Ana Sayfa Haberler Müşteri Portföyüne 2 Yeni Ülke Ekleyen Turaç, İhracatta 73 Ülkeye Ulaştı

Müşteri Portföyüne 2 Yeni Ülke Ekleyen Turaç, İhracatta 73 Ülkeye Ulaştı

Alper ÇALIK / a.calik@savunmahaber.com

Kurulduğu günden itibaren ihracat odaklı bir strateji benimseyen Turaç, ürünlerini satmayı başardığı ülkeler arasına her geçen gün yenilerini ekliyor. Salgın döneminde üretimine ve ihracatına ara vermeden devam eden firma, bu süreçte, ABD’deki varlığını önemli ölçüde arttırdı, müşteri portföyüne 2 yeni ülke daha ekledi ve ihracat yaptığı toplam ülke sayısını 73’e çıkarmayı başardı. İhracatın cirosundaki payı, 2021 yılında yüzde 80 dolaylarına yaklaşan firmanın, yakın dönemde, ABD pazarı için önemli hedefleri bulunuyor.

Turaç’ın cirosundaki ihracatın payı, 2018’e kadar yüzde 40 dolaylarında seyretti. Firmanın ihracat grafiği 2018’den itibaren ise ciddi bir yükseliş göstermeye başladı. Firma, Savunma Sanayii İhracatçıları Birliği (SSI) verilerine göre, 2018 – 2020 arasında, üst üste 3 yıl boyunca, Türkiye’nin hafif silah mühimmatı alanındaki ihracat şampiyonu oldu. Turaç ayrıca, 2019 yılında gerçekleştirdiği yaklaşık 30 milyon dolarlık ihracat ile bu konuda kendi rekorunu kırdı. 2020’ye gelindiğinde, Covid-19 salgınının, küresel savunma ve havacılık sektörünün her köşesinde hissedilen etkilerine rağmen, firmanın yıllık ihracatı, 25-26 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti.

Turaç’ın son dönemde müşteri portföyüne eklediği 2 yeni ülke ise Bosna Hersek ve Filipinler oldu.

2021 Hedefi, 2019 Rekorunu Kırmak

İhracatın cirosundaki payı, son dönemde yüzde 80’lere kadar yükselen Turaç, 2021’in ilk 6 ayında, ihracatını, 2020’nin aynı dönemine göre arttırdı. Firma, 2021’deki toplam ihracatı ile 2019’deki rekorunu kırmayı hedefliyor.

Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş, firmanın sektörde ihracat yapan firmalar arasındaki yeri hakkında şunları söylüyor: “SSI verilerine göre, 2020 yılında, sektörde ihracat yapan tüm firmalar arasında 13. olduk. Arkasında herhangi bir devlet desteği olmayan ve yüzde 100 yerli sermayeye sahip kuruluşlar arasında ise ihracatta 2. sıraya yerleştik. Ayrıca, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, tüm Türkiye çapında sektörden bağımsız olarak en çok ihracat yapan ilk 1.000 firmadan biri olduk.”

Turaç için son dönemde ihracat cephesindeki bir diğer önemli gelişme ise firmanın dağılabilir (frangible) tipteki mühimmatını, yurt dışındaki bir müşteriye ilk kez satması oldu. Söz konusu ürünler, Körfez Bölgesi’ndeki bir ülkenin kolluk kuvvetlerine satıldı. Turaç’ın hâlihazırda, 9×19 mm ve 5,56×45 mm kalibrelerinde ürettiği dağılabilir mühimmatlar, genellikle özel görevler sırasında tercih ediliyor. Bu fişeklerin mermi çekirdekleri, hedefe çarpma anında küçük parçalara bölünüyor. Bununla birlikte, bu çekirdekler, çarptıkları hedefte yeteri kadar tahribat yaratabiliyor. Örneğin, bir yolcu uçağında meydana gelebilecek rehine kurtarma operasyonu sırasında, güvenlik güçleri tarafından yapılan atışların hedeflerini ıskalaması halinde, mermi çekirdekleri uçak gövdesinde delik açmıyor; ancak vurulan teröristleri kolaylıkla etkisiz hale getirebiliyor.

Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş

ABD’de, Sterling’in Sesi Yankılanıyor

Firmanın bir diğer başarısı ise ABD pazarında, kendisine ait Sterling markası ile ürettiği hafif silah mühimmatının satış miktarlarının artması oldu. Daha önce ABD pazarına yönelik olarak küçük miktarlı satışlar yapan Turaç, 2020 yılında buradaki varlığını büyük ölçüde arttırdı. Firma, toplam ihracatının yarısını ABD’ye yapar hale geldi ve buradaki yıllık ihracat miktarı 10 milyon dolar seviyelerine ulaştı.

Turaç’ın ABD’deki pazar payını arttırması ile birlikte, bu ülkedeki satış kanalları da artmaya başladı. Artık Turaç’ın Sterling marka tabanca ve tüfek fişeklerini, ABD’de internet üzerinden sipariş vererek satın almak mümkün.

Uzun Yıllar Süren Çabaların Meyveleri

ABD pazarına giriş sürecinde pek çok problemle mücadele ettiklerini söyleyen Altunbaş, bunlardan bazılarını şöyle özetliyor: “Bundan önce, ABD pazarında satış yapmak isteyen Türk mühimmat imalatçıları, hep Amerikan markaları için fason olarak üretim yapmışlar. İlk başlarda, Amerikalılar bize de aynı iş modeli ile yaklaştılar. Ancak biz buna karşı çok direndik ve bu ülkede kendi Sterling markamız ile yer almak istedik. Neticede de bunu başardık. Tabii problemler, ürünlerimizi satmaya başlamamız ile bitmedi. ABD’deki varlığımız arttıkça, Sterling markamıza karşı davalar açıldı. Bu marka yıllardan beri bize ait ve bunu onlar da çok iyi biliyor. Yine de önümüze taş koymak için ellerinden geleni yaptılar. Bunlar elbette bizim hoşumuza gitti. Bu, doğru yolda olduğumuzun en büyük kanıtlarından biriydi.”

Altunbaş, bu süreçte yaşadıklarını, şu şekilde aktarıyor: “Dünyanın hafif silah, avcılık, atıcılık ve mühimmat alanında düzenlenen en büyük organizasyonlarından biri, ABD’nin Las Vegas kentinde gerçekleştirilen SHOT SHOW fuarıdır. Biz 2010’dan beri istisnasız her yıl bu fuara katılıp boy gösteririz. Ancak uzun yıllar, ürünlerimiz, ABD pazarında istediğimiz miktarlarda satılamamıştı. Biz bu fuara gidip gelirken, yabancı rakiplerimiz yıllarca standımıza uğrayıp, ‘Siz buraya fuara mı geliyorsunuz, Las Vegas’a gezmeye mi geliyorsunuz? ABD’de hiç ürün satabildiniz mi?’ gibi sorularla dalga geçip durdular. Ancak sonunda hayallerimize ulaştık ve Türkiye’de üretilmiş bir hafif silah mühimmatını, bir Türk markası ile ABD’de satmayı başardık.”

Turaç’ın son dönemde ilk kez ihracatını gerçekleştirdiği ürünlerden biri, dağılabilir (frangible) tipteki mühimmat oldu.

İhracatta Öncelik Diğer Ülkeler

Turaç, hâlihazırda ihracat cirosunun toplamda yarısını ABD pazarından elde ediyor. Bu pazarda çok büyük bir potansiyel olduğunu vurgulayan Altunbaş, tüm kozlarını ABD üzerine oynamamaya kararlı olduklarını belirtiyor: “ABD pazarından şu anda bize öyle bir talep geliyor ki istersek ürettiğimiz ürünlerin tamamını ABD’ye verebiliriz. Hatta ABD’li müşterilerimiz, yıllık toplam üretimimizin yarısı için sipariş vermek istediklerini ve ücretini tek seferde ve peşin olarak ödeyebileceklerini söylüyorlar. Ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Bizim için ideal durum, ihracatımızın en fazla yarısını ABD’ye yapmak. Çünkü her ne kadar şu anda ABD’ye çok büyük hacimli satış yapıyor olsak da bunun uzun vadede devam edeceğinden emin değiliz. Yani geleceğinin garantisi yok. O yüzden bizim önceliğimiz, bizden tek seferde 100 konteyner ürün satın alan müşterilerimiz değil, bizden 1 konteyner de olsa her yıl alım yapan müşterilerimiz.”

Daha Kapsamlı Bir Planın İlk Aşaması

Turaç, ABD ile ilgili ihracat çalışmalarını, 2 fazdan oluşan bir plan kapsamında yürütüyor. Hâlihazırda hayata geçirilmiş olan ilk faz, Türkiye’de üretilen mühimmatların ABD’de satışını kapsıyor. Turaç bu aşamada, henüz “Turaç USA” gibi bir şirket kurmayı ya da Amerikalı bir ortak ile çalışmayı tercih etmiyor. Firma, ürünlerini, 2020’nin ortasında hayata geçirdiği bir distribütörlük sistemi ile ABD’de satıyor. Bu sistemde, ABD 13 farklı bölgeye ayrılmış durumda ve her bölgede ayrı bir distribütör bulunuyor.

Turaç’ın ilk faz kapsamındaki bir sonraki icraatı ise 2022 yılında ABD’de bir irtibat ofisi kurmak olacak. Bu ofis, pazardaki gelişmeleri ve ihtiyaçları daha yakından takip edebilecek; ayrıca ortaya çıkan taleplere Turaç’ın daha hızlı tepki verebilmesini sağlayacak.

Ortak Üretimde, İpler Turaç’ın Elinde Olacak

Turaç, 2024 yılında hayata geçirmeyi planladığı ikinci 2. fazda ise yerel bir partner ile ABD’de ortak üretim yapmayı hedefliyor. Bu kapsamda, Türkiye’de üretilen yarı mamullerin, yine Sterling markası altında, ABD’de kurulacak tesislerde nihai montajının yapılması planlanıyor.

“Ürünlerimiz, kalitesi ile kendini kanıtladıkça, Amerikalı farklı yatırımcılardan, ortak üretim konusunda ısrarlı teklifler almaya başladık.” diyen Altunbaş, bu konuda kırmızı çizgileri olduğunu belirtiyor ve asla taviz vermeyecekleri hususları şöyle sıralıyor: “2. aşamada hayata geçireceğimiz ortak üretim modelinde, büyük ortak daima biz olacağız. Amerikalı partnerimiz her zaman için küçük ortak statüsünde olacak. Ayrıca, ürünlerimiz yine, kendi Sterling markamız altında üretiliyor olacak.”

Turaç, 2018 yılında, Savunma Sanayii İhracatçıları Birliği’nden, İhracat Başarı Ödülü aldı. Ödülü, Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş’a, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir verdi.

İhracat, Ürünlerin Kalitesine de Yansıyor

Turaç, ABD ile ilgili faaliyetlerinin yoğunlaşması ile birlikte, ürünlerinin kalitesi ile ilgili de çeşitli değişiklilere gitti. Bu pazarın beklentileri doğrultusunda, Sterling marka ürünlerin kalitesi arttırıldı. “Kalite”nin aslında müşterinin beklentisi olduğunu ifade eden Altunbaş, her zaman için daha kaliteli ürünler üretebilecek altyapıya sahip olduklarını; ancak daha önce, müşterilerinin böyle bir beklentisi olmadığını söylüyor. ABD pazarının, bunun için bir vesile olduğunu ifade eden Altunbaş, şöyle devam ediyor: “Bu pazara adım atmamızla ürünlerimizin kalitesini de arttırmaya başladık. Bunun da yansımalarını çok olumlu bir şekilde gördük. Elbette ürün kalitemizin yükselmesi, maliyetlerimize de yansıdı. Bu sebeple yakın gelecekte, kalite beklentileri biraz daha düşük olan bazı pazarların, portföyümüzden düşeceklerini tahmin ediyoruz. Böyle bir riski de göze aldık.”

ABD’deki Fişeğin Aynısı Türkiye’de

Altunbaş, ürün kalitesini sadece ABD pazarı için arttırmadıklarını vurguluyor: “Kalite anlamında ABD pazarının istediği her şeyi yapıyoruz; ancak bu pazara özel olarak bir şey yapmıyoruz. Aynı kalitedeki ürünümüzü, hem kendi ülkemizde hem de diğer ihracat pazarlarında satıyoruz. Bazı sektörlerde, belli ürünlerin yurt dışında satılan versiyonları daha kalitelidir. Bizde böyle bir şey olmuyor. ABD pazarında sattığımız ürünün birebir aynısını, yurt içinde de satıyoruz.”

Turaç, ürün kutularında da değişikliğe gitti. ABD’de, hafif silah mühimmatı büyük marketlerde de satılabildiği için Sterling marka ürünlerin kutularına, artık barkod da basılmaya başladı. Ayrıca kutuların üzerindeki bilgiler ve uyarılar, artık hem Türkçe hem de İngilizce olarak yazılıyor.

Altunbaş, ürün kutularındaki değişiklik sürecini şöyle anlatıyor: “Ürünlerimiz ABD pazarına ilk gireceği zamanlarda, bu pazar için zorunluluk teşkil eden ve genellikle emniyetle ilgili olan pek çok bilgiyi ve uyarıyı zaten kutularımızın üzerine basmaya başlamıştık. Ancak daha sonra Amerikalılar, ürünlerimizin üzerinde yer alan Türkçe bilgileri kaldırmamızı istediler. Biz buna itiraz ettik ve kırmızı çizgilerimizden taviz vermedik. Ayrıca ürünlerimizin üzerine, onların istedikleri gibi ‘Made in Turkey’ yerine ‘Made in Türkiye’ yazdık.”

ABD’de, hafif silah mühimmatı büyük marketlerde de satılabildiği için Turaç’ın Sterling marka ürünlerinin kutularına artık barkod da basılmaya başladı.

İhracat, Salgında da Devam Etti

Salgın sürecinde pek çok kuruluşun sıkıntı yaşadığına değinen Altunbaş, bu süreçte üretim ve ihracat yapabilmiş olmanın sırrını şöyle açıklıyor: “Biz salgın süresince, her gün çalışmak üzerine bir kurgu yaptık. Bu süreçte en güvenli yer, ev ve iş yeridir dedik. Çok yoğun bir çalışma temposuna girdik ve çalışanlarımızın evden işe, işten eve gidip gelmelerini sağladık. Bunun için toplu taşıma kullanmasınlar diye tüm çalışanlarımıza servis araçları tahsis ettik. Ayrıca aşılama konusuna büyük önem gösterdik. Firmalar genellikle aşı konusundaki inisiyatifi çalışanlarına bırakıyor ve tüm çalışanların aşılanması için uzun süreler bekliyor. Bizse tüm çalışanlarımızı alıp, araçlara bindirip, hastaneye götürüp aşılattık. Aşı olmak istemeyenleri ikna ettik. Verdiğimiz kararların doğruluğunu şimdi daha iyi görebiliyoruz. Yurt dışındaki rakiplerimizin büyük çoğunluğu bu süreçte kapalı kaldılar. Tekrar açıldıktan sonra da eski üretim performanslarına ulaşamadılar. Bunun yanında biz üretim ve ihracatımızı adeta katladık.”

Altunbaş, bu noktada savunma sanayisi firmalarının, ticari tarafa da satış yapabiliyor olmasının önemine dikkat çekiyor: “Salgın sürecinde, sivil kanattaki varlığımız bu süreci daha kolay atlatmamızı sağladı. Yurt içindeki savunma sanayisi firmalarımızın en büyük eksikliklerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Savunma sanayisinde faaliyet gösteren bir firmanın, mutlaka ama mutlaka sivil pazarlara yönelik ürünlerinin ve bu pazarlarda bir varlığının olması gerekiyor. Yoksa askeri projelerin yavaşladığı bu tip kriz dönemlerinde, büyük sorunlar yaşıyorlar.”

 396 Toplam Görüntüleme,  4 Günlük Görüntüleme

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.