Ana Sayfa Manşet Samsun Yurt Savunma Dış Ticaret Müdürü Didem ARAL: “Bugün CANİK platformları; Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki Filipinlerden, Afrika’nın en zorlu iklimlerinden biri olan Somali’ye; Alaska’nın soğuk ikliminden, Brezilya’nın yağmur ormanlarına kadar çok geniş bir coğrafyada hizmet veriyor.”

Samsun Yurt Savunma Dış Ticaret Müdürü Didem ARAL: “Bugün CANİK platformları; Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki Filipinlerden, Afrika’nın en zorlu iklimlerinden biri olan Somali’ye; Alaska’nın soğuk ikliminden, Brezilya’nın yağmur ormanlarına kadar çok geniş bir coğrafyada hizmet veriyor.”

Ümit BAYRAKTAR / ubayraktar@savunmahaber.com
Alper ÇALIK / a.calik@savunmahaber.com

Yurt içindeki projelerine hız kesmeden devam eden ve yerli olarak ürettiği 12,7 mm ağır makinalı tüfekleri 2021’de teslim etmeye hazırlanan Samsun Yurt Savunma (SYS), bir yandan da ihracat konusunda yoğun bir şekilde çalışıyor. Cirosunun büyük bölümünü ihracattan elde eden firma, Ticaret Bakanlığının verilerine göre, Türkiye’nin en çok ihracat yapan ilk 500 kuruluşu arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Eylül ayı içerisinde açıklanan; “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı 2019” listesindeki 17 sektör firmasından biri olmayı başardı. Bu başarının ardından yatan etmenleri ve firmanın ürün ve marka stratejilerinin ihracat çalışmalarındaki rolünü, SYS Dış Ticaret Müdürü Didem Aral’dan dinledik.

MSI Dergisi: Didem Hanım, öncelikle TİM tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı 2019” listesine girmiş olmanız ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Didem ARAL: TİM’in bu çalışmasında, biz de SYS olarak layık olduğumuz yeri almanın gururunu yaşıyoruz. Bu konuda, tabii ki çok heyecanlı ve mutluyuz; ancak şunu da belirtmekte yarar var: Bu, bizim ihracat cephesindeki ilk başarımız değil. Daha önce de üst üste birkaç kez, Ticaret Bakanlığı verilerine göre ilk 500 ihracatçı içerisinde yer almıştık. Bu başarımızla ilgili, öncelikle bu alanda çalışan ekibimize ve tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bu başarı, bir ekip çalışmasının eseri. Bütün bu yorgunluğun, emeğin ve insanüstü çabanın karşılığını almaktan kıvanç duyuyoruz.

İhracat faaliyetlerimiz, M2 ağır makinalı tüfek de portföye girdikten sonra, çok daha heyecanlı, çok daha hızlı, çok daha dinamik bir hal alacak.

SYS, Kendi Alanında Dünyada 7’nci

MSI Dergisi: SYS, ilk ihracatını ne zaman yapmıştı? O günden bugüne ihracatınız nasıl gelişti?

Didem ARAL: İlk ihracatımızı, bundan 15 yıl önce yapmıştık. O tarihlerden bugüne geldiğimizde ise dünyanın en büyük 7’nci hafif silah üreticisi pozisyonuna ulaştık. Ancak bu noktaya gelmek, elbette kolay olmadı. Bugün geriye dönüp baktığımızda, ilk yaptığımız ihracatla bugünkü arasında tabii ki fersah fersah yol almış durumdayız. Ar-Ge ve üretimde kullandığımız son teknoloji sayesinde, bizimle aynı alanda faaliyet gösteren, dünyanın en büyük firmalarının rakibi haline geldik. Daha önce yılda 3.000 adet tabanca üretirken bugün gelinen noktada, CANİK markası altında, 1,2 dakikada 1 tabanca üretiyoruz. Bu da yıllık 350.000 adet tabanca üretimi anlamına geliyor. Buna ilave olarak, yıllık 2.000 adet 12,7 mm ağır makinalı tüfek üretim kapasitesi ile yeryüzünün en büyük silah üreticileri arasında bulunuyoruz.

Tabanca Değil, Platform

MSI Dergisi: Ateşli silahlar pazarı söz konusu olduğunda; dünyadaki pazar, temelde, bireysel kullanıcılar ve güvenlik güçleri olmak üzere ikiye ayrılıyor. Konuya bu şekilde baktığımızda, SYS, güvenlik güçlerine ihracat konusunda ne gibi çalışmalar yürütüyor?

Didem ARAL: Evet, belirttiğiniz gibi, silah kullanıcıları, dünya üzerinde temel olarak ikiye ayrılıyor. Güvenlik güçleri tarafında, son kullanıcıların gönlünü, günümüzün modern muharebe konseptlerinin bütün ihtiyaçlarına cevap veren TP9 ürünlerimiz ile fethediyoruz. Biz, TP9 ürün ailesini, modülerliği, üzerine pek çok aksesuar takılabiliyor oluşu ve aile üyelerinin tamamının aynı kontrol ara yüzlerine sahip olması yönüyle bir tabancanın ötesinde, bir platform olarak tanımlıyoruz. TP9 ailesi, 9×19 mm ve .40 S&W gibi popüler kalibrelerdeki fişekleri kullanan, iğne ateşlemeli, polimer gövdeli ve parçalarının %75’i aile üyeleri içerisinde değiştirilebilen bir tabanca platformu. Tasarımı itibarıyla TP9 ailesi içerisinde, silahlı kuvvetlerin ya da emniyet güçlerinin icra edebilecekleri tüm görev profillerine uygun bir tabanca mutlaka bulunuyor. TP9, bu sayede, geniş kitlelere ve geniş kullanım şekline hitap ediyor. Bu özelliğinin yanı sıra üzerine bireysel ve sportif kullanıcıların ihtiyaç duyabileceği her türlü ekipman rahatlıkla monte edilebildiği için de TP9, aslında tüm kullanıcıları kucaklayabilen bir dizayna sahip.

Tablo 1. SYS’nin, 2017 – 2021 Yılları Arasındaki İhracat Rakamları

Dönem YılıTabanca Üretim AdediTabanca İhracat Adediİhracatın Cirodaki Payı
201784.50067.000%65
2018134.50077.000%55
2019175.50081.000%50
2020290.000250.000%70
2021 (Hedef)340.000280.000%52

MSI Dergisi: İhracat konusuna geri döneceğiz; ancak burada, yurt içindeki güvenlik güçleri ile ilgili bir parantez açmak istiyoruz. SYS, yurt içindeki güvenlik güçlerine yönelik olarak neler sunuyor?

Didem ARAL: Güvenlik güçlerimiz için ağırlıklı olarak; Savunma Sanayii Başkanlığının (SSB) başlattığı Özgün Yerli Tabanca Geliştirme (ÖYTG) Projesi kapsamında geliştirdiğimiz TP9 METE serisini sunuyoruz. METE serisi; aile üyelerinin birbirlerine ergonomik anlamda benzerliği, parçalarının %75’inin tüm modeller arasında değiş tokuş edilebilmesinin verdiği lojistik rahatlığı, sağ ve sol elle kullanım için uygun yapısı ve TP9 serisinin diğer modellerinde olduğu gibi, her türlü ekipman ve aksesuarı çok rahatlıkla kabul edebilmesi ile öne çıkan bir platform. METE serisi, tüm bu özellikleriyle güvenlik güçlerimizin ve ülkemizin milli tabancası olarak beğeni topluyor.

SYS’nin CANİK TP9 Elite Combat modeli, silah dünyasının önemli tasarım markalarından SAI ile yürütülen iş birliği sonucunda doğdu. 2019 yılında “Yılın Tabancası Ödülü”ne layık görülen ve SYS’nin ihracat pazarlarındaki önemli bir kozu haline gelen bu modelinin çeşitli parçaları, SAI tarafından tasarlandı.

MSI Dergisi: İhracat konusuna geri geldiğimizde, SYS, güvenlik güçleri pazarından farklı olarak, yurt dışındaki sivil kullanıcı pazarına yönelik olarak neler yapıyor?

Didem ARAL: Dünyatabanca pazarı söz konusu olduğunda, sivil kullanıcıları, sadece reklam ve pazarlama faaliyetleri ile ikna etmek biraz zor. Çünkü bireysel kullanıcılar, sizin söylediklerinizden ziyade, güvendikleri uzmanların silahlar hakkındaki yorumlarını dikkate alıyorlar. Bu yönüyle özellikle de bağımsız otoritelerin düzenlediği yarışmalar, kullanıcı tercihlerinde çok önemli bir rol oynuyor. Biz de bu konudaki farkımızı, silah dünyasının Oscarları olarak da bilinen; Industry Choice Awards (ICA / Endüstrinin Seçimi Ödülleri) etkinliğindeki başarılarımızla gösteriyoruz. ICA kapsamında; 2017 yılında TP9 SFx, 2019 yılında TP9 Elite Combat ve 2020’de de TP9 Elite SC ya da Türkiye de bilinen adıyla TP9 Sub Elite modellerimizle “Yılın Silahı” ödülünü aldık. Tabii bu durum, sivil pazarda, özellikle kullanıcı kitlesini çok ciddi şekilde heyecanlandırıyor ve silahımıza duyulan talebi arttırıyor.

Bunun yanında, TP9 için “CANİK Resmi Aksesuar Programı” kapsamında kalifiye ettiğimiz pek çok farklı çeşitteki aksesuar da sivil kullanıcılar için ciddi bir tercih sebebi oluyor. Çünkü sadece bir tabanca değil; kişisel savunmaya veya spor atıcılığına uygun kılıf, donanım, ekipman, kemer ve bununla ilgili olan tüm ekipmanlar da aksesuar programının içinde. Güvenlik güçleri kadar, bu konuda bir uzmanlığı olmayan sivillerin de herhangi bir silah ustasına ihtiyaç duymadan, bu tür aksesuarları TP9 tabancaları üzerine kendi başlarına rahatlıkla uygulayabilmeleri de tercih edilme noktasında önemli bir rol oynuyor.

Coğrafyadan Bağımsız Tasarım

MSI Dergisi: Konuyu, farklı pazarlar açısından ele aldığımızda, her coğrafyanın kendine has dinamikleri olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Bu noktada SYS, farklı pazarlardaki ihracat çalışmalarında ne gibi stratejiler izliyor?

Didem ARAL: Her coğrafyanın kendisine has dinamikleri olduğu gerçeği, elbette yok sayılamaz; ancak biz TP9’un, hem METE serisinin hem de sivil kullanıcılara uygun modellerinin, coğrafyadan bağımsız olmasına çok özen gösteriyoruz. Çünkü, “bu coğrafyaya şu, öbür coğrafya bu konfigürasyon” yaklaşımı, sürdürülebilir bir sistem değil. Bu yüzden TP9 platformlarımızı, en ağır iklim koşullarında ve en kötü ortamlarda kullanılacakmış gibi dizayn ediyoruz ve üretiyoruz. Mesela TP9 ailesinin içindeki tüm mekanik aksam, nikel kaplama. Benzer şekilde, boyasının uzun ömürlü olabilmesi için de dış gövdesine, tenifer üzerine Cerakote (Serekot) kaplama yapıyoruz. Dünyanın en iyi şarjör üreticisi Mec-Gar İtalya ile çalışıyoruz. Kısacası, mekanik sistemi; -55 derecen +60 dereceye; çamurda, suda, tozlu ya da topraklı ortamda her zaman için en iyi performansı gösterecek platformlar geliştiriyoruz.

Bugün CANİK platformları; Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki Filipinlerden, Afrika’nın en zorlu iklimlerinden biri olan Somali’ye; Alaska’nın soğuk ikliminden, Brezilya’nın yağmur ormanlarına kadar çok geniş bir coğrafyada hizmet veriyor. Bunların dışında ürünlerimiz, Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük ve zorlu bir pazarda beğeni topluyor. Dolayısıyla coğrafi dinamikler gözetmeksizin, platformlarımız, rahatlıkla her türlü pazarda beğeni topluyor.

MSI Dergisi: SYS, bugün, cirosunun büyük bölümünü ihracattan elde eden bir şirket. Bunun bir ölçüde, sunduğunuz ürün ve hizmetlerin kalitesinden kaynaklandığı kesin. Ancak bu başarının ardında, önemli bir insan faktörünün de olduğunu düşünüyoruz. Bu noktada da siz ve ekibinizin çalışmaları devreye giriyor. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Didem ARAL: Evet, ciromuzun neredeyse %70’ini ihracattan elde ediyoruz ve sizin de belirttiğiniz gibi insan faktörü burada çok büyük bir rol oynuyor. Ben, bu büyük rakam; sadece yönetimin, sadece Ar-Ge’nin, sadece imalatın, sadece satış pazarlama ve iş geliştirmenin başarısıdır diyemem. Bütün bu ekip ve departmanlar, birbiriyle biyolojik denecek kadar sıkı aile bağları ile bağlı durumda. Tezgâhtaki operatörlerimizden, işçilerimizden, kalite kontroldeki arkadaşlarımızdan, satış pazarlama mühendislerimizden, Ar-Ge mühendislerimizden tutun da en tepedeki yönetim kademesine kadar herkes, birbirini aile olarak görür. İhracatımız, üretimimiz ve stratejilerimiz gibi kritik konularla ilgili kararları çok sıkı bir ekip çalışması içerisinde, hep birlikte belirleriz.

Benim ekibimin, yani ihracat ekibinin de görevi, uzun ve yorucu saatler sonucunda tasarlanarak imal edilen ve her biri çok büyük emek taşıyan silahların; en iyi şekilde ve en doğru yerlere satışını yapabilmek için, en sıkı takip ve ısrarı göstermek. Ekibim, bu zor pandemi süreci de dâhil olmak üzere, her gün yılmadan, fedakârca görevlerini icra ediyorlar. Onlara, huzurlarınızda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

TP9’un Performansı, İhracatta Fark Yaratıyor

MSI Dergisi: Ürünlerinizin ya da bir başka deyişle CANİK markası ile ürettiğiniz tabancaların performansı, ihracat çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?

Didem ARAL: İhracat cephesindeki başarılarımızdaki en büyük pay, elbette performansı ile fark yaratan TP9 ürün ailemize ait. Bu platformumuz, hem sivil kullanıcıları hem de güvenlik güçlerini kucaklıyor. Kendine özgü bir ergonomiye sahip bu ürün, tüm el ebatlarına ve şekillerine, tüm fiziksel şartlara uyacak ve rahat ettirecek şekilde dizayn ediliyor. Silahın ergonomisi sayesinde, amatör atıcılar dahi çok hızlı bir nişan resmi oluşturabiliyor. Ayrıca CANİK tabancalarımızın patentli ve hassas tetik mekanizması da kullanıcıların çok sevdiği bir özellik. Tüm bunların ötesinde, ICA etkinliği gibi yurt dışındaki bağımsız otoritelerin düzenlediği yarışmalarda elde ettiği başarılar, TP9’un performansını zaten ortaya koyuyor.

Tabii atıcılıkta, tabanca ve kullanıcının haricinde, silahın performansını en çok etkileyen faktörlerden biri de mühimmat. Biz, yaptığımız çalışmalar ile mühimmat konusunu da bir bilinmez olmaktan çıkarıyoruz. Fişeğin, “grain” olarak da ifade edilen çekirdek ağırlığından bağımsız olarak, tüm fişek tipleri için yüksek performans sağlayacak çözümler geliştiriyoruz. Bunu da bir ölçüde, CANİK Resmi Aksesuar Programımız kapsamında, farklı tip kullanıcılara yönelik kişiselleştirilmiş aksesuarlar ve performans parçaları sunarak başarıyoruz.

Örneğin, performansı, mühimmatın değişen parametrelerinden çokça etkilenen icra yayı gibi parçalar için spor atıcılar, sivil kullanıcılar ya da güvenlik güçleri gibi farklı son kullanıcılara yönelik, silahın performansının aynı kalmasını sağlayacak farklı alternatifler sunuyoruz. Böylece kullanıcı, ister düşük çekirdek ağırlıklı (low-grain) ister yüksek çekirdek ağırlıklı (high-grain) fişekleri tercih etsin, silahından istediği performansı alabiliyor.

Özellikle kolluk kuvvetlerinin ihtiyacı, tek bir tip olmuyor. Kolluk kuvvetlerinin içinde, özel operasyon birimleri de var konvansiyonel birlikler de var VIP korumalar da var. Kullanıcılarımız, hangi birlikte olduğu fark etmeksizin; havada, karada ya da denizde, nerede görev yapıyor olursa olsun; tüm bu görev profillerinin amacına ve ihtiyacına uygun her türlü donanımı, CANİK Resmi Aksesuar Programı içinden temin edebiliyor. Aksesuar programının içinde, SYS’nin kendi dizayn ettiği ve ürettirdiği ürünlerin yanı sıra global piyasalarda, sektöründe bir numaralı olan tedarikçiler de mevcut. Bütün ürünler, aksesuar programına girmeden ve satışa sunulmadan önce, Ar-Ge birimimiz tarafından dizayn edilmiş ve belirlenmiş testlere göre kalifiye edilerek son kullanıcının beğenisine sunuluyor. Kısacası, hem CANİK platformlarının yüksek performansı hem de bu platformların her türlü özelliğinin resmi aksesuarlar vasıtasıyla kişiselleştirilebiliyor oluşu, TP9 ailesini, uluslararası pazarlarda çokça tercih edilen bir ürün haline getiriyor.

Optik nişangâh gibi farklı aksesuarlar, kullanıcı dostu tasarımları sayesinde, herkes tarafından CANİK platformları üzerine kolaylıkla takılabiliyor.

Yurt Dışındaki Son Kullanıcı, Güçlü Marka Arıyor

MSI Dergisi: Benzer şekilde konuya, CANİK silahlarının marka değeri yönüyle baktığımızda, CANİK markasının ihracat faaliyetlerinize katkısı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Didem ARAL: Savunma ve havacılık sanayisinin farklı kollarında ve diğer tüm sektörlerde olduğu gibi, hafif silah sektöründe de uluslararası pazarlardaki başarının anahtarı, aslında ABD pazarına girebilmekte yatıyor. ABD’li kullanıcılar da marka değerine çok önem veriyor. Çünkü kullanıcılar, güçlü markaların, her zaman için daha güvenilir olduğunu biliyorlar. Biz de bunun bilinciyle ihracat çalışmalarına başladığımız daha ilk günlerde, gözümüze ABD pazarını kestirdik ve bu pazarda tutunabilmek için de elimizden gelen her şeyi yaptık. Bu süreçte, çok inovatif pazarlama stratejileri geliştirdik. Önceliğimiz daima, son kullanıcıları CANİK markası ile buluşturabilmekti. Yaptığımız satışlardan kâr elde edebilmek ise çoğu zaman öncelik listemizde en son sıralarda yer aldı. Ancak tüm bu zorlukları geride bıraktık ve ABD pazarındaki ilk 4 yabancı markadan biri olmayı başardık.

Marka değerimizi adeta bir çarpan şeklinde arttıran en önemli faktörlerden biri de “Tabanca Değil, Platform” yaklaşımımız ve CANİK Resmi Aksesuar Programı kapsamında sunduğumuz ürünler oldu. Çünkü özellikle de ABD pazarındaki kullanıcılar açısından, aksesuarlar ile kişiselleştirilebilecek olan silahlar, her zaman için daha kıymetli. İster asker, ister polis, isterse de sportif atıcı olsun tüm kullanıcılar, silahları üzerinde modifikasyon yapmayı seviyorlar. Dünyadaki diğer pek çok tabanca markasında, tabanca üzerine bir aksesuar ekleyebilmeniz için, silah üzerinde çeşitli tadilatlar yapmanız gerekiyor. Bu tadilatları yapanlar, yıllarını bu işe vermiş, konusunda uzman silah ustaları olmayınca da komple işe yaramaz silahlardan tutun da hiçbir emniyeti bulunmayan ve kullanıcı için tehdit yaratan tabancalara kadar kötü sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Daha en baştan aksesuarlarla kullanılacak şekilde tasarladığımız CANİK ürünlerimiz ve CANİK Resmi Aksesuar Programı kapsamında sunduğumuz ürünlerimiz ise kutusundan çıktığı gibi birbirine monte edilebiliyor. Hatta eline ilk kez tabanca alan ve bu tabancayı kişisel savunma maksatlı olarak kullanacak olanlar bile, bu montaj işlemini kolaylıkla yapabiliyor.

Tüm bunların yanında ABD pazarında sunduğumuz ürünler, performans ve kaliteleri ile rakiplerini geride bırakamıyor olsalardı, tek başına marka değerimizin elbette ki hiçbir anlamı olmayacaktı.

MSI Dergisi: Bugün için ihracatın amiral gemisi konumunda hangi ürününüz bulunuyor?

Didem ARAL: İhracatımızın amiral gemisi olarak TP9 serisini söyleyebilirim. Ama burada esas önemli olan, ürün ailesi yaklaşımımız. Bu kapsamda, bir tabanca kullanıcısının ihtiyaç duyabileceği tüm ürünleri kategorize ettik ve TP9 serisini buna göre şekillendirdik. Hâlihazırda dünyada en yaygın şekilde ihtiyaç duyulan tüm tabanca türlerine yönelik olarak bir TP9 modeli geliştirdik. Geliştirdiğimiz bu modeller ile de tüm alanları domine ettik. Dolayısıyla TP9 serisi sivil pazarda; TP9 METE serisi ise güvenlik güçlerine yönelik pazarda amiral gemimiz haline geldi.

Güvenlik güçleri tarafında, son kullanıcıların gönlünü, günümüzün modern muharebe konseptlerinin bütün ihtiyaçlarına cevap veren TP9 ürünlerimiz ile fethediyoruz. Biz, TP9 ürün ailesini, modülerliği, üzerine pek çok aksesuar takılabiliyor oluşu ve aile üyelerinin tamamının aynı kontrol ara yüzlerine sahip olması yönüyle bir tabancanın ötesinde bir platform olarak tanımlıyoruz.

Ağır Makinalı Tüfek, SYS’nin İhracatını Katlayacak

MSI Dergisi: Makinalı tüfeklerin devreye girmesi, SYS’nin ihracat faaliyetlerini nasıl etkileyecek? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Didem ARAL: 12,7 mm’likM2 ağır makinalı tüfek projesi, tabii ki SYS’yi ve CANİK markasını çok başka bir seviyeye taşıyacak. Çünkü artık sadece tabanca üreten bir firma olmanın ötesine geçecek ve kabiliyetimizi ve birikimimizi, çok daha ağır kalibrelerde gösteriyor ve bunu kanıtlıyor olacağız. Tabancada olduğu gibi bu alanda da rüştümüzü ispat edeceğiz. M2 projesi, bizi çok heyecanlandıran, üzerine çok düşündüğümüz, çok çalıştığımız ve çok yatırım yaptığımız bir proje. Bu yılın sonunda kalifikasyon sona erecek; seri üretime geçeceğiz ve 2021 Mart ayında da SSB’ye karşı yükümlü olduğumuz 650 adetlik ilk teslimatı yapacağız.

Ben şimdiden vatanımıza, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Çünkü M2, hem Milli Savunma Bakanlığı hem de İçişleri Bakanlığı bünyesindeki birçok farklı kullanıcı tarafından ihtiyaç duyulan ve hâlihazırda yurt dışından temin edilen bir ürün. Bugün %100 mili ve yerli olan M2 ile vatanımızın ve devletimizin tüm ihtiyaçlarını karşılamaktan, bir kere daha onur duyacağız.

Yurt içinde ilk partiyi teslim ettikten sonra da doğrudan ihracata odaklanacağız. Yurt dışında da oldukça talep gören bu silahın, dünyadaki bir avuç üreticisi arasına girmemiz ile birlikte, ihracatımızın katlanacağına inanıyoruz. Çünkü uluslararası üreticilerin, bu silahın farklı ülkelere satışı için ihracat lisansı almaları, en az 90 gün sürüyor. Biz ise sipariş aldıktan sonraki 45 gün içerisinde teslimat yapabileceğiz.

MSI Dergisi: İhracat faaliyetleriniz gelecekte nasıl şekillenecek? SYS’nin bu konudaki hedefleri neler?

Didem ARAL: İhracat faaliyetlerimiz, M2 ağır makinalı tüfek de portföye girdikten sonra, çok daha heyecanlı, çok daha hızlı, çok daha dinamik bir hal alacak. Açıkçası biz, ihracat ve satış pazarlama ekibi olarak, sabırsızlıkla M2’nin seri üretime girip satışa uygun hale gelmesini bekliyoruz ki bu çok kısa bir zaman içerisinde gerçekleşecek. 2012’de TP9’un çıkışıyla birlikte, 8 seneden beri sattığımız, bizi ve ülkemizi onurlandıran geniş ürün gamımıza, M2 gibi 12,7 mm kalibresinde bir silahın girmesi, hepimizi çok heyecanlandırıyor. Elbette onun da yerinin bambaşka olacağını ve tüm dengeleri değiştireceğini düşünüyoruz. Çünkü artık, hem tabanca hem de .50 kalibre ağır makineli tüfek üretebilen bir firma olacağız.

Bu imkanımızın yanı sıra iştiraklerimizden Unidef’in entegrasyon deneyimi ve yeteneği, bizi bambaşka bir yere taşıyacak. Özellikle devlet makamları, hemen hemen tüm ihtiyaçlarını paket halinde ve tek bir kaynaktan almayı çok önemsiyorlar. Biz de hem tabanca hem tabanca aksesuarı hem M2 hem de M2 aksesuarlarını tedarik ederek, bir de bunların yanında Unidef çatısı altında entegrasyon çözümleri sunarak, çok yönlü bir şekilde, devletlerin bu alandaki tüm ihtiyaçlarını karşılıyor olacağız.

MSI Dergisi: İhracat, bugün, Türk savunma ve havacılık sektörünün aradığı merhem olarak değerlendirilebilecek çok kritik bir konu. Bu açıdan sektörümüzdeki diğer firmalara, ihracat konusunda ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?

Didem ARAL: Sektörümüzün tamamı için ihracat olmazsa olmaz. İhracat yapabilmek için de öncelikle doğru ve kaliteli ürünleri ortaya koymak şart. Sizi, ancak ürün yukarıya getirir ve ihracatınızı yükseltir. Ürünü dizayn ederken de yeniliğe açık bir platform tercih edilmesi, dünya üzerinde zirveye oturmuş rakiplerin takip edilmesi, onların pastasından pay alacak stratejiler ve pazarlama yöntemleri oluşturulması, sattıktan sonra da ürünün arkasında durulması ve servis desteği sağlanması çok kritik. Biz bugün, SYS olarak sattığımız her CANİK tabancasının arkasında durmuş; müşterimizi, son kullanıcımızı memnun etmiş ve sorumluluklarımızı tamamlamışızdır. Zaten bu şekilde markanıza değer katıyorsunuz. Bunların yanında, her şey gibi ihracat da sürdürebilir olmalı. “Bir defaya mahsus sattım, bitti.” yaklaşımı çok yanlış. Özellikle de bizim ürünlerimizde bu çok önemli. Bunların yanında insan ilişkileri, doğru yerel ortaklar, doğru ürün ve sıkı bir çalışma, ihracat için olmazsa olmaz dinamikler ve şartlar.

Samsun Yurt Savunma Dış Ticaret Müdürü Didem ARAL’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 484 Toplam Görüntüleme,  5 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.