Ana Sayfa Söyleşiler Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem ALPARSLAN: “Meteksan Savunma’nın, 2020 sloganını; ‘İhracata Odaklanmak’ olarak belirledik.”

Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem ALPARSLAN: “Meteksan Savunma’nın, 2020 sloganını; ‘İhracata Odaklanmak’ olarak belirledik.”

MSI Dergisi’nin 191’inci sayısında yayımlanan Söyleşi, derginin internet sitesinde paylaşılmıştır:

Ümit BAYRAKTAR / ubayraktar@savunmahaber.com

Turan SALCI / t.salci@savunmahaber.com

Meteksan Savunma için 2019; genişleyen özgün ürünler yelpazesinin gözler önüne serildiği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılanmasına devam edildiği ve yurt dışında yeni ihracat başarılarının yakalandığı bir yıl oldu. 2020’de ise hem kurumsal hem de stratejik yeniliklerle birlikte odağa ihracatın koyulduğu; Türkiye’nin ihtiyaçlarının da öncelikli olmaya devam edeceği bir yol haritası çizildi. Firmanın, 2019’da geride bıraktıklarını ve 2020 hedeflerini; Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem Alparslan, MSI Dergisi’ne anlattı.

Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem Alparslan

MSI Dergisi: Selçuk Bey, öncelikle, 2019 yılının bir değerlendirmesi ile başlamak istiyoruz. 2019, Türk savunma ve havacılık sanayisi için aynı zamanda bir IDEF yılıydı. Meteksan Savunma da IDEF 2019’dan, yeni ürünlerinin lansmanını gerçekleştirdiği bir platform olarak yararlandı. Bu kapsamda, 2019 ile ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: 2019 yılı, bizim için hedeflerimizi büyük ölçüde tutturduğumuz bir yıl olarak tamamlandı. Finansal, kurumsal, işsel, kalitesel hedeflerin yanında 2019 yılında kendi stratejimizle ilgili de hedeflerimizin büyük bölümünü gerçekleştirdik. Yarınlara daha fazla ümit beslememizi sağlayacak konuları yapılandırdık.

Elbette bu dönemde önemli kontratlar, siparişler ve teslimatlar da oldu. Bazı ürünlerimiz için yeni ihracat başarılarına ulaştık. Savunma Sanayii Başkanlığımız ile bir elektronik taarruz sistem projesi kontratı imzaladık, Retinar Çevre Gözetleme Radarımız için önemli bir sipariş aldık. Ürünleşme hedeflerimiz doğrultusunda ve ihracat çalışmalarımızda önemli mesafeler kat ettik. Amaçlarımız doğrultusunda organizasyonumuzu değiştirdik ve daha dinamik bir yapı haline geldik. Özetle hedeflerimize giden yolda kilometre taşlarını bir bir aşarak yol alıyoruz.

Finansal olarak bir değerlendirme yaptığımızda ise başarılı bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Fakat sektördeki nakit akış problemlerinden dolayı, 2019’da, şirket tarihimizde ilk defa önceliğimiz tahsilat olmaya başladı. Ben, bunu, küçük bir kriz dalgası olarak görüyorum, çünkü daha önceden yaşanmış bir şey değildi. Nakit akışlarındaki sıkıntı bütün sektörde etkili olsa da biz bundan çok büyük zarar görmeden çıkabilmek üzere disiplinli ve doğru bir mali politika uygulamaya gayret ediyoruz. Beklentilerimizden ve hedeflerimizden daha düşük bir büyüme hacmi oluşmuş olsa da sonuçta istediğimiz katma değeri sağlayabildik, bu açıdan da memnunuz.

İhracata odaklanıyoruz. İhracata odaklanacak mekanizmaları ve yapıyı geliştiriyoruz. Önümüzdeki yıllarda gelirimizin %50’sini ihracattan, %50’sini iç pazardan kazanmayı hedefliyoruz. 2020 yılı bizim için hem kurumsallaşma adına hem ürün geliştirme adına oldukça önemlidir.

2019, Meteksan Savunma için başarılı bir fuar sezonuydu aynı zamanda. IDEF, sektörün en önemli vitrini; biz de o sahnede, yeni ürün lansmanlarımızla yer aldık. Bu açıdan, IDEF’te, gurur dolu ve heyecanlı anlar yaşadık. Mesela, KAPAN Drone Savar Sistemimizi tanıttık. Bu sene sonunda teslim etmeyi hedeflediğimiz MİLSAR’ın; neye benzediğini, teknik özelliklerini ve İHA’larımıza katacağı değeri IDEF’te ortaya koyduk. İHA’lar için kendi öz kaynaklarımızla C-Band Veri Bağı Sistemi’ni geliştirmiştik, yine ilk kez IDEF’te tanıttık. Su altı akustiği alanında ise yeni nesil karinaya monteli sonar sistemimiz olan YAKAMOS 2020’yi tanıtma fırsatını yakaladık.

Türk savunma ve havacılık sanayisi gitgide büyüyor. 2019 rakamları resmi olarak açıklanmadı ama 2018’e göre ihracat dışında ciddi bir büyüme olmadığını tahmin ediyoruz. Sektörün amiral gemisi ASELSAN’ın çok iyi büyüdüğünü görüyoruz ama genelde sektörün toplamında ciddi bir atılım, bir hamle olmadığını değerlendiriyorum. Meteksan Savunma da her sene sağlamaya çalıştığı %30’a yakın büyümeyi kontrollü bir şekilde sağladı. Özetle; dengeli ve başarılı bir 2019 yaşadık ama disiplinli ve biraz da kaygılı geçtiğini ifade edebilirim.

Meteksan Savunma, Proaktif Olmaya Devam Edecek

MSI Dergisi: 2019 yılında ilk kez sergilediğiniz birçok yeni üründen bahsettiniz.Kullanıcının bu yeni ürünlere tepkisi nasıl oluyor?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Savunma sektörünün karakteri gereği kullanıcı, teknoloji geliştirme ihtiva eden ihtiyaçlarını devlet kanalı tedarik mekanizmasıyla tarif ederek çözmektedir. Fakat son dönemlerde, alt sistem seviyesinde nitelikli teknolojik arzda bir fazlalık yaşandığını değerlendiriyorum. Bu durumda da bizim gibi firmalar, biraz daha proaktif davranıp kullanıcıyı cezbedecek hamleler içerisine giriyor. Bu tür girişimleri, Savunma Sanayii Başkanlığımızın da teşvik ettiğini görüyoruz. Biz de bu bağlamda, kullanıcımıza yakın durarak onun beklentilerini hissedip, sektördeki fırsatları görmeye çalışıyoruz. Millileştirme ve yerlileştirme kapsamında nelerin eksik, hangi alanlarda ihtiyaç olduğunu, ya da nasıl fark yaratacağımızı anlamaya çalışıp bazı stratejik hamleler planlıyoruz. Bu hamleleri de öz kaynaklarımız ile yapmaya çalışıyoruz. Kullanıcının ilk tepkisi; biraz şaşkınlık oluyor, tabiri caizse. “Nereden çıktı bu ürün?” ya da “biz bunu çalışıyoruz zaten” yorumuyla karşılaşabiliyoruz. Bazen de “çok iyi bir şey yapmışsınız ama bizim bunu denememiz lazım” tepkisi alabiliyoruz. Sonuçta kaliteyi yükseltecek ve fiyatları regüle edecek şekilde bu tür girişimler, sektörde bazı alışkanlıkların değişeceğine dair de bir işarettir. Biz bundan sonra da öz kaynaklarımızla ürün portföyümüzü güçlendirerek, proaktif olarak kullanıcının önüne çıkmaya devam edeceğiz.

Bizim ihracatımız; ‘Pakistan’a MİLGEM’ler satıldı, yanında da halihazırda MİLGEM’lerde kullanılan sonar bir paket olarak satıldı’ şeklinde olmadı. Çünkü müşteri satın aldığı platformun üzerindeki silah sistemi ve sensörlere kendi karar veriyor. Bu açıdan bizim için önemli bir ihracat başarısıdır.

Kullanıcının her yeni üründe olduğu gibi bu ürünleri de test etmeye ve kendi ortamlarında denemeye ihtiyacı var. Burası kamusal bir sektör; kullanıcıda, kamusal kontrol mekanizmalarıyla bu çözümlere sahip olma beklentisi olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla rafa hazır bir şey koyabileceğiniz bir sektörde değiliz. Bu anlamda, yapılan her öz kaynaklı hamle aslında biraz da risk içeriyor. Ama gerekli olduğunu da değerlendiriyoruz. Çünkü; dünyadaki savunma pazarı çok büyük ve bu pazarda ihracat potansiyeli çok yüksek. Her dağın kendine göre karı vardır misali; biz de bu ürünlerle kullanıcıya, çeşitli çözümler sunarak öne çıkmak istiyoruz. Zaman içerisinde nasıl bir tepki oluşturduğunu daha net görebileceğiz. Örneğin, Retinar, kullanıcı açısından ilk başta kabul görmesi çok zor olan bir üründü. Hatta ilk kez bir ürünümüzü yurt içinde kullanılmadan önce yurt dışına ihraç ettik. İhracatı başarmak evet daha zor bir şey ama burada bazı teamüller de kırıldı. Sonuçta, Retinar, şu anda silahlı kuvvetlerimizin envanterinde. Bunu görmekten biz de çok mutluyuz. Bu, bizi daha da teşvik ediyor, yeni ürünler planlıyoruz. Kullanıcıdan aldığımız her geri bildirim, bize bir fikir olarak geri dönüyor. Onları birleştirip bir ürün olarak hazırlıyoruz ve IDEF gibi bir an geliyor, orada vitrine koyuyoruz. Sorunun cevabına dönecek olursak o ürüne karşı ilk reaksiyon biraz şaşkınlık, biraz tedbirli yaklaşmak oluyor ama zamanla bu bariyer aşılıyor. Çünkü, kullanıcı çok haklı bir şekilde bunları görmek, değerlendirmek, kendi ihtiyaçları ile örtüştürmek istiyor. Bu noktada da Savunma Sanayii Başkanlığımızın ve Milli Savunma Bakanlığımızın desteklemesi de çok kritik.

MSI Dergisi: Ürün çeşitliliğinin artmasının kurumsal yapınıza yansımaları nasıl oldu?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Ürünleşmek demek kullanıcının talebini karşılayan bir şeyi onun önüne getirmek demek. Ürünleşmeye yönelik yapılar kurmamız lazım. Organizasyon değişikliği bunun statik modeli. Esas bunun içine dinamik modeli koymanız lazım. Bizim yaptığımız temel değişiklik şu oldu: Klasik matris sistemi olan yapılarda kaynak ekonomisini düşünürsünüz. Dersiniz ki benim mutfağım belli uzmanlıklar geliştirdiğim bir kaynak havuzudur. İş geliştirme, proje ve teknik ekipler bu kaynak havuzlarındadır. Bunları sürekli dolu ve işler tutmam lazım, boşlukları doldurmam lazım. Matris yapının verimi de oradan gelir. Bu yapı, yeni bir proje geldiği zaman, boşa çıkmak üzere olan ve uzmanlaşmış kaynakları buraya aktarır. Böylece işleri sürekli sürdürülebilir bir ekonomi ile, bir verimle yönetmeye çalışırsınız. Peki, burada ne eksik? Hangi işi, niye yapıyorum, bunun yarattığı duygu nedir, performansı nasıl, kiminle mücadele ediyorum…? Bunları ne tasarımcısı düşünür,  ne de proje yöneticisi düşünür. Eğer size işler hazır geliyorsa, siz hiç iş avlamak zorunda değilseniz, bu ideal bir modeldir. Ekiplerinizi verimli verimli kullanırsınız. Biz bu sistemle bir yere kadar geldik ama bundan sonraki yolumuzda yaklaşımlarımızı değiştirmemiz gerektiğini fark ediyoruz. Ürünleşirken ürünü yapan kişinin, ürünü nasıl satacağını da düşünmesi lazım. Dolayısıyla dikey sinerjiyi azami ölçüde sağlayacak bir yapı sağlamaya çalıştık. Mühendisler, işi yönetenler, süreçleri yönetenler, satanlar, hepsi bir arada faaliyet gösteriyor. Bu faaliyetlerde uzmanlıklarını doğrudan pazara nasıl yansıtacaklarını düşünüyorlar. Bunun bir ikilemi var. O ikilem de yataydaki bilgi paylaşımının ve tekrar kullanımın getireceği ekonominin nasıl sağlanacağı. Bunun için de şirket içerisinde BİLGE (Bilgi Gelişim) Projeleri tanımladık. BİLGE ile farklı departmanlarda ama benzer alanlarda çalışan personellerimizi bir araya getirmeyi, yaptıkları çalışmaları paylaşmalarını amaçladık. Gerektiğinde farklı disiplinlerden de çalışanların katılımı ile geniş bir yelpazede iletişim ve ortak kültürel sermaye birikimi oluşturuyoruz. Yani entelektüel sermayeyi biriktirmek ve bunu ortak kullanıma sunmayı hedefliyoruz. Bunu da sayısallaşma çağının getirdiği imkanlarla desteklemeyi planlıyoruz. Ekonomi aslında, alan ekonomisi ve ölçek ekonomisi ile gelir, bunun için de yaptığınız işin içindeki bilgiyi tekrar kullanılabilir ve paylaşılabilir kılmamız lazım.

Şimdi burada önemli bir unsur var: Pazarlama ve satış. Şirket bünyesinde bu kültürün daha çok gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla bu sene özellikle yurt dışı pazarlara yönelik pazarlama ve satış becerilerimizi güçlendirmeye çalışıyoruz. Meteksan Savunma’nın, 2020 sloganını; ‘İhracata Odaklanmak’ olarak belirledik. İmkansızı isteyelim ama gerçekçi olalım noktasındayız. Bunu, şunun için söylüyorum: İhracat hemen olmuyor. İhracata odaklanarak onun yeteneklerini geliştirmeniz lazım. Tıpkı Ar-Ge yeteneklerini yıllar içinde geliştirdiğiniz gibi. Bir coğrafyada bir ürünü satabilmek pazarlama kavramının sonucudur. Sektörün büyük çoğunluğu pazarlamayı bilmiyor. Ama başka coğrafyalarda bir şey satmak için önce pazarlamayı öğrenmeniz lazım. Meteksan Savunma’da, teknoloji altyapısını kurmak için bunca zaman yol aldıktan sonra, şimdi de satış ve pazarlama kaslarımızı, genetiğimizi oluşturmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar önemli ihracat projelerine imza attık. Bunlardan edindiğimiz tecrübe ile bundan sonra yapacağımız sistematik çalışmaların meyvelerini çok güzel toplayacağımıza şüphem yok. Satış ve pazarlamaya yönelik olarak klasik yapılar daha çok proje yönetimine odaklanır. Proje bir kontrattır. Size bir kontrat verilir. Siz de bir ekip kurup proje yöneticisi ve teknik ekibi atarsınız. Belli bir marj beklersiniz ki şirketin genel yönetim giderleri dönsün. Biz artık başka bir yönetim modeli kuruyoruz ve bunun için ‘ürün yöneticileri’ tanımladık. Bir tanım getirdik ortaya, aramızda beyin fırtınaları estirdik, literatürü okuduk, ürün yönetimi nedir sorusuna yanıt aradık ve sonra buna da bir prosedür yazdık. Bu mevzuatı bir yıldır prova ediyoruz. Ürün yöneticisi görevinin satış ve pazarlama için bir olmazsa olmaz olduğunu anladık. Bu, ürün yöneticisinin satış ve pazarlama yapacağı anlamına gelmiyor. Yine satış ve pazarlama ekibi olacak ama arkasında ürünü çok iyi bilen, pazarı çok iyi bilen, rekabeti çok iyi bilen, mutfağı çok iyi bilip yönetebilen insanlar lazım. Ürün yöneticileri Ar-Ge ve Ür-Ge kaynakları talep edebiliyor, stoğa ürün üretimini sağlayabiliyorlar. Ama sonuçta sorumlu oldukları ürün hattının ömür devrindeki fizibiliteyi onlar sergiliyor olmaları gerekiyor. Dolayısıyla istediği kadar Ar-Ge ve Ür-Ge kaynağı kullanabilir. Ama doğru ürünü tanımlamak zorunda, o doğru üründen para kazanacak stratejileri hazırlamak ve onaylatmak zorunda. Sonuçta Meteksan’da ürün yöneticiliğine yönelik kurumsal bir yapı hazırladık şimdi de ürün yöneticilerimizin büyük bir bölümünü öncelikle kendi içimizden seçiyor, gelişimlerini planlayıp, sürece adapte ediyoruz.

Küresel Konumlandırma Sistemleri üzerine yeni bir ürün gamı lansmanına hazırlanıyoruz. Burada da iç sektörde rekabet var. Bu güzel bir şey. Biz de sadece iç sektörü hesaplayarak değil, yurt dışını da hesaplayarak burada çok güzel ürünlerle yakında ortaya çıkacağız.

Ürünün bir diğer parçası da Entegre Lojistik Destek (ELD). Ürünün işi teslimatı yapıldığı anda bitmiyor, asıl ondan sonra başlıyor. Bu sadece, bakım garanti anlamında değil. Bir ürün, kullanıcının elinde pişiyor. Örneğin; arabanız, sabah -10 derecede kontağa bastığınız an çalışıyorsa onun altında çok büyük bir deneyim, birikim ve sahadan edinilmiş tecrübe var. Biz de bu anlamda ürünün ömür devrini yönetmeye çalışıyoruz. Sahadan ve ELD süreçlerinden gelen bildirimler ile siz yeni sürümleri, hataları, kullanıcıyı cezbedecek özellikleri ve demodeliği yönetiyorsunuz. Bu çok kritik bir konu. O yüzden ELD bizim süreçlerimizin merkezine yerleşmiştir ve bu olguyu daha da güçlendiriyoruz. Kullanıcıya kısa sürede tepki verip geri bildirimini etkin bir şekilde almaya önem veriyoruz. Yabancı üründe arızaya tepki süresi uzundur ve ürüne yönelik geri bildirimler ürünün yeni sürümlerine yansıyamaz. Bu yüzden yerli ve milli ürün istenir. Mesela, Retinar için doğrudan saha operasyonlarımızı çok güçlü olacak şekilde yapılandırdık. Buna harcadığımız maliyet oldukça büyük boyutta ama biz buna bir yatırım gözüyle bakıyoruz. Bu maliyetler normalde hiç bu boyutta hesaplanmış giderler olmuyor, onları nasıl hesaplayacağımızı da öğreniyoruz.

MSI Dergisi: 2019’da, projeler cephesinde yaşanan başlıca gelişmeler neler oldu?

Daha önce de belirttiğim gibi Retinar Çevre Gözetleme Radar Sistemleri’nde, 2019’un ilk çeyreğinde, Retinar PTR için güzel bir sipariş aldık ve yıl boyunca üretim ve teslimatlarını gerçekleştirdik. 

Retinar PTR-X’in Antalya Havalimanı kabullerini gerçekleştirdik. Bu, Retinar ailesinin yurt içinde ilk havalimanı kurulumu oldu, daha önce biliyorsunuz bir Avrupa ülkesinin havalimanında Retinar kullanılmaya başlanmıştı. Bu tip sivil güvenlik açılımlarını çok önemsiyoruz ve devamının gelmesini arzu ediyoruz.

MSI Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ümit Bayraktar ve Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem Alparslan

Helikopter Engel Tespit Sistemi Projesi’ni, Savunma Sanayii Başkanlığımız ile imzaladık ve heyecanla çalışmaya başladık. Projemiz başarı ile devam ediyor.

Yılın ilk yarısı içinde KEMENT projemizin teslimatına yönelik faaliyetler zorlu ama tatlı heyecanıyla sürdü ve projenin teslimatını büyük başarı ile tamamladık.

Denizaltı sonarları alanındaki projelerimiz çok başarılı ilerliyor ve ürünleşme potansiyeli bizi heyecanlandırıyor.

Yeni ürünlerimiz Retinar FAR, KAPAN ve C-Bant Veri Bağı Sistemi’ni; ilk kez IDEF 2019’da tanıttık. Bu ürünler tamamen Meteksan Savunma’nın özkaynakları ile geliştirildi. Retinar FAR-AD Dron Tespit Radarı ile çok iddialı bir ürün ortaya çıkarttık ve ilk siparişini 2019 yazında aldık.

C-Bant Veri Bağı Sistemi ise İHA’larımız için yurt dışı bağımlılığını ortadan kaldıracak, performans ve fiyatta son derece rekabetçi bir ürün olarak pazara çıktı. Yakın zamanda yerli platformlarımızda bu ürünümüzün kullanılmasını bekliyoruz.

Bunların yanında IDEF’te yeni bir projemiz olan Taşınabilir ET’nin imza törenini de gerçekleştirdik. Bu projemizde tüm hızıyla devam ediyor. Önümüzdeki sene tamamlandığında sadece yurt içi değil, yurt dışında da önemli başarılara imza atacak bir sistemin ortaya çıkacağına eminim.  

Yine 2019 yılında Deniz Kuvvetlerimizin DUNKER ihalesini kazanarak, yeni ve büyük bir projeye daha başladık. Platform Simülatörleri ekibimiz bu projenin başarı ile tamamlanması adına büyük emek sarf ediyor.   

Füze veri bağları alanında yürüttüğümüz projelerde sürekli gelişmeye devam ediyoruz. Çok niş ve bilgi birikimi gerektiren bu alanda dünya çapında bir teknoloji üreticisi olma vizyonumuz var. Yeni ürün hattımız olan küresel konumlandırma sistemlerinde aktif Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları yapıyoruz. Bunlara önemli kaynak ayırıyoruz.

Meteksan Savunma, güçlü yönetim kadrosu ile zorlukların üstesinden gelmeyi başarıyor. (Soldan sağa: Meteksan Savunma Uluslararası Satış, Pazarlama ve Kurumsal İtibar Direktörü Burak Akbaş, Genel Müdür Yardımcısı Adil Baktır, Genel Müdürü Selçuk Kerem Alparslan, Genel Müdür Yardımcısı Erdal Torun ve Genel Müdür Yardımcısı Özgür Cankara)

Küresel Bir Şirket Olma Heyecanı

MSI Dergisi: 2019’da, ihracat cephesinde öne çıkan gelişmeler neler oldu?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: 2019’da, bu konudaki en önemli gelişme, Pakistan’a ihraç edilen MİLGEM korvetlerinde bizim sonar sistemimizin tercih edilmesi oldu. Bence, bu topyekûn bir başarı hikayesidir. YAKAMOS, aslında deniz kuvvetlerimizin uygulamalı Ar-Ge tasarım faaliyetleri ile başlayıp sanayileşmiş ve ihracatla tamamlanmış çok önemli örnek alınması gereken bir proje. Buradaki başarının geçmişi ve yol haritası iyi analiz edilip çoğaltılmalı. Biz de Pakistan’a YAKAMOS ihracatını, küresel rakiplerimize karşı başarabildik. Bu tek başına Meteksan Savunma’nın başarısı da değildir, bu devlet-sanayi iş birliğinin bir ürünüdür. Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ve ASFAT’a, bize olan sonsuz güvenleri ve iş birlikleri için teşekkür ediyoruz. Ama bir noktada parantez açmak gerekiyor. Bizim ihracatımız; ‘Pakistan’a MİLGEM’ler satıldı, yanında da halihazırda MİLGEM’lerde kullanılan sonar bir paket olarak satıldı’ şeklinde olmadı. Çünkü müşteri satın aldığı platformun üzerindeki silah sistemi ve sensörlere kendi karar veriyor. Bu açıdan bizim için önemli bir ihracat başarısıdır.

YAKAMOS 2020, YAKAMOS ürün ailesini, gelişen teknolojiye ayak uydurarak ve değişen tehditlere cevap vererek geleceğe taşıyor.

Dünyada da olduğu gibi bu tip projeler, ülkenin ihracatı oluyor, bir şirketin ya da şirketlerin değil. Ülkenin ihracatını, ülkenin kurumlarının sahiplenerek yapması çok önemli. Bu ihracatı başaran nice kurumlarımız var. Kara araçlarında, insansız hava araçlarında … Meteksan Savunma olarak bu ölçekte bir projede yer almayı başarmak bizi ayrıca gururlandırıyor. Bunun devamı olarak karşımıza birçok yeni konu geliyor. Gelen yeni ihracat projelerine de ayrı bir heyecanla yaklaşıyoruz.

2019’da, bir de aviyonik sistemler üzerine odaklandık. Bir tanesi de Radar Altimetrelerimiz oldu. Radar Altimetre’nin önceki ihracatını bir Asya ülkesine başarmıştık. Ürünümüz oradaki etkisiyle yine aynı bölgeden başka bir ülkeye ihracat başarısı yakaladı. Bu ürünün katma değeri küçük gibi görünse de çok büyük bir ihracat potansiyeli var.

Bunun yanı sıra platform simülatörleri üzerine de derinden ve başarılı bir ilerleme sağlıyoruz. Katar’a bir ihracat yapmıştık, 2019’un hemen başında zaten bununla ilgili operasyon başladı. Bu alanda, her sene yeni bir ihracat yapabilir hale geldik. Bu da bizi motive ediyor.

Şunun da altını çizmekte fayda var; bir ürün ihraç ettiğiniz zaman bazı yeni durumları fark ediyorsunuz. Müşteri dediğiniz, canlı bir şey. Onun yanında olmanız, ona sürekli dokunmanız lazım. O coğrafyada teşkilatlanmanız gerekiyor. Meteksan Savunma için bu yeni bir şey. Kendimizde, yeni bir yetenek, yeni bir kas geliştiriyoruz. Katar’da bir şube açtık, bu da bizim için güzel bir olaydır. Şimdi YAKAMOS için Pakistan’da böyle bir girişimimiz olacak. Dolayısıyla zıplama tahtalarımız olacak. Daha da küresel bir şirket olma heyecanımız var.

Uluslararası Arenaya Milli Takım ile Çıkmak Gerekiyor

MSI Dergisi: İhracat yaptığınız ülkelerde en çok nelerle karşılaşıyorsunuz? Bu konudaki deneyimlerinizi anlatabilir misiniz?

YAKAMOS 2020’nin konsolu

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Gittiğimiz yerlerde küresel devler var. O devler, o coğrafyalardaki konjonktürü belirliyor. Sonuçta emperyal olmak böyle bir şey. Oralardaki politikaya ve siyasete de yön veriyorlar. Bunların altındaki temel etken ise ticaret. O küresel devler ile siz boy ölçüşemiyorsunuz. Şimdi gönül ister ki küresel devlerin karşısına bir milli takım olarak çıkalım. Yani ülkemizdeki amiral gemileri bizleri de yanına almalı ve sahneye öyle çıkmalıyız. Amiral gemilerinin ürün gamını genişletmeli ve onları desteklemeliyiz. Milli Savunma Bakan Yardımcımız Muhsin Dere’nin, MSI Dergisi’nin 190’ıncı sayısında yayınlanan söyleşisinden de okuduğumuz üzere, ASFAT ihracat konusunda sektöre yeni bir heyecan ve soluk getirdi. Sektöre yeni giren bir oyuncu olmasına rağmen bunu kesinlikle başardı. Türkiye’nin yurt dışındaki başarısının böyle gerçekleşeceğini diğer büyük şirketlerimizin de iyi kavraması gerektiğini düşünüyorum.

MSI Dergisi: Türk savunma ve havacılık sektörünü nasıl bir 2020 ve 2021 bekliyor? Öngörüleriniz paylaşır mısınız?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: 2019’da, sektörde pek alışık olmadığımız şekilde nakit akışlarında bir düzensizlik ve daralma yaşandığına bizzat tanık olduk. Silahlı kuvvetlerimiz vatanımızı korumak için dış operasyonlar yapıyor, ülkemiz dış politikada önemli bir dönemden geçiyor. Kaynakların tahsisatında öncelikler muhakkak yer değiştiriyor olabilir. Bu sektör, tamamiyle serbest bir sektör olamaz. Hepimiz mecburen kenetleneceğiz, birbirimizi destekleyeceğiz. Ancak ekonomik olarak nezle yapan bu rüzgar, daha sert esmeye başlarsa, daha ciddi durumlar yaratabilir. Çünkü ödemelerdeki sıkışıklık büyükleri çok etkilemez ama küçük ve orta ölçekli şirketlerde çok önemli darboğazlar yaratabilir ve bu da sektörü çok kötü etkiler. Bizim sözleşmelerimizde işi yapamazsan yüklenici daima sorumludur ve bunun yaptırımları belirlidir. İşi hakkıyla teslim edersen de ödemeler net tanımlıdır.Benim gördüğüm, ilk defa, 2019’da birtakım düzensizlikler yaşamaya başladık. Sadece devletle değil, kamu ile iç içe olan kurumları da kastediyorum. Sektör zor bir dönemden geçiyor olabilir. Ama bunun en büyük yansıması, orta ve küçük sanayiye oluyor. Bu durumun, 2020’de de biraz devam edeceğini okuyoruz. Bu durumda da çok dikkatli bir mali politika işletmemiz gerektiğini hissediyoruz. Daha disiplinli, daha kontrollü olacağız ama bir yandan da vizyonumuzu ya da stratejik hamlelerimizi geri almayacağız. Bir nevi, krizden fırsat çıkartma yaklaşımını benimseyeceğiz. Zaten dünyada da büyük ve başarılı birçok şirketin zor dönemler sırasında kendilerini yeni durumlara adapte edecek reaksiyonlar gösterip, Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarında bulundukları dikkat çekmektedir. Biz de böyle bir dönemde, mali yapımızı olabildiğince gürbüz kılarak, Ar-Ge, inovasyon ve ürün geliştirme ile yarınlara hazırlık yapmayı amaçlıyoruz.

2021’de havaların açılacağını hayal ediyoruz. IDEF 2021’de de yepyeni ürünlerle savunma sanayisinin daha da şahlanacağını hissediyoruz. En azından biz hazırladığımız ürünleşme çalışmalarıyla öyle olacağız. Sektörün geri kalanının da benzeri tempoda olacağını düşünüyoruz. Rekabet bizi iyi bir yere getirir, yeter ki birilerimiz oyundan düşmesin. Bunu yönetmek de kural koyuculara düşüyor. Ben ayrıca 2021’de, dışarı ile daha entegre olmuş bir Türkiye hayal etmek istiyorum. Yanlızlaşmış bir Türkiye değil de, küresel işbirlikleriyle daha entegre olmuş… Yerlilik ve millilik en önemli vazifemiz ama bunun yanı sıra başkalarıyla da entegre olarak küresel oyuncular olabiliriz.

YAKAMOS 2020’nin ıslak taraf birimi (wet-end).

MSI Dergisi: Meteksan Savunma açısından, 2020 yılında hangi konuların öne çıkacağını öngörüyorsunuz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Var olan projelerimizi hakkıyla yapmak en büyük önceliğimiz. Onun dışında, ürünleşme çalışmalarıyla yeni hazırlıklar içerisindeyiz. Onları çok iyi bir şekilde yapmayı hayal ediyoruz. İhracata odaklanıyoruz. İhracata odaklanacak mekanizmaları ve yapıyı geliştiriyoruz. Yakın zamanda gelirimizin %50’sini ihracattan, %50’sini iç pazardan kazanmayı hedefliyoruz. 2020 yılı bizim için hem kurumsallaşma adına hem ürün geliştirme adına oldukça önemlidir.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma’nın büyümesi ve gelişmesi, 2020’de nasıl seyredecek? Yıl sonunda nasıl bir tablo görmeyi hedefliyorsunuz? Bu kapsamda; ciro, ihracat, çalışan sayısı ve benzeri ana göstergelerde nasıl bir değişim bekliyorsunuz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN:  2020 yılı için finansal parametrelerimizi, 2019’dan çok yüksek bir şekilde öngörmemeyi tercih ettik. Daha dikkatli hesaplar yapmaya çalışıyoruz. Çünkü bir nakit darboğazı yaşanırsa geleceğe yönelik risk iştahınız azalır. O yüzden biraz büyüme rakamlarımızı geçen seneki gibi tuttuk ve iddialı rakamlar öngörmedik. Zaten doğal olarak bir cari enflasyon nezdinde büyümeniz şart. O bağlamda, ciromuzu reel olarak geçen seneki gibi bir hacimde tutacağımızı hayal ediyoruz. İnsan kaynağımızda daima bir genişleme var. Orada da yine kontrollü bir büyümeyi hedefliyoruz. Meteksan Savunma, bugün, 310 kişinin üzerinde bir istihdam sağlıyor. 2020’yi, 330 kişi mertebesinde bitirebiliriz. Diğer taraftan bizim ana misyonumuz; vakfımızın kuruluşu olan Bilkent Üniversitesi’ne burslar için gelir yaratmak. Bu da asıl varlık hedefimiz. Sonuçta kontrollü büyüyeceğiz ve sonraki senelere ciddi ürünler geliştirerek hazırlık yapacağız. 2020’nin bizim için seyri böyle olacak.

MSI Dergisi: Okuyucularımıza şimdiden ipuçlarını verebileceğiniz; yeni ürün, yeni proje, yeni ihracat sözleşmesi gibi haberler var mı?

MİLSAR, İHA’lara, hava şartlarından bağımsız gözetleme ve keşif yeteneği kazandıracak.

Selçuk Kerem ALPARSLAN:  Savunma Sanayii Başkanlığı ile yapılandırmaya çalıştığımız bazı projeler var. Onun dışında kendi içimizde yaptığımız çalışmalar var. Retinar FAR-AD’nin ilk siparişlerinin teslimatlarını çok yakında yapacağız. Bu bizim için çok önemli, çünkü pazara yeni bir dron radarı ile çıkmış olacağız. Sene sonunda, MİLSAR’ın teslimatı var. Onun şu an uçuş testleri dahil bütün testlerini yapıyoruz. Bizi çok heyecanlandırıyor. Bu ürünle bir boşluğu dolduracağız ve ihracatta da fırsatlar arıyor olacağız. Bu da önemli bir 2020 çıktısı olacak.

KAPAN Drone Savar Sistemi, aslında Retinar FAR-AD ile beraber elektro-optikler, elektromanyetik karıştırıcılar, bunların süiti halinde bir üründür. Bu üründe, modülerliği, ölçeklenebilirliği, performans ve maliyet etkinliği öne çıkardık. KAPAN ile güzel bir başarı bekliyoruz. Önce yurt içinde sonra da yurt dışında birkaç tane rekabete girmeyi hedefledik.

Küresel Konumlandırma Sistemleri üzerine yeni bir ürün gamı lansmanına hazırlanıyoruz. Burada da iç sektörde rekabet var. Bu güzel bir şey. Biz de sadece iç sektörü hesaplayarak değil, yurt dışını da hesaplayarak burada çok güzel ürünlerle yakında ortaya çıkacağız.

“Gerçek Rekabet” Sektörü Geliştirir

MSI Dergisi: Sektördeki gelişmeleri yakından takip eden ve sektörün problemleri ile ilgili fikir sahibi biri olarak da tanınıyorsunuz. Bu doğrultuda, sektörün son dönemde yaşadığı süreçlerle ilgili değerlendirmelerinizi paylaşmak ister misiniz?

C-Bant İHA Veri Bağı, kompakt yapısı, 200 kilometre mesafede en az 10 Mpbs veri aktarım hızı sunması, elektronik harp korumalı dalga şekli, çoklu İHA desteği gibi özellikleriyle öne çıkıyor.

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Türkiye’de, savunma sanayisinin ASELSAN ile başlayan uzun bir hikayesi var. Ama şöyle de bir gerçek var: O zamanlar kendi kendimize teknolojik yetenekler geliştirirken, esas ihtiyaçları yurt dışından tedarik ettiğimiz dönemlerdi. Savunma sanayisi, son zamanlarda gerçek sahada sınav veriyor ve tecrübe biriktiriyor. Terör konusu hep gündemimizde vardı ama ilk kez sınır ötesinde, küresel güçlerle mücadele eden, asimetrik güçlerle uğraşan, hem diplomatik hem de askeri alanda mücadele eden bir durumdayız. Bu noktada Silahlı Kuvvetler gerçek ürünler istiyor. Gerçek ürünlerin istendiği bu dönemde sizin kağıt üzerinde ben bir şey yapıyorum, ya da yapabilirim diyebileceğiniz dönemler bitti. Uzun zamanların, bol kaynakların sağlandığı projeler artık söz konusu olmuyor. Envantere girme konusu da tartışmaya açık. Bir ürün envantere girince kendini ispatlamış, artık kullanıma alınmış gibi algılansa da, envanterdeki sistemlerin kullanım verimi ve başarımı da sorgulanabilecek bir konu. Bir sürü sistem envantere giriyor ama gerçekten kullanılıyor mu? Bir bakıyorsunuz silahlı kuvvetlerin kullandığı birçok kritik sistem yine de yurt dışından tedarik edilmiş olabiliyor. Son dönemde bunu kırmak üzere çok önemli hamleler oldu. Kullanıcı artık gerçek sistemleri milli ve yerli görmek istiyor. Bunun için de ‘Kağıt üzerinde bir şey yapayım, proje kaynağı alayım.’ dönemleri geçti. Devletin hepsini destekleyecek fonu olmadığı da belli. Bizlere biraz görev düşüyor. Bu görev de kullanıcıyla daha bütünleşip onu iyi okuyup onun ihtiyaçlarına uygun çözümleri yavaş yavaş mutfaktan getirmek. Ama bu da bir olgunlaşma süreci gerektirir. Kendi kendimize sıfırdan çıkıp da ben böyle bir şey yapacağım deyip yapamazsınız. Meteksan Savunma, bu olgunlaşma dönemini büyük ölçüde geçirmiştir. Şimdi mutfağında bir şeyler hazırlayıp, sahaya sürüp kullanıcıya doğrudan veriyor; hatta gerektiğinde onun yanında yer alıyor. Bütün çabamız bu doğrultuda. Zaten böyle yapmazsanız ihracatı da başaramayacağınız ortada. İhracat hiçbir zaman iç sektördeki gibi gelmiyor size. Hadi şunu çalış bana kağıt üzerinde bir şey getir olmuyor! Değer cümlenizi bulup rekabet edecek bir ürünü önlerine getirmeniz lazım. Dolayısıyla kağıt üzerinde değiliz. Bir özel sektör kuruluşu olarak herhangi bir devlet bağımız da yok. Dolayısıyla salt rekabet etmekten başka hiçbir çaremiz yok. Bütün genetik yapımız ve kas yapımız buna göre ve bu şekilde yol alıyor ve evriliyoruz.Rekabet üzerine biraz daha fazla değinmek isterim.Savunmasanayisi, sektörün gelişmesi için hep rekabet istedi. Rekabet; fiyatı düşürür, kaliteyi arttırır. Fakat rekabetin olması için bir serbest piyasa olması lazım. Serbest piyasa ve rekabet birbiriyle etkileşimli, birisi olmazsa diğeri olmaz terimler. Serbest piyasa yoksa ve rekabetten bahsederseniz o rekabet suiistimal olur. Bizim gördüğümüz; savunma sanayii aslında serbest piyasanın olduğu bir yer değil. Savunma sanayisi, daima devletin kontrolünde, kamuyla bağlantılı oyuncuların oyun kurduğu bir yapı. Böyle de olması gerekir. Burada rekabeti istemekte haklılık var ama bu rekabet dikkatli yönetilmezse zarar veriyor da olabilir. Rekabet iki yönde gerçekleşiyor: Dikey rekabet ve yatay rekabet. Dikey rekabet; küçüklerin büyüklerle rekabet etmesidir. Bu son derece yanlış. Yani bir küçüğün büyüğe teklif verip büyüğün de aynı sistemi ben de yapıyorum demesi, rekabetin oluşmadığını gösterir. Yatay rekabet ise; büyüklerin yurt dışından aldığı malzemeleri, küçükler yapsın, aranızda rekabet edin ve bana yurt dışı fiyatlarla getirin deyip ortamı öyle bırakması neticesinde gerçekleşiyor. Bu senaryoda benzer ölçekteki şirketler dar ve giriş bariyeri yüksek bir pazar için birbirini çok zorlayabiliyorlar ve neticede birilerinin oyundan düşmesi sözkonusu olabilir. Yurt dışında pazar arama ve ihraç etme tavsiyesi ise söylendiği kadar kolay değil. Zira yurt dışı pazarlarda daha çetin rekabet var ve oraya çıkmak için iç pazarda referans ve deneyim biriktirmek şart. Sonuçta yatay rekabetten ötürü oyundan düşüldüğünde ise yine toplam kaybeder. Çünkü o oyuncular artık olmayınca yine rekabet kalmaz. Bu durumda, devletin düzenleyici olması şart. ve bunun yöntemlerini geliştirmeye çalıştığını memnuniyetle izliyoruz. Özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı Sanayileşme Dairesi’nin bazı hamleleri var. Biz de çok heyecan içindeyiz. Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı (EYDEP) çalışması, bunun için çok önemli bir hamledir. Meteksan Savunma da EYDEP’ten “A” almayı başaran bir şirket oldu. Bu da bize gurur veriyor. Savunma Sanayii Başkanlığımız, ayrıca bir ürün kütüphanesi oluşturuyor. Bu hamleler, umarım bu rekabeti regüle edecektir.

KAPAN Dron Savunma Sistemi

MSI Dergisi: Meteksan Savunma’nın şirket içi politikalarında da yeniliklere son derece açık bir şirket olduğunu biliyoruz. Bu kapsamdaki son gelişmelerden bahsedebilir misiniz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN:  Biz, inovasyona verdiğimiz önemi arttırmaya karar verdik. Çünkü inovasyon yaparak bu sektör oluşuyor ve gelişiyor. Inovasyonun bir kurumsal sermaye olarak izini oluşturmak, inovasyonu yapanların bundan teşvik alması gibi mekanizmaları tanımlamak gerekiyor. Bu konuda, birkaç tane güzel hamle yaptık.

Öncelikle ürünlerimize isim bulmak istiyoruz. Bunu çalışanları katarak yapmak istedik. Çok güzel etki yarattı. Bir isim yarışması düzenliyoruz, bütün çalışanlar katılıyor ve isim bulunuyor. İsmi önerenleri, teşvik amacıyla tebrik ediyor ve ödüllendiriyoruz.

Meteksan Savunma’nın, radyo frekansı spektrumunun C bandında çalışan CRA serisi radar altimetrelerinden CRA-201.

Üretim süreçlerinde maliyet düşürücü bazı hamleler gerekiyor. Yine bunu da ürünleşme hamlelerimiz kapsamında değerlendiriyoruz. Ürünün imalat fiyatlarını çok iyi düşünmeniz lazım. Biz de imalat reflekslerini geliştiren bir şirket olarak baktık ki bütün çalışanlarımız bize çok iyi fikirler verebiliyor ve biz, bu fikirleri değerlendirebiliyoruz. Bir fikir gerçekten süreçte maliyet düşürücü bir tedbir sağlıyorsa bunu da teşvikle ödüllendiriyoruz. Buna da “Fikir Kumbarası” dedik. Bunu, periyodik olarak yapacağız.

Bunun dışında patent ve telif hakları konusunda, devletimizin yönerge ve kanunları ile uyumlu olarak bir iç süreç yayınladık. Bir buluş yapıldığı zaman ya da bir konuda inovatif çalışma gerçekleştiği zaman, bunun buluş değerini araştıracak, buluş olarak tescil ettirecek ve çalışanı da bu buluşun ticari değerine ortak edecek bir yapı kurduk.

Öte yandan, iş geliştirme veya pazarlama gibi departmanlar istediği kadar müşteriye yakın dursun, aslında fikirler mutfaktan çıkıyor. Tüketiciyi, teknolojiyi geliştirenler manüpüle ediyorlar. Bunun için “Bir Fikrim Var” yarışması planladık. Bununla yenilikçi iş planlarını ve tekliflerini oluşturmada çalışanlarımızın da fikirlerini almaya çalışacağız.

Meteksan Savunma, inovasyona açık bir şirket olarak bu tip projeler geliştirmeye devam edecek.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçlarını karşılamaya devam eden Meteksan Savunma, İstanbul Tersanesi Komutanlığında ofis açtı.

Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem Alparslan’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 3,224 Toplam Görüntüleme,  2 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.