Ana Sayfa Manşet Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem ALPARSLAN: “Meteksan Savunma, sektördeki piramit yapının ortasında, güçlü bir şirket olma vizyonunu başarıyla gerçekleştirdi.”

Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem ALPARSLAN: “Meteksan Savunma, sektördeki piramit yapının ortasında, güçlü bir şirket olma vizyonunu başarıyla gerçekleştirdi.”

Ümit BAYRAKTAR / ubayraktar@savunmahaber.com
K. Burak CODUR / b.codur@savunmahaber.com

Nisan ayında, kuruluşunun 15’inci yılını geride bırakan Meteksan Savunma, kabiliyetleri ve ürünleri ile Türk savunma ve havacılık sektörünün önemli paydaşlarından biri haline geldi. Meteksan Savunma’nın bu 15 yıllık yolculuğunda ulaştığı noktayı ve IDEF 2021 öncesinde, ürünleri ile ilgili güncel durumu, Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Kerem Alparslan’dan dinledik.

MSI Dergisi: Selçuk Bey, kuruluşunun hemen ardından, 2007 yılında Meteksan Savunma ailesine katıldınız ve firmanın 15 yıllık yolculuğunun neredeyse tamamına şahitlik ettiniz. Meteksan Savunma, bu 15 yıllık süreçte, ürünlerin ya da projelerin ötesinde, sektörde neleri başardı?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Meteksan Savunma’nın kuruluşuna baktığımızda, savunma ve havacılık sanayimizin temel stratejileri doğrultusunda alınmış bir dizi karar ve seçilmiş hedefler görüyoruz. Her şeyden önce Meteksan Savunma, sektördeki piramit yapının ortasında, güçlü bir şirket olma vizyonuyla kuruldu. Geldiğimiz nokta itibarıyla bu vizyonu başarıyla hayata geçirdiğimizi gururla söyleyebilirim. Bugün sunumlarımızda ve dergi ilanlarımızda kullandığımız; ortasında bir insansız hava aracının ya da füzenin bulunduğu, çevresinde ise Meteksan Savunma’nın özgün olarak geliştirdiği ve bu platformlarda kullanılan bir dizi alt sistemin yer aldığı görseller de bunu çok güzel anlatıyor. Tam da piramidin ortasında yer alması istenen, yetkin ve güvenilir bir ikinci seviye tedarikçi olarak, platformların ihtiyaç duyduğu kritik sistemleri, özgün, yerli, milli ve maliyet-etkin birer çözüm olarak kullanıma sunuyoruz. Bunlar, hem Türkiye’de hem de yurt dışında başarıyla görev yapıyor.

Temel stratejilerden bir diğeri de savunma ve havacılık sanayimizde, güçlü bir özel sektör yapısı oluşturmaktı. Meteksan Savunma, bugün aynı zamanda, tedarik kurumlarının güvendiği bir ana yüklenicidir. Hem sermaye yapımız hem kurumsallığımız hem de teknolojimiz ile üst düzey projeleri ana yüklenici olarak başarı ile hayata geçiriyoruz.

Meteksan Savunma, İHA platformlarının ihtiyaç duyduğu biz dizi alt sistemi de geliştirdi. Bu alt sistemler; büyüklük, ağırlık, güç tüketimi ve güvenilirlik gibi alanlarda, platform üreticilerine önemli avantajlar sağlıyor.

15 yıllık süreçte başardığımız şeylere baktığımızda, projelerin ve ürünlerin ötesinde, iki nokta daha öne çıkıyor. Bunlardan birincisi, gerektiğinde taşın altına elimizi koyarak ürün geliştirme çalışmalarında yer almamız. Kendi kaynaklarımızı kullanarak, son kullanıcının özel ihtiyaçlarını adresleyen, yenilikçi çözümler ortaya koyabiliyoruz. Retinar, ARES Tersanesi ile birlikte geliştirdiğimiz insansız  deniz araçları ailesi ULAQ, AGNOSIS ve AKSON, bu konuda verebileceğimiz güzel örnekler.

İkinci nokta ise ihracat. Bu 15 yıllık süreçte, bizim ölçeğimizdeki bir firmanın uluslararası arenada ne kadar iştahlı olabileceğini gösterdik. Uzak Doğu’da, Güney Asya’da, Orta Doğu’da ve Avrupa’da ihracat başarıları elde ettik. Genel kabullerin aksine, henüz yurt içinde satışını gerçekleştirmediğimiz ürünleri, dost ve müttefik ülkelerin kullanımına sunabildik.

15 yıllık süreçte, değişime de başarılı bir şekilde ayak uydurabildik. Örneğin, sosyal medyanın önem kazanması ile bu alana da eğildik ve bugün, Türkiye’nin, sosyal medyada en çok itibar gören 5 savunma sanayisi şirketinden biri haline geldik.

Meteksan Savunma, bugün aynı zamanda, tedarik kurumlarının güvenebileceği bir ana yüklenicidir. Hem sermaye yapımız hem kurumsallığımız hem de teknolojimiz ile üst düzey projeleri yüklenebiliyoruz.

MSI Dergisi: Bu 15 yılın ardından, Meteksan Savunma’nın kurumsal gelişimini nasıl bir noktada görüyorsunuz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Meteksan Savunma, Bilkent Üniversitesinin ve Bilkent Holding’in kurumsal yapılarının üzerine kurulmuş bir şirket. Dolayısı ile kuruluşundan çok sağlam bir temele sahip. İlerleyen süreçte, bu sağlam temelin üzerine savunma ve havacılık sanayisi ile ilgili alan bilgisini işleyerek bugünlere ulaştık. Bugün, Meteksan Savunma’nın, kurumsal yapısı ve arkasındaki destek sayesinde büyük sorumluluklar alabilen ve paydaşlarına güven veren bir şirket olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bilkent Holding’in farklı iş alanlarında faaliyet gösteriyor olması, farklı bakış açılarına ve farklı kabiliyetlere erişimimizi sağlıyor ve bu da bizi, daha esnek ve daha çevik bir hale de getiriyor. Ayrıca bu farklı iş alanlarının kendi küresel operasyonlarının olması, Meteksan Savunma’ya da yansıyan bir sinerji yaratıyor.

MSI Dergisi: Teknoloji tarafına baktığımızda, Meteksan Savunma, 15 yılda nasıl bir noktaya geldi?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: 15 yıllık süreçte; radar, sualtı akustiği, haberleşme, simülasyon ve lazer gibi farklı ana alanlarda teknolojiler geliştirdik. Bu ana alanları tercih etmemizin arkasında, üzerinde çalışılmayan alanları bulma ve bu alanlarda fark yaratacak çözümler sunma misyonumuz bulunuyor. Gerçekten de bu alanların hepsinde, Türkiye’de o tarihlerde yapılmayanları yaptık ve başarılı ürünler ortaya koyduk. Yetmedi; bu ana alanların alt bileşenlerinde, gerektiğinde bilimsel temellere kadar indik ve bu alanlar arasında sinerjiler de yarattık. Böylece, üst tarafta birbiri ile ilgisiz görünebilen bu ana faaliyet alanlarını, teknoloji tarafında ortak bir zemine oturttuk. Çok iyi bir teknoloji stratejisi ortaya koyduk; bu stratejiden ürün stratejimiz, ondan da iş stratejimiz ortaya çıktı.

Teknoloji stratejimiz kapsamında, başardığımız şeylerin projelerimize yansımasına bir örnek verecek olursam: Artık, yeni ürünleri ya da mevcut ürünlerimizin değişik sürümlerini, çok daha kısa zamanda ortaya çıkartıyoruz. Önceden yıllar sürebilecek teknolojik yenilikleri, aylar mertebesinde hazır hale getiriyoruz. Bu da bizi, hem rekabetçi hem de maliyet-etkin bir konuma yükseltiyor.

Şunu da vurgulamak isterim. Teknoloji stratejimizde, çözüm ortaklarımız da önemli bir yer tutuyor. Türkiye’de zaten geliştirilmiş bir teknoloji varsa bunu çözüm ortaklarımızdan alıyoruz. Çözüm ortaklarımızı bir tedarikçi gibi değil, bir paydaş olarak görüyoruz; dolayısı ile teknoloji stratejimizde önemli bir yere sahipler. Biz de benzer şekilde daha üst seviye stratejilerde bir paydaş olarak yer almak istiyoruz.

Artık, yeni ürünleri ya da mevcut ürünlerimizin değişik sürümlerini, çok daha kısa zamanda ortaya çıkartıyoruz. Önceden yıllar sürebilecek şeyleri, aylar mertebesinde hazır hale getiriyoruz. Bu da bizi, hem rekabetçi hem de maliyet-etkin bir konuma yükseltiyor.

Meteksan Savunma, füze ve mühimmat platformları için bir dizi alt sistemi, sahada kendini ispat etmiş çözümler olarak sunuyor.

ULAQ, Son Kullanıcıya Yeni Kabiliyetler Kazandıracak

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, Retinar radar ailesini, ihtiyacı tespit ederek kendi öz kaynakları ile geliştirmişti ve Retinar radarları, bugün, hem Türk hem de uluslararası kullanıcıların envanterine girmiş bir ürün. ULAQ insansız deniz aracı ailesine baktığımızda, bu ailenin de görülen ihtiyaç üzerine, Meteksan Savunma-ARES Tersanesi iş birliğinde ve yine kurumların kendi öz kaynakları ile geliştirildiğini görüyoruz. Retinar radar ailesinin geliştirilmesi ve pazarlanması süreçleri ile ilgili hangi tecrübelerinizi ULAQ’a taşıyorsunuz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Bir teknoloji geliştirip bir ürünü ortaya koymakla bu ürünü son kullanıcıya kullandırtmak ve tüm ömür devrini kapsayacak bir çözüm oluşturmak arasında büyük fark var. Tabii ki başlangıç noktanızda üstün bir teknoloji ve geçerli bir kullanım konsepti olmalı. Ancak bunlar, ürünün envantere girmesine giden yolun sadece başlangıcı oluyor.

Kullanıcı ile iletişim içerisinde olmalısınız ve bu iletişim üzerinden onun ihtiyaçlarını doğru analiz edebilmelisiniz. Biz Retinar’ı ilk ortaya koyduğumuzda, kullanıcı, “Türkiye’de zaten kara gözetleme radarları var.” dedi. Ancak nispeten orta ve yakın menzilli, daha düşük maliyetli, çok daha esnek ve rahatlıkla taşınabilir bir sisteme olan ihtiyacı doğru analiz etmiştik. Bu noktaları öne çıkarttık ve kullanıcıya gösterdik. Sonuçta Retinar’ın kendisine sağlayacağı katma değeri kullanıcı da gördü. Hatta bu konsept, dünya genelinde de ilgi gördü ve Retinar’ı taklit eden ürünler çıkmaya başladı.

Tabii bu süreç, zaman ekseninde kolay geçmedi. İlk ürünü ortaya koymanızla onun ilk satışını gerçekleştirmeniz arasında bir vadi var. Bu vadi, kolay aşılabilirmiş gibi görünüyor ama hiç de öyle değil. Bu süreçte ürün ile ilgili faaliyetler nasıl yürütülür, nasıl fonlanır; tüm bunları tecrübe ettik; hatta prosedürlerini yazarak bu tecrübeleri kurumsallaştırdık.

Bu tecrübelerimizi, ULAQ’a da uyguluyoruz. Dünyada, insansız deniz araçlarının, yazılmış ve kabul görmüş bir doktrini henüz tam olarak yok. O yüzden kullanıcının ihtiyaçlarını anlayarak, analiz ederek ilerliyoruz. Bu süreçte, ARES Tersanesi ile birlikte hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlara yönelik, dikkatli bir tanıtım faaliyeti de yürütüyoruz.

MSI Dergisi: ULAQ, Meteksan Savunma’nın geleceğinde nasıl bir rol oynayacak?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Sorunuzun cevabını, “ULAQ, Türkiye’nin geleceğinde nasıl bir rol oynayacak?” bakış açısı ile vermek isterim. Çünkü ULAQ, ülkemizin geleceğinde de önemli roller üstlenme potansiyeline sahip. ULAQ’ın, Deniz Kuvvetlerimize yeni doktrinler kazandıracak, yeni kabiliyetleri kullanıma alacak bir platform olmasını hedefliyoruz. Otonomi, yapay zekâ, büyük veri gibi günümüzün, belki de klişe haline gelmiş kavramlarını, en doğru ve etkin şekilde kullanıma sunan bir platform olacak ULAQ. Bu kavramların başka platformlarda ve ürünlerde kullanılmasının önünü de açacağını öngörüyoruz.

ULAQ’ın, yurt dışı pazarlarda da aranan bir çözüm olmasını hedefliyoruz. Şu anda da dünyada çok ilgi görüyor; herkes çok merak ediyor. ULAQ, Meteksan Savunma’nın ve ARES Tersanesi’nin ihracat hedeflerine de önemli bir katkı sağlayacak.

ULAQ’ın, Deniz Kuvvetlerimize yeni doktrinler kazandıracak, yeni kabiliyetleri kullanıma alacak bir platform olmasını hedefliyoruz. Otonomi, yapay zekâ, büyük veri gibi günümüzün, belki de klişe haline gelmiş kavramlarını, en doğru ve etkin şekilde kullanıma sunan bir platform olacak ULAQ. Bu kavramların başka platformlarda ve ürünlerde kullanılmasının önünü de açacağını öngörüyoruz.

MSI Dergisi: Burada “yapay zekâ” kavramına bir parantez açmak istiyoruz. Çünkü sektörde çok sözü geçse de aslında firmaların, bu alanda neler yaptıklarını anlatmadığını görüyoruz. Meteksan Savunma, yapay zekâ konusunda neler yapıyor?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Yapay zekâ, aslında birçoğumuzun üniversitede aldığı derslerde öğrendiği bir teknoloji. Bu teknoloji zaten vardı ve biliniyordu. Günümüzde, yapay zekânın adını daha çok anmaya başlamamızın nedeni ise bu teknolojinin uygulanması ile ilgili yazılım ve donanım imkânlarının, uygulamayı kolaylaştıracak şekilde gelişmiş olması.

Meteksan Savunma’nın mühendislik ekipleri de yapay zekâ teknolojilerine aşina ve bu teknolojileri, ürünlerimizde zaten kullanıyoruz. Örneğin, Retinar ürün ailemiz, hedefin niteliği ile ilgili karar vermesini sağlayan bir makina öğrenmesi işlevine sahip. İlgili algoritmalar, Retinar’ın yazılımına gömülü ve şu anda sahada çalışıyor.

ULAQ’ta ise çok sayıda ve çok farklı niteliklerde sensörler yer alıyor. Bunlardan toplanan verilerin değerlendirilmesi ve belli zaman kısıtları dâhilinde bazı kararlar verilmesi gerekiyor. Bu nedenle ULAQ’taki yapay zekâ uygulamaları, çok daha ciddi bir seviyede ve çok daha görünür olacak.

Alçak, Yavaş ve Küçük Tehditleri Adresleyen Bir Hava Savunma Sistemi

MSI Dergisi: KAPAN Dron Savunma Sistemi’nin son durumu hakkında bilgi verebilir misiniz? IDEF 2019’dan beri ne gibi gelişmeler yaşandı?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: KAPAN, bir açıdan baktığımızda bir dronsavar sistemi olarak görülebilir; ancak aslında bundan fazlası. Son dönemde, bir şeyin farkına varıldı: LSS (Low-Slow-Small / Alçak-Yavaş-Küçük) diye sınıflandırılan hava tehditleri ortaya çıktı. Dronlar da bu tehditlerin bir parçası. Mevcut hava savunma sistemleri, bunlara karşı etkili olamıyor; hatta çoğu, bu tehdidi tespit de edemiyor. KAPAN, tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor. KAPAN’ın ana sensörü olan Retinar radar ailesi, LSS tipi tehditlerin tespiti için en ideal çözümü oluşturuyor. Bu aileye katılan son üye, Retinar FAR 3D oldu. Hedefin yanca ve yükseliş bilgilerini de veren, 3 boyutlu bu radar sayesinde kullanıcı, hedefin uzaydaki konumunu hassas olarak biliyor ve karşı tedbirini, bu bilgiyi kullanarak odaklanmış bir şekilde uyguluyor. Bu, çok önemli bir kabiliyet; çünkü LSS tehditlerine karşı konuşlandırdığınız hava savunma çözümünü, yerleşim yerleri dâhilinde de kullanmanız gerekebiliyor. Bu tür kullanım senaryolarında, gereğinden fazla bir alanı kapsayacak bir karıştırma yapmanız, tehlikeli durumlara yol açabiliyor. Diğer haberleşme kanallarını kullanılamaz hale getirebiliyorsunuz mesela. Retinar FAR 3D, LSS tehdidine karşı hava savunmasının, meskûn mahallerde de güvenli bir şekilde yapılabilmesinin önünü açıyor.

Retinar FAR 3D, LSS tehdidine karşı hava savunmasının, meskûn mahallerde de güvenli bir şekilde yapılabilmesinin önünü açıyor.

LSS tehditlerine yönelik bir hava savunma sisteminin ya da bir dronsavar sisteminin karıştırıcı ya da elektro-optik algılayıcı gibi diğer bileşenlerini de birer ürün olarak ortaya koyma kabiliyetimiz var; ancak biz hazır çözümlerle ilerlemek istiyoruz. Yurtiçinde ortaya konmuş, etkin bir çözüm varsa bunun alternatifini oluşturmak, bizim misyonumuza ve vizyonumuza ters düşer. Ayrıca bunu, milli servetimizin gereksiz yere harcanması olarak görürüz. O yüzden paydaşlarımızla birlikte, kararlılıkla ilerliyoruz.

Paydaşlarımızın çözümlerini KAPAN’a entegre etme ve sistemin genel sorumluluğunu alarak tedarik makamı ile bağlantı noktası olma görevlerini de biz üstleniyoruz. Alt sistemleri bir araya getiren; bunların tümleşik bir çözüm olarak çalışmasını sağlayan ve daha üst seviye sistemlerle arayüzü sağlayan komuta-kontrol yazılımı çözümümüz, KAPAN’ın bir bileşeni olarak görev yapıyor.

Son dönemde, bir şeyin farkına varıldı: LSS (Low-Slow-Small / Alçak-Yavaş-Küçük) diye sınıflandırılan hava tehditleri ortaya çıktı. Dronlar, bu tehditlerin bir parçası. Mevcut hava savunma sistemleri, bunlara karşı etkili olamıyor; hatta çoğu, bu tehdidi tespit de edemiyor. KAPAN, tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor. KAPAN’ın ana sensörü olan Retinar radar ailesi, LSS tipi tehditlerin tespiti için en ideal çözümü oluşturuyor.

MİLSAR, Bu Yıl Kullanıma Hazır Hale Gelecek

MSI Dergisi: Lansmanını IDEF 2019’da yaptığınız MİLSAR’ın geliştirme ve test faaliyetlerinin geldiği nokta ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: MİLSAR’da saha testlerimiz sürüyor ve ürün, bu sene içinde kullanıma hazır hale gelecek. Gerçekten çok kabiliyetli bir çözüm ortaya çıkarttık. Testlerde aldığımız görüntüler, sistemin performansını etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor.

MİLSAR, tam da insansız hava aracı (İHA) geliştiren firmaların aradığı türden bir faydalı yük: İHA’nın gövde içine entegre edilmesi gereken herhangi bir bileşeni yok; her şeyi kendi bünyesinde bulunuyor. Basit bir arayüz ile İHA’ya kolayca entegre edilebiliyor. Küçük ve hafif olması, geniş bir yelpazedeki İHA’larda kullanılabilmesini sağlıyor.

MİLSAR’da, en uç performans değerlerini hedefleyip bunları da aşan bir çözüm ortaya koyduk. Bu nedenle dünya genelinde de rekabette avantajlı bir konumdayız.

Saha testleri süren MİLSAR, bu sene içinde kullanıma hazır hale gelecek.

MSI Dergisi: MİLSAR’ın kullanıma girmesi ile ilgili nasıl bir yol haritanız var?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: MİLSAR özel bir ürün. Son kullanıcı, elektro-optik faydalı yüklerle çalışmaya alışkın. Hatta görüntülerin alınıp değerlendirilip dağıtılması konusunda oturmuş bir düzeni de var. Sentetik açıklıklı radar (SAR) ise daha farklı bir teknoloji. Her şeyden önce, bulutların üzerinden görüntü alabiliyor; bu da farklı bir kullanım konsepti anlamına geliyor. Bir SAR görüntüsü, elektro-optik bir algılayıcıdan alınmış görüntüye benziyor olsa da çok daha farklı ayrıntılar içeriyor. O yüzden kıymetlendirilmesi, daha farklı uzmanlıklar gerektiriyor. SAR görüntüsünün kıymetlendirilip dağıtımı da ayrıca ele alınması gereken bir konu. Son kullanıcı tarafında SAR teknolojisi ve avantajları ile ilgili, farklı seviyelerde farkındalık var. MİLSAR ile ilgili gelişmeler, tüm bu hususlardan etkilenecek.

İHA platform üreticileri açısından baktığımızda, elimizde, çok kolay bir şekilde entegre edebilecekleri, özel bir faydalı yük var. Bu faydalı yük, son kullanıcı nezdinde, platformlarının katma değerini arttıracak bir güç çarpanı aynı zamanda. Dolayısı ile İHA üreticilerinin de MİLSAR’ı, yurt içinde ve yurt dışında sundukları tekliflerde, faydalı yük adayları arasında saymalarını bekliyoruz.

MİLSAR, tam da insansız hava aracı (İHA) geliştiren firmaların aradığı türden bir faydalı yük: Her şeyi kendi bünyesinde bulunuyor ve İHA’nın gövde içine entegre edilmesi gereken herhangi bir bileşeni yok. Basit bir arayüz ile İHA’ya kolayca entegre edilebiliyor. Küçük ve hafif olması, geniş bir yelpazedeki İHA’larda kullanılabilmesini sağlıyor.

Metksan Savunma’nın ana yüklenicisi olduğu HETS (Helikopter Engel Tespit Sistemi) projesinde entegrasyon çalışmaları devam ediyor.

Meteksan Savunma’dan Sürprizler Yolda

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, hem askeri hem de kamu kullanıcılarının karıştırmaya karşı dirençli küresel konumlama sistemi ihtiyaçlarına cevap olacak şekilde, AGNOSIS Anti-Jamming GNSS’yi geliştirdi. Baktığımızda, bu yeni alanda bir rekabetin de oluştuğunu görüyoruz. Meteksan Savunma, bu rekabette nasıl bir konumda?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Öncelikle rekabetin iyi bir şey olduğunu vurgulamak isterim. Rekabet, kurumları ve kişileri geliştirir. Fiyatları düzenler. Biz de Meteksan Savunma olarak, rekabeti seviyoruz ve adil bir rekabetin içinde olmaya her zaman varız.

Rekabet boyutunda şunu da vurgulamak gerekir: Bu ürünlerin yurt dışında da önemli bir pazarı var ve bizim de Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılama önceliğinin yanı sıra odaklanmak istediğimiz alan da ihracat. AGNOSİS, çok iyi ve rekabetçi bir çözüm; yurt dışında da önemli başarılar elde edeceğinden eminiz.

Aslında bizim açımızdan konu, aynı zamanda bir ürünün ötesinde. Teknoloji geliştirme stratejimiz uyarınca, biz bir dizi teknolojiyi AGNOSIS çözümümüzde bir araya getirdik. AGNOSIS’i olduğu gibi ya da bazı alt bileşenlerini, diğer ürünlerimizde de kullanıyoruz. Örneğin, AGNOSİS aynı zamanda ULAQ’ın da bir alt sistemi olacak. Dolayısı ile AGNOSİS, son kullanıcıların ihtiyaçlarını doğrudan karşılamasının yanı sıra Meteksan Savunma’nın diğer çözümlerinde yer alarak dolaylı bir şekilde de görev yapıyor olacak.

AGNOSİS, son kullanıcıların ihtiyaçlarını doğrudan karşılamasının yanı sıra Meteksan Savunma’nın diğer çözümlerinde yer alarak dolaylı bir şekilde de görev yapacak.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, sualtı akustik sistemlerinde, hem suüstü hem de sualtı platformlarının farklı ihtiyaçlarını karşılayan bir ürün ailesine sahip. Bu ürün ailesinin önümüzdeki dönem gelişimi nasıl olacak?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: YAKAMOS ürün hattımızdaki çalışmalarımız çok güzel bir şekilde ilerliyor. YAKAMOS halen, Türkiye’nin kullanıma girmiş, kendini sahada ispat etmiş ve ihracat başarısı da kaydetmiş tek karinaya monteli sonarı. Yaptığımız ürün geliştirme ve iş geliştirme çalışmaları ile karinaya monteli sonar sistemleri konusunda bir dünya markası olma yolunda ilerliyoruz. Yakında, sürpriz gelişmeler duyurmayı da umuyoruz.

YAKAMOS; Türkiye’nin kullanıma girmiş, kendini sahada ispat etmiş ve ihracat başarısı da kaydetmiş tek karinaya monteli sonarı olarak öne çıkıyor.

Sualtı mühimmatına yönelik de çalışmalar yürütüyoruz. Bu alanda, yurt dışında çeşitli projelerde yer almak için girişimlerimiz de bulunuyor.

Bir diğer faaliyet alanımız, yenilikçi sualtı sensörler. Vektör sensörler ve fiber optik sensörler üzerine yaptığımız çalışmaları ürünleştirme yolundayız. Özellikle sualtı tehditlerine yönelik çevre güvenliği konusunda yaptığımız çalışmalarla ilgili önümüzdeki dönemde paylaşabileceğimiz güzel haberler olabilir.

YAKAMOS ürün hattımızdaki çalışmalarımız çok güzel bir şekilde ilerliyor. YAKAMOS halen, Türkiye’nin kullanıma girmiş, kendini sahada ispat etmiş ve ihracat başarısı da kaydetmiş tek karinaya monteli sonarı. Yaptığımız ürün geliştirme ve iş geliştirme çalışmaları ile karinaya monteli sonar sistemleri konusunda bir dünya markası olma yolunda ilerliyoruz. Yakında, sürpriz gelişmeler duyurmayı da umuyoruz.

Meteksan Savunma, vektör sensörler (solda) ve fiber optik sensörler (sağda) gibi yenilikçi sualtı sensörleri alanında da çalışıyor.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, şu anda sivil sektöre yönelik olarak neler yapıyor; bu çalışmaları nasıl bir noktaya çekmeyi hedefliyorsunuz?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: Bizim hedeflerimizden biri de ciromuzu askeri-sivil ve iç pazar-ihracat gibi farklı kaynaklardan oluşacak şekilde yapılandırmak. Askeri-sivil dengesinde ise uzun vadede %30’luk sivil iş hacmine ulaşmak istiyoruz. Bu, doğru stratejilerle ulaşmak istediğimiz, iddialı bir hedef. Yakın zamanda, AGNOSİS çözümümüzün TPAO’nun Osman Bey gemisine entegre edilmesi ve Akkuyu Nükleer Santrali için yangın eğitim simülatörü tedarik etmek üzere sözleşme imzalamamız, sivil alana yaptığımız önemli açılımlar arasında yer alıyor.

Çift kullanımlı teknolojiler üzerine yoğunlaşıyoruz. Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz “Bir Fikrim Var” yarışmasında, sivil alanda da kullanabileceğimiz teknolojilerimizi ortaya çıkartmak amacıyla kurum içinden çok değerli fikirler topladık. Bu fikirlerin bazılarını, konsept gösterim aşamasına getiriyoruz ve bunlarla ilgili pazar araştırmaları yapıyoruz. Fikri bulan arkadaşlarımıza da bu işin başına geçme, ortak patent alma gibi olanaklar sağlamayı planlıyoruz. Bu çalışmalardan da sürpriz gelişmeler çıkabilir.

Akkuyu Nükleer Santrali için yangın eğitim simülatörü tedarik etmek üzere sözleşme imzalaması, Meteksan Savunma’nın sivil alana yaptığı açılımlar arasında yer alıyor.

MSI Dergisi: 2020, tüm dünya için zor bir yıl oldu ve salgın ile ilgili kısıtlamalar, belki de en çok ihracat çalışmalarını aksattı. Meteksan Savunma, 2020 yılı içinde ve 2021’in ilk aylarında, ihracat cephesinde neler yaptı? İhracat çalışmalarınızla ilgili öngörüleriniz ve planlarınız neler?

Selçuk Kerem ALPARSLAN: 2020, ihracat çalışmaları konusunda mecburen gaz kesilen, hız düşürülen bir yıl oldu. Biz bu dönemi, ihracata yönelik stratejilerimizi gözden geçirmek; pazar araştırmaları yapmak; öncelikli ürünlerimizi ve hedef pazarlarımızı güncellemek ve alacağımız aksiyonları belirlemek için bir fırsat olarak kullandık. İyi bir hazırlık yaptık. Şimdi bu hazırlıklarımızı uygulamaya koymak için koşulların elvermesini bekliyoruz. Biraz daha özgürleşebilirsek yapmak istediğimiz yığınla şey olduğunu söyleyebilirim.

Bugüne kadar, ihracat faaliyetlerimizde Asya kıtasının büyük bir ağırlığı oldu ve önemli başarılar elde ettik. Önümüzdeki dönemde ise Batı ile iş ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Özellikle ikinci seviye bir tedarikçi olarak, Batılı ana yüklenicilerin ve platform üreticilerinin çözüm ortakları arasına girmeyi hedefliyoruz.

Soldan sağa: Meteksan Savunma Uluslararası Satış, Pazarlama ve Kurumsal İtibar Direktörü Burak Akbaş, Genel Müdürü Selçuk Kerem Alparslan ve MSI Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ümit Bayraktar

Meteksan Savunma Genel Müdürü Selçuk Alparslan’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 152 Toplam Görüntüleme,  6 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.