bilgi ise henüz açıklanmadı.

Denizaltının çok yönlü kullanımı, altı çizilen bir diğer özelliği. Okyanuslardan sığ sulara kadar, farklı derinliklerde görev yapması planlanan denizaltıda, 15 kişilik mürettebata ek olarak, 12-20 kişilik görev timinin de taşınabileceği kaydediliyor. Denizaltının yayınlanan kısa tanıtım videosundan, bu görev timlerinin, düşman unsurlara karşı sabotaj gibi eylemlerle etkili olabilecek balıkadam veya sualtı komandolarından oluşabileceği anlaşılıyor. Denizaltı tasarımında, bu görev ekipleri ve onlara ait silah ve ekipmanlar için ayrılmış alanlar da mevcut. Denizaltı, suyun altındayken görev timleri ve insansız sualtı araçlarının denizaltıya giriş çıkış yapabilecekleri bir yarı ıslak güverte de bulunuyor.

Denizaltının görev ekipmanı olarak, 6 adede kadar 533 mm çapında küçük insansız sualtı aracı ile 2 adet daha büyük ve dolayısıyla daha fonksiyonlu araca yer verilmiş. Denizaltının çok geniş bir alanı kontrol edebilmesinde kilit rolü de bu araçlar oynuyor. Denizaltıda, 24 adet ağır silah bulunacağı ve bu silahların; F21 torpidoları, gemisavar füzeler ve seyir füzeleri olacağı belirtiliyor.

SMX31E’nin Teknik Özellikleri:
– Suyun altındaki deplasman: 3.200 ton
– Boy: 80 metre
– Silahlar: 24 ağır mühimmat (Seyir füzeleri, F21 torpidoları, satıhtan satha güdümlü mermiler)
– Suyun altında görev süresi: 40 gün (8 knot hızla)
– 6 adede kadar 533 mm çapında insansız sualtı aracı + 2 adet büyük insansız sualtı aracı
– 2 adet şaftsız pervane/motor
– 15 mürettebat + 12-20 kişilik görev timi
– Görev timlerinin kullanımına tahsisli alanlar.

 1,230 Toplam Görüntüleme,  3 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.