Ana Sayfa Manşet PEM Mühendislik Kurucusu Ruhi BAYTAR: “Önümüzdeki dönemde, gerek ekonomik ve gerekse teknolojik açıdan büyük projeleri, güvenebileceğimiz finansal ve teknolojik ortaklarla ve ülkelerle hayata geçirmek, sektörün yararına olacaktır.”

PEM Mühendislik Kurucusu Ruhi BAYTAR: “Önümüzdeki dönemde, gerek ekonomik ve gerekse teknolojik açıdan büyük projeleri, güvenebileceğimiz finansal ve teknolojik ortaklarla ve ülkelerle hayata geçirmek, sektörün yararına olacaktır.”

Türk savunma ve havacılık sektörü için örnek gösterilebilecek girişimcilik hikâyelerinden birini oluşturan PEM Mühendislik’te, Kurucu Ruhi Baytar’ın ardından ikinci neslin iş başına gelmesi ile bir görev değişimi yaşanıyor. Bu değişimin arifesinde, PEM Mühendislik’in kuruluşunu ve bugünlere nasıl geldiğini, PEM Mühendislik Kurucusu Ruhi Baytar’dan dinledik.

MSI Dergisi: Çok uzun süredir savunma sanayisinin içinde olan, deyim yerindeyse bir sektör emekçisisiniz. Görevi sizden sonraki nesle devir hazırlıkları yaptığınız bu dönemde, çok uzun yıllara yayılan çalışma yaşamınızın bir özetini bizimle paylaşır mısınız?

Ruhi BAYTAR: Öncelikle 1960’lı yılların başında devlette ve bilahare 1980’li yıllarda özel sektörde, yaklaşık 60 yıldır, uzun ve yorucu bir yaşamın sonunda, emeklilik hazırlıkları yaparken, ülkemizin savunma sanayisine önemli hizmetler veren MSI Dergisi’ne, bana verdiği bu imkân için teşekkür ederim. 200’üncü sayısını çıkardığı bu dönemde, MSI Dergisi’nin esasen var olan başarılarının da büyüyerek devamını dilerim.

Belirttiğim gibi bizler savunma sanayisi dalında, iş hayatına, yaklaşık 33 yıl önce başladık. Her safhada, her zaman önceliğimiz, ülke menfaatleri oldu. Bugünlere kadar, 4 safhadan geçerek geldik.

Bu 4 safhanın birincisinde, PEM Mühendislik’i kurduk ve temsilcilik işleri ile iştigal ettik. Seksenli hatta doksanlı yıllar ve öncesinde Türk savunma sanayisi, maalesef daha başlangıç döneminde idi ve ülkemiz, ihtiyacının büyük bir bölümünü yurt dışından karşılıyordu. Ne mutlu ki geçen bu zaman içinde, kullanıcının ve dönem hükümetlerinin doğru politikaları ve yapıcı katkıları ile savunma sanayisinin her dalında, çok etkin ve başarılı firmalarımız oluştu. Dışa bağımlılık azaldı; hatta savunma sanayisinin her dalında ciddi ihracatlar başladı. Ne kadar takdire şayandır ki bu büyüme, bugün de tüm hızıyla devam ediyor. Daha da önemlisi, aynı dalda birden fazla üretici firma oluştu ve bu durum, yapıcı ve gelişmeyi hızlandırıcı bir rekabet oluşturdu. Bu alanlarda ürün kalitesi, dünya standartlarına ulaştı ve hatta bazı alanlarda, dünya standartlarının da önüne geçti.

PEM Mühendislik, iş hayatımın bu birinci döneminde, sadece temsilcilik yaptı. Çoğunlukla elektronik ağırlıklı NATO projeleri ile iştigal etti. Bu bağlamda, yaklaşık 30’dan fazla projede, yabancı firmalar ile beraber çalıştı. Elektronik sistemlerin, ortalama 20-25 yıllık etkin ve ekonomik kullanım ömürleri olduğundan, bu projelerde teslim edilen sistemlerin yerine, bugün yerli firmalarımız tarafından, günün teknolojilerine uygun olan yenileri kuruldu veya halen kuruluyor. Bu, ülkemiz için gerçekten gurur duyulacak bir durumdur.

Biz, iş hayatımızın ikinci safhasında, faaliyetlerimizi, bir üst aşamaya taşıdık. Çalıştığımız yabancı firmaların ülkemizden kazandığı paranın bir kısmını ülkemize yatırım için kullanması konusunda, uzun bir sürece yayılan bir girişimde bulunduk.

Firmaları buna ikna etmek, uzun soluklu bir çabayı gerektirdi. Sonunda bu başarı sağlandı ve Ankara’da elektronik işleri ile ilgili üretim yapan bir fabrika kuruldu. Buna ilaveten İzmir’de elektro-mekanik alanında başka bir fabrika faaliyet geçti. Bu iki orta ölçekli firmada, işlerin yoğunluğuna göre değişen, 300-400 kişilik istihdam oluşturuldu. Ayrıca bu fabrikalar, ihracat da yapıyor. Özellikle İzmir’deki fabrika, üretiminin yarısından fazlasını ihraç ediyor. Kısacası her iki fabrika da kendi ölçekleri içinde, ülke sanayisine, ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlıyor. Bu bize naçizane gurur veriyor.

Üçüncü safhada, PEM Mühendislik, yabancı firmalarla sadece yurt içinde değil, yurt dışında da çalışma yönünde bir strateji geliştirdi ve uzun yılların gayret ve emeği sonunda da bunu başardı. Bu bağlamda birkaç proje gerçekleştirildi; bazıları üzerinde de yoğun çalışmalar devam ediyor. Bu safhadaki çalışmalarımızda, ülkemiz firmaları ile iş birliğine de özel önem atfediyoruz.

Ülkemizin savunma sanayisi, hızla ilerliyor. PEM Mühendislik de bu değişim ve gelişime katkı sağlamak için, 4’üncü ve yeni bir aşama olarak, son 7-8 yıldır üretim alanına girme çalışmaları yürüttü. Bu kapsamda PEM Mühendislik, GES Mühendislik’e ortak oldu. Bu iştirakimizle ülkemizin savunma sanayisine azami katkı sağlamaya çalışıyoruz. Diğer yandan, ihracat çalışmaları hızla sürüyor ve bazı ürünlerin ihracatı da başladı. Bu ihracatımızı yüksek bir ivme ile artırma çabalarımız da devam ediyor. Hedefimiz, üretimimizin büyük bölümünü, en az %40’ını ihraç etmek. Çalışmalarımız daha başlangıç aşamasında olmasına rağmen şu anda 150 kişiye iş imkânı sağlandı ve önümüzdeki 2 yıl içinde, bu rakamın en az 500’e çıkarılması planlanıyor.

Savunma sanayisinde; daha doğrusu, her sahada, diğer bir olmazsa olmaz da rekabettir. Gelişme, yarışma ile olur. Yarışmanın olmadığı yerde, tembellik ve atalet vardır. Bazı çok özel durumlar hariç, mümkün olduğunca her alanda rekabet yaratılmalıdır. En iyisinin, en ekonomik şekilde üretilmesinin, kaçınılmaz kuralı, olabildiğince rekabet ortamı yaratmaktır.

MSI Dergisi: İş hayatınızda böyle bir başarıyı yakalayabilmek için, ilgi sahanıza destek olabilecek bir geçmiş kariyerinizin olması gerek diye düşünüyoruz. Bize biraz da iş hayatınızdan önceki yaşamınızdan ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Ruhi BAYTAR: 1962 yılında, muhabere subayı olarak ordumuzda göreve başladım. Elektronik, branşımın doğal yapısında vardı.

1979 yılına kadar, muhabere sınıfının çeşitli birliklerinde Komutan ve muhabere okulunda Öğretim Görevlisi olarak görev yaptım. 1979-1982 yılları arasında, NATO’nun Napoli Karargâhı’nda çalıştım. Görevim, Güney Bölgesi’nin muhabere, bilgi sistemleri ve radar projelerini yürütmekti. Bilahare 1982 yılında, Gen. Kur. Mu. Elkt. Başkanlığı Proje Sistemler Şubesine atandım. 5 yıl süre ile bulunduğum görevde, ülkemizin muhabere, bilgi sistemleri ve radar projelerini yürüten ekibe katıldım. Hatta son 2 yılda, ilgili şubenin başkanlığını yaptım. O dönem, projelerin çokluğu nedeniyle her ay yaklaşık bir hafta süre ile Brüksel’de, NATO’nun Ana Karargâhı’ndaki; çalışma grubu 18 (muhabere), çalışma grubu 29 (bilgi sistemleri) ve çalışma grubu 28 (radar) toplantılarına katıldım.

Kısaca anlattığım bu kariyerde edindiğim birikim, çalışma hayatımdaki iştigal sahamın seçiminde etkili olduğu gibi yabancı firmalarla çalışmada da uyum ve iletişim kolaylığı sağladı. Bana bu imkânları sağlayan Türk Silahlı Kuvvetlerine ve onun şahsında Devletime çok şey borçluyum. Bütün yaşamım boyunca, bu borcu ödemenin gayreti içinde oldum.

MSI Dergisi: İş yaşamınızdaki bilgi birikiminize dayanarak sektör konusundaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Ruhi BAYTAR: Savunma sanayisinin ürünleri, ileri teknoloji ürünler. Daha da enteresan tarafı, bu ürünlerin evrimi, diğer bir deyişle değişimi ve gelişimi, çok süratli gerçekleşiyor. Bu sürate ayak uydurmanın yolu, hiçbir zaman taklitçilik veya tersine mühendislik olamaz. Evet, doğru, dünyada birçok ülke, birçok sahada bu yolu seçiyor; ama bu durum, bu tip tasarrufların etik, yasal ve doğru yol olduğu anlamını taşımaz. Kaldı ki kopyalanan sistemin, kopyalandığı anda, yerine daha gelişmişi üretim bandına konmuş oluyor. Dolayısıyla doğru olan bu değildir ve sürdürülebilir de değildir. Doğru olan, Ar-Ge ve bunun ürünü olan özgün tasarımlardır. Son yıllarda, özellikle özgün tasarıma büyük önem veriliyor. Ancak bu yönde yapılan çalışmaların daha da arttırılması ve yaygın hale getirilmesi gerekiyor. Bu da ilgili üniversite, devlet kuruluşları ve özel firmaların, Ar-Ge’ye yeteri kadar fon ayırmaları ile mümkün. Devletimiz, bu konuda elinden gelen desteği veriyor; yine de getirisi yüksek olan bu çalışmalara ayrılan fonların olabildiğince arttırılmasında büyük yarar var. Ayrıca firmalar da edindikleri kazanımın harcama planlamasında, Ar-Ge’yi en öncelikli yatırım olarak düşünmeliler.

Savunma sanayisinde, elbette mekanik ve elektromekanik üretimler önemlidir; ama daha da önemlisi, katma değeri yüksek yazılım ağırlıklı sistemler veya bileşenlerdir. Bu konuda devlet kurumlarında veya özel firmalarda çok etkin ve yetkin üniteler kurulmalı; oralarda tüm imkânlar kullanılarak bu konudaki üretim, kapasite ve kabiliyetler arttırılmalıdır.

Savunma sanayisinde; daha doğrusu, her sahada, diğer bir olmazsa olmaz da rekabettir. Gelişme, yarışma ile olur. Yarışmanın olmadığı yerde, tembellik ve atalet vardır. Bazı çok özel durumlar hariç, mümkün olduğunca her alanda rekabet yaratılmalıdır. En iyisinin, en ekonomik şekilde üretilmesinin kaçınılmaz kuralı, olabildiğince rekabet ortamı yaratmaktır.

Bu konularda çok şey söylenebilir; ama son bir nokta ile sonlandırmak istiyorum: Özellikle gerek ekonomik ve gerekse teknolojik açıdan büyük projeleri, güvenebileceğimiz finansal ve teknolojik ortaklarla ve ülkelerle hayata geçirmek, sektörün yararına olacaktır. Bunun, şöyle yararları olabileceğini değerlendiriyorum:

  • Finansal yük paylaşılabilir, böylece projelerin planlanandan önce tamamlanmasına katkı sağlanabilir.
  • Katılımcı ülkelerin iş gücü ve teknolojileri arasında bir sinerji yaratılarak çözüm kolaylıkları sağlanabilir.
  • Sadece ülkemizin değil katılımcı ülkelerin pazarlarına da daha kolay girebilme olanağı olacağından, ürünün pazarlanabilmesi kolaylaşabilir ve pazar sınırları genişleyebilir.
  • Karşılıklı kurulacak bu organik bağ, ihtiyaç duyulduğunda politik bir kazanıma dönüştürülebilir.

MSI Dergisi: PEM Mühendislik’teki görevlerinizi, çocuklarınıza devrediyorsunuz. Böylece, PEM Mühendislik, ikinci neslin yöneteceği bir şirket haline geliyor. PEM Mühendislik’i böyle bir devir teslime nasıl hazır hale getirdiğinizi anlatır mısınız?

Ruhi BAYTAR: Bu işe başladığımda tek başınaydım. İlerleyen süreçte, ileride bu işe katkıda bulunabilmeleri için, çocuklarımın çok iyi bir eğitim alması gerektiği sonucuna vardım ve bunun üzerine, her ikisini de üniversite tahsiller için ABD’ye gönderdim. Türkiye’ye döndüklerinde de onları, benimle çalışmaları için teşvik ettim. Başlangıçta tabii biraz zorlandılar. Ben de onlara, “Kendinizi hiç zorlamayın ve başlangıçta sadece beni izleyin.” dedim. Belki bir 6-7 ay beni izlediler. Daha sonra, onlara yavaş yavaş çeşitli görevler vermeye başladım. Ne mutlu bana ki bugün iki çocuğum, ben olmadan şirketi yönetebilecek bir noktaya geldiler. Önümüzdeki dönemde, ben artık PEM Mühendislik Onursal Başkanı olarak onları desteklemeye devam edeceğim. Tecrübeme ihtiyaç duyduklarında da onlara elimden geldiği ölçüde yardım edeceğim.

PEM Mühendislik Kurucusu Ruhi Baytar’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 512 Toplam Görüntüleme,  1 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.