Ana Sayfa Söyleşiler Turaç, Savunma ve Havacılık Sanayisine Yönelik Ürün Yelpazesini Genişletti

Turaç, Savunma ve Havacılık Sanayisine Yönelik Ürün Yelpazesini Genişletti

Turaç, 2013 yılında, Türkiye’nin ilk özel sektör mühimmat üreticisi olarak başladığı yolculuğunda, bugün Türkiye’nin en büyük özel sektör patlayıcı madde üretim ve depolama tesislerine sahip firması konumuna yükseldi. Çankırı’da, 18 bin metrekare kapalı alanda üretim yapan firma, 120’den fazla ateşli silah mühimmatı ürün çeşidiyle, 3 vardiyada yıllık ortalama 1 milyar adetlik üretim kapasitesine sahip. Mühimmat üretimine avcılık ve atıcılık ürünleriyle başlayan Turaç’ın yeni av sahası ise dronlar oldu. Firma, pandemi döneminde envanterine kattığı anti dron fişekleriyle savunma sektörüne yönelik ürün yelpazesini de genişletti. Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş, pandemi ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi global gelişmelerin Turaç’a yansımalarını, firmanın yeni ürünlerini ve gelecek hedeflerini MSI Dergisi okuyucuları için anlattı.

MSI Dergisi: Pandemi döneminde, tedarik ve üretim zinciri süreçlerini etkileyen pek çok faktör oldu. Pandemi bitse de bu süreçler üzerindeki etkilerinin hala devam ettiğini görüyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı da bu sürecin bir diğer kritik gelişmesi oldu. Bu gelişmeler Turaç’a nasıl yansıdı?

Fatih ALTUNBAŞ: Pandemi sürecinde, bir taraftan tedarik zinciri bozuldu diğer taraftan da Avrupa ve Amerika’da mühimmat fabrikaları kapandı ya da o fabrikalara hammadde üreten fabrikalar kapandı. Barut, kapsül, kovan gibi alt bileşenlerin tedariki sekteye uğradı. Bu durum, Türkiye için çok büyük bir fırsat yarattı. Devletin cesaret göstererek kapanmaların yaşandığı bir ortamda savunma ve havacılık sanayisine faaliyetlerin devam etmesi için özel izin vermesi, Türkiye’ye büyük artılar kazandırdı. Biz de firma olarak gerekli izinleri aldık ve bir gün bile kapanmadık. Çünkü bizimki gibi bir fabrika kapandığında, yeniden açılıp üretime başlaması kolay değil. 6 aydan önce aynı hattı tekrar çalıştıramıyoruz. Avrupa ve ABD’deki rakiplerimiz kapandılar ve yeniden açıldıklarında, eski kapasitelerine ulaşmaları, asgari 1-1,5 yıl sürdü. İşte bu zaman zarfı, Türkiye’deki bütün ateşli silah mühimmatı ya da parçaları üreten firmalar için çok ciddi bir avantaj yarattı. Bu avantajı, herkes çok güzel bir şekilde kullandı. Biz de kullandık. Pandemi sonrasında yurt dışındaki rakiplerimiz yeniden çalışmaya başladığında, ancak kendi iç pazarlarının ihtiyaçlarını karşılayabilir hale gelebildiler.

Tam pandemiden çıktığımız dönemde ise Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdi. Savaş, Avrupa’daki bütün mühimmat stoklarını tekrar sıkıntıya soktu ve biz yeniden bir pazar patlaması yaşadık. Şimdi bu patlama yavaş yavaş etkisini yitirmeye, pazar da sakinleşmeye başladı.

Hammaddeye Erişimde Kesintiler Yaşandı

MSI Dergisi: Bu dönemde Turaç’ta öne çıkan gelişmeler ve değişimler neler oldu? Üretim altyapınız ve üretim kapasiteniz nasıl değişti?

Fatih ALTUNBAŞ: Pandemi döneminin Turaç’a en büyük getirisi, Sterling markasını neredeyse bütün dünyadaki raflara sokması oldu. Üretim kapasitemizdeki artış da bir diğer önemli gelişme oldu.

Şu an, pandemi başladığındaki üretim kapasitemizin 2 katına ulaştık. 3 vardiyada yaklaşık 500 milyon adet olan üretim kapasitemiz, 1 milyar adede yükseldi. Bunun başlıca nedeni, pandeminin, özellikle başlangıcındaki ilk 1 yıl, dünyada çok fazla makinenin ve üretim hattının satışa çıkması oldu. Fiyatları da çok uygundu. Biz de bu fırsatı kaçırmak istemedik ve epeyce bir makine yatırımı yaptık.

Fakat üretim kapasitemiz artsa da üretim adedimiz aşağı yukarı aynı kaldı. Bugün için yaklaşık 200 milyon adet yıllık üretim ve satışımız var. Üretimimizin artmaması, hammaddeye erişimde yaşanan zorluklardan kaynaklanıyor. Pandemi ve savaşın etkisiyle 3 yıl boyunca tedarik zincirindeki aksamalar, hammaddeye erişimi de zorlaştırdı. Birçok mühimmat fabrikası, hammadde yokluğundan, özellikle de barut ve kapsül yokluğundan çalışamaz durumda. Hem ülkemizde hem çevre ülkelerde aylarca kapalı kalan fabrikalar var. Etrafımızdaki birçok üretici, bizden hammadde ve yardım isteğinde bulundu. Biz de elimizden geldiği kadar, kendi üretim kapasitemizi de riske sokmadan yardımcı olmaya çalıştık.

Bugün pandemi öncesiyle aynı seviyede üretim yapabiliyor olmanın çok büyük bir başarı olduğunu söyleyebilirim. Kapasitemizin düşmemesini kâr sayıyoruz. Üretim adetlerinde bir artışın arifesindeyiz ve 2024’te bunun meyvelerini alacağız.

Makine parkına yatırıma devam edeceğiz. Alt yüklenicilerimize de desteğimizi arttırdık. Onları da güçlendiriyoruz.

Yeni Ürünler Ortaya Çıktı

MSI Dergisi: Turaç’ın pandemi döneminde ortaya çıkardığı, envanterine dahil ettiği yeni ürünler hakkında bilgi verir misiniz?

Fatih ALTUNBAŞ: Halihazırda 120 çeşit ürünümüz var. Önümüzdeki dönemde kalibrelerde çok fazla çeşitlilikten yana olmadığımızı söylemek istiyorum. Biz istiyoruz ki mevcut kalibrelerde daha da derinleşelim ve üretim adetlerimizi daha da yükseltelim. Aylık kapasitemizin 1 milyon olduğu bir kalibredeki üretim miktarımızı 7-8 milyon yapalım; 5 milyon olanı 10 milyon yapalım istiyoruz. Özetle bizim şu anki gelecek vizyonumuzda mevcut kalibrelerde derinleşme var ve derinleşmeye devam edeceğiz.

Pandemi döneminde, 9×19 mm’nin frangible (dağılabilir) versiyonunu çıkardık. Dağılabilir mühimmat, hedefe çarpma anında toz gibi dağılıyor. Bununla birlikte, bu çekirdekler, çarptıkları hedefte yeteri kadar tahribat yaratabiliyor. Türkiye’de sadece bizde var.

Yine pandemide, 9×19 mm’nin çelik kovanlı fişeğini çıkardık. Bu ürünümüz, ABD ve Avrupa’da çok tutuldu. Çelik kovanlı fişeğin birçok avantajı var: Eğitimde atılabiliyor, maliyeti daha düşük, çok az geri tepmesi var ve diğer 9×19 mm’lerle de aynı hıza sahip. Özellikle yurt dışı pazarlarda çelik kovanlı ürünlerin hepsinde Ruslar hâkimdi. Rusların çelik kovanlısından ve pirinç kovanlıdan farklı ve tam ikisinin ortasında bir çelik kovanlı 9×19 mm ürün ortaya koyduk. Bizim parlak yüzeyli çelik kovanlı 9×19 mm fişeğimiz, mevcut ürünlere benzemiyor. Tamamen bizim icadımız, Türk icadı bir ürün diyebilirim.

Pandemi dönemi, bu fişeği geliştirmek için bir fırsat oldu. Buna odaklanmamız gerekiyordu, odaklanmak için de zamana ihtiyacımız vardı. Aslında projeye 2013 yılında başlamıştık ve 2019’a kadar da AR-GE çalışmalarımız devam etmişti. Pandemiyle beraber dışarıdaki tüm fuar vb. faaliyetler iptal olunca da içeriye yoğunlaştık ve mutfakta vakit geçirecek zamanımız oldu. Bu sayede uzun süren işlerimizi sonuçlandırdık. Aklımızda çok fazla proje vardı. Olacakları hayata geçirdik; olmayacaklarla ilgili çalışmalarımızı da sonlandırdık.

Pandemide çıkardığımız bir diğer ürün de 5,56×45 mm’nin frangible (dağılabilir) modeli oldu. Bu fişeğin çekirdeğini de Türkiye’de yaptırdık, tamamen yerlileştirdik. Türkiye’de sadece Turaç’ta var.

Bunların yanı sıra dron vb. insansız hava araçlarına karşı Jandarma ile beraber bir çözüm bulmaya çalışıyorduk. Geliştirdiğimiz anti dron fişeklerimizle bu soruna basit ama etkili bir çözüm bulmuş olduk. 150 metre mesafeden çok rahat ve kolay bir şekilde bütün dronları vurabilecekleri bir fişek ortaya çıkardık ve 3 tane model ortaya koyduk: Magnum, semi magnum ve süper magnum. Bu tüfeklerle atılan fişeklerden süper magnumla atılan 89 mm boyunda, 12 kalibre. 12 kalibre üretmemizin sebebi de halihazırda tüm timlerde bu tüfeğin bulunmasıydı. Dronları 150 metre mesafeden vurmanın dışında çözümler de var: Elektronik karıştırma, lazer silahları vb. gibi… Ama tüm bu çözümler için çok büyük ve pahalı sistemler gerekiyor. Türkiye’de sadece jandarmanın yüzlerce sınır karakolu var. Her karakola bu cihazdan koymak ya da sınır ötesine giden bir time bu cihazlardan vermek pek mümkün değil. Ama her timde, dronları da vurabilecek bir tüfek bulunuyor. Avcılık ve atıcılıkla çıktığımız yolda, yeni av sahamız dronlar diyebilirim.

Pandemi döneminde çıkardığımız başka bir ürünümüz de Mini Slug fişekleri oldu. Dünyada daha yeni yeni yaygınlaşan, çok küçük, kısa bir 12 kalibre fişekten bahsediyoruz. Normalde tüfeklerin şarjörüne 8 tane fişek konulabiliyorken Mini Slug ile kapasite 12-13’e çıkıyor. Bunu da güvenlik güçleri almaya başladı. Çünkü ellerindeki mevcut silahın şarjör kapasitesini yüzde 50 arttırıyor. Tamamen kapalı ortamlarda kullanılabilen bu fişek, kapı kırmak ya da binaya girerken kilitleri kırmak gibi yakın mesafe görevlerde kullanmak için çok ideal.

En yeni ürünlerimiz ise 7,65×17 mm Browning ve .45 ACP tipi tabanca fişekleri oldu. Sterling .45 ACP, kolluk güçlerinden alınan geri bildirimler doğrultusunda geliştirildi. Diğer kalibrelerdeki fişeklerin suçluların etkisiz hale getirilmesinde yetersiz kalması nedeniyle geliştirilen Sterling .45 ACP, tam gömlekli kurşun dolgu çekirdek sayesinde atış sırasında çekirdek ağırlığı korunarak istikrarlı bir balistik performans sunuyor.

Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş, MSI Dergisi Genel yayın Yönetmeni Ümit Bayraktar’a, yürüttükleri çalışmaları ve hedeflerini anlattı.

MSI Dergisi: Turaç’ınürün gamında 120 çeşit mühimmat bulunuyor dediniz. Şu anda bu ürünlerin askeri ve sivil sektörler arasında dağılımı nasıl; hangi tip ürünler öne çıkıyor?

Fatih ALTUNBAŞ: Pandemi öncesinde askeri ürünler ağırlıklıydı. Pandemide ise sivil tarafta daha çok sipariş geldi; ağırlığımız sivil sektöre kaydı. Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan sonra ise askeri siparişlerin ağırlığı yeniden yükseldi. Şu an da üretimlerimizin çoğunluğu askeri alanda. Son dönemde öne çıkan ürünlerimiz ise 7,62×39 mm, 5,56×45 mm ve 7,62×51 mm oldu. Bu üç kalibrede yaptığımız üretimin tamamını hemen satabiliyoruz.

“Yeni Ürünümüzle ‘Türkler İcat Etmiş’ Dedirteceğiz”

MSI Dergisi: AR-GE faaliyetlerinizle de markalaşma çalışmalarınızı destekliyorsunuz. Sektördeki diğer oyuncularla kıyasladığınızda AR-GE çalışmalarınız nereye konumlanıyor? AR-GE çalışmalarınızın güncel durumu ve yeni ürün geliştirme çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Fatih ALTUNBAŞ: Türkiye’deki silah üreticilerinde AR-GE ekipleri olduğunu görüyorum. Birbirine benzemeyen, daha önce yapılmamış ürünlerin çıktığını görüyor ve bununla da gurur duyuyorum. Ama mühimmat tarafında, Turaç haricinde bir firmada, bugüne dek AR-GE faaliyetine rastlamadım. Örneğin, yoğun AR-GE çalışmalarımızın ürünü olan 12 kalibre anti dron fişeğimizin, dünyada bir eşi benzeri yok. Ben hiçbir Türk silah ve mühimmat üreticisi firmada kendi icat ettiği, sadece onda olan bir ürün görmedim. Çünkü AR-GE yatırımı yapmıyorlar. Bizim içeride7 kişilik bir AR-GE ekibimiz var. Sanayide de AR-GE çalışmalarımızda destek aldığımız alt yüklenicilerimiz var. OSTİM ve İVEDİK sanayi bölgelerindeki bütün imkanları, kendi AR-GE çalışmalarımız için kullanıyoruz.

Halihazırda AR-GE sürecinde olan çok özel bir projemiz var. Yeni bir eğitim fişeği çıkarmayı düşünüyoruz. Asker ve polis eğitimi için, öldürmeyen mühimmat grubunda. Tüfek ve tabanca olarak iki farklı çapta çalışıyoruz. Yeni bir kalibre değil, mevcut kalibrelerde olacak. Ama dünyada eşi benzeri olmayan, tamamen Türk icadı bir ürün olacak. Bunu Türkler icat etmiş dedirteceğiz. Tüm AR-GE birimimiz, bu ürünü geliştirmek için çalışıyor.

MSI Dergisi: Son dönemde, sektörde 12,7 mm ve üstü kalibrelerde çeşitli silahların geliştirildiğine tanıklık ediyoruz. Siz bu çalışmalar konusunda ne düşünüyorsunuz? Önümüzdeki dönemde bu silahların mühimmatı konusunda çalışmalarınız olacak mı?

Fatih ALTUNBAŞ: 12,7 mm, hafif silah mühimmatında en büyük çaptır. Biz de hafif silah mühimmatına talip olduğumuz için bunu bir gün kesinlikle yapacağız. Ama şöyle de bir gerçek var: Hafif silah mühimmatında 65 farklı kalibre var ve biz bu sayının daha yüzde 15’ini yapıyoruz. Daha yapmamız gereken çok fazla kalibre var. 12,7 mm de onlardan biri. Özel sektör firması olduğumuz ve öz sermayemizi kullandığımız için de tabii ki en kolay satabileceğimiz ürün ve kalibreler üzerinden ilerlemek istiyoruz. Arz-talep dengesine göre üretim yapıyoruz. 12,7 mm’ye tüm dünyada çok büyük talepler olması durumunda, onu ön sıraya alırız.

“Dışa Bağımlılığı Bitirecek Adımlar Atılmalı”

MSI Dergisi: Bir mühimmat üreticisi olarak, ateşli silah üreticilerinin büyük kalibre silah üretimi konusunda sizin değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Fatih ALTUNBAŞ: Ürün yelpazelerine yeni kalibreler ekliyorlar ama kalibrelere çok fazla tip eklemediklerini görüyorum. Şu an hafif silah veya özellikle tabanca üreticilerinin sayısında bir patlama var Türkiye’de. Bana göre hafif silah üreticileri, makinalı tabancaya yönelmeli. Çünkü ülkemizde, orada bir boşluk olduğunu düşünüyorum. Piyasaya yeni girmeye çalışanlar da makinalı tabancaya yönelmeli.

MSI Dergisi: Türkiye’de yerlilik oranları bu kadar artarken mühimmat üretiminde kullanılan hammaddede, kapsül ve barut gibi bileşenlerde hala dışa bağımlı olunması bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu problem nasıl çözülebilir sizce?

Fatih ALTUNBAŞ: Özel sektörün daha çok devreye girmesiyle çözüleceğini düşünüyorum. Örneğin Çorum’da bir kapsül ve barut fabrikası yatırımı var. Buralardan iyi ürünler çıkarsa Türkiye’nin ihtiyacı karşılanır ve bu alandaki dışa bağımlılığı sona erer. Çünkü gelinen noktada Türkiye, barutta yüzde 100; kapsülde ise yüzde 80 yurt dışına bağımlı. Barut gelmese Türkiye’deki mühimmat fabrikalarının hepsi 3 ay içinde kapanır. Bu yüzden yapılacak yatırımları çok önemsiyorum. Ama bu yatırımcılar umarım bir yanlış yönlendirmeye kurban gitmezler. Gerçekten bir işin uzmanı olup o işi yapmak çok önemli ve değerli.

MSI Dergisi: Son dönemde Türk savunma ve havacılık sanayisinin yurt dışında yapılanmasıyla ilgili çeşitli gelişmeler yaşanıyor. Turaç, yurt dışında tesis kurmak ya da mevcut bir firmayı satın almak gibi bir yatırım planlıyor mu? Yurt dışında bir tesis işletebilir mi Turaç?

Fatih ALTUNBAŞ: Yurt dışında ortak üretim yapmak için bize çok teklif geliyor. Ama bu konuda çok seçiciyiz. Yurt dışında bir yatırımımızın olmasını, ana merkeze bağlı olmak kaydıyla olumlu değerlendirebiliriz. Kendi işimizin eksenini bozacak yurt dışı yatırımlarına da zaten felsefe olarak karşıyız. Turaç’ın personeli, altyapısı, tecrübeli kadrosu şu an için dünyanın her yerinde her tesisi çalıştırabilir. İçimizden başka fabrikalar da çıkarabiliriz. Ama şu aşamada yurt dışında bir yere bir fabrika kurulacaksa onun net bir ekonomik nedeni olması lazım.

MSI Dergisi: Hem yurt içinde hem de yurt dışında mühimmat üretim tesisleri kurulmasına yönelik çalışmalar olduğunu görüyoruz. Bunlar sizin faaliyetlerinizi nasıl etkiliyor?

Fatih ALTUNBAŞ: Son birkaç yılda hem yurt içinde hem de yurt dışında çok fazla mühimmat üreticisi ortaya çıktı. Bizim ürün sattığımız Orta Doğu ülkelerinde, Asya-Pasifik bölgesinde veya Afrika’da, hiç mühimmat fabrikası olmayan ya da sadece devletin mühimmat fabrikası olan ülkelerde yeni üreticiler çıktı veya mevcut fabrikalara yeni hatlar eklendi. Yeni kurulan bu fabrikalar, bugüne kadar Turaç’ın yurt içi ve yurt dışı satışlarına etki etmedi. Son model bir arabayı almanız demek, sizin iyi bir şoför olacağınız ve arabayı iyi kullanacağınız anlamına gelmiyor. Bu işler sadece yatırım yapmakla olmuyor.

En Çok Satan Marka Sterling

MSI Dergisi: Turaç,son dönemde Sterling markasıyla dünya pazarında belli bir noktaya geldi. Bu süreçte Turaç’ın en büyük avantajı ne oldu?

Fatih ALTUNBAŞ: En büyük avantajımız kalitemiz ve fiyatımız oldu. Pandemi sürecinde, yurt dışı pazarlarda ürün olmaması bir avantajdı ve bunu tüm Türk firmaları kullandı. Kötüsünü yapan da orta kalite yapan da birinci kalite yapan da… Şu an ABD’deki bazı poligonlarda, maalesef bazı Türk markalarının silahları ya da mühimmatı ile atış yapılamayacağı yazıyor. İşte biz o markalardan olmadık, olmayacağız da. Bizim adımız, hiçbir yerde yasaklı listesinde değil. Hatta o poligonlarda kullanılan en popüler ürünlerden bir tanesi de bizim ürünümüz. Bu durum bizi fazlasıyla memnun ediyor. Çelik kovanda, 9×19 mm’de ABD’ye ithal giren fişekler arasında en çok satan marka Sterling. Hâlâ bütün listelerde kesinlikle ilk 10 içerisindeyiz. Markanın kalitesi ve fiyatının birbirini tamamladığını da gösteriyor bu durum. Biliyorsunuz Sterling, 1990’lı yıllarda bir İngiliz markasıydı ve biz onun distribütörüydük. Bir zamanlar ithal ettiğimiz bu markayı satın aldık, üretici olduk ve bugün Sterling markasıyla tüm dünyaya açıldık.

Turaç’ın geliştirdiği Sterling markalı en yeni ürünler: .45 ACP ve 7,65×17 mm Browning tipi tabanca fişekleri.

MSI Dergisi: Turaç, ihracat odaklı bir firma ve üretiminin büyük bölümünü de ihraç ediyor. Son dönemde yaşanan gelişmeler ihracat tarafına nasıl yansıdı? Şu an üretiminizin ne kadarını ihraç ediyorsunuz?

Fatih ALTUNBAŞ: Bugüne kadar ihracat yaptığımız ülke sayısı 93’e çıktı. 93 ülkede Sterling markasıyla ürünlerimiz satılıyor veya oranın güvenlik güçleri tarafından kullanılıyor. Özellikle 2018 yılı itibarıyla tamamen ihracat odaklı çalışıyoruz. Geldiğimiz noktada oranlar biraz sabitlenmeye başladı. Turaç’ın gelirinin yüzde 70’ini ihracattan elde ediyoruz. Bundan sonra da uzun bir süre Turaç böyle gidecektir diye düşünüyorum. Yılbaşına kadar üreteceğimiz toplam fişek adedi 200 milyon. Bunun yüzde 90’ı sipariş edilmiş durumda. Ne zaman, hangi ülkeye ve ne gideceği aşağı yukarı belli. 2024 yılındaki kapasite artışımızla beraber dışarıya biraz daha açacağız. Üretim adedinin artması, bu dengeyi yüzde 80 ihracat, yüzde 20 iç pazar olarak değiştirebilir.

94. Ülke Japonya Olacak

MSI Dergisi: En fazla ihracat yaptığınız ilk 5 ülke hangileri? Son dönemde yeni bir pazar hedefiniz oldu mu?

Fatih ALTUNBAŞ: İhracatta başı çeken ülkeler, sırasıylaABD, Polonya, Macaristan, Umman ve Mali. Gelecekle alakalı bir planımız var. Pazarda daha hızlı ve daha kolay hareket edebilmek için Avrupa’da bir lojistik merkezi kurmaya çalışıyoruz. Turaç’ın deposu gibi kullanacağımız, bize ait ve bizim kontrolümüzde bir yer olacak. Hazırlıkları tamamladığımızda, 2024 yılındaki fuarlarda bu gelişmeyi duyuracağız.

Öte yandan bu yıl bir açılım yaptık ve Japonya’daki DSEI fuarına gittik. Oraya Türkiye’den giden ilk mühimmat firması olarak olarak sipariş de aldık. Yakında sevkiyat yaparak Japonya’yı da ihracat yaptığımız ülkeler arasına ekleyip, 94 ülkeye ulaşacağız. Bu işte çok uzun yıllar devam etmeyi düşünen firmalara da Japonya’yı tavsiye ediyorum. Yeni bir pazar, büyüyor ve dışarıya kapalı. Ne olduğunu anlamak için oraya gitmek lazım. Japonya’da devletin 4 tane mühimmat fabrikası varmış, bilmiyordum. Japonya’da askeri alanda olmasa da sivil pazarda bir boşluk var.

Büyük Kalibrelerde Üretim Boşluğu Var

MSI Dergisi: Son dönemde, Türkiye’de ateşli silah ve mühimmat üretimi alanında yatırımların sayısının arttığını ve pazara yeni üreticilerin dâhil olduğunu görüyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Fatih ALTUNBAŞ: Bence yukarıda çok yanlış bir yönlendirme var. Bu yanlış yönlendirme sonucunda da insanların zamanlarına ve paralarına yazık ediliyor diye düşünüyorum. “Çok güzel rüzgâr var, bir yelkenlimiz olursa biz bu rüzgârı alır gideriz.” diyorlar. Fakat yelkenliyi alıp suya indirip denize açılma süresini kimse hesaplamıyor. Ömür boyu bu rüzgâr esecekmiş gibi düşünülüyor. Yelkenli suya indiğinde, rüzgârın bitmiş olabileceği düşünülmüyor. Yönlendirme noktasında devlet büyüklerimiz veya bu insanlara danışmanlık yapanlar bunu nasıl göremiyorlar, anlamış değilim. Bir yerde bir rüzgâr esiyorsa o anda orada bulunanlar yelkenlerini açar ve rüzgârı doldurup giderler. Hem ateşli silah hem de mühimmat alanında yapılan yeni yatırımlar için gördüğüm tablo şu an bu. Bugün yapılacak hiçbir yatırım 5 yıldan önce sonuç vermeyeceği için böyle bir rüzgâr yakalanması çok da kolay değil. Bugün fabrikalarını kurmuş olanların bile üretim yapabilmek için bizden hammadde istedikleri bir ortamda, bütün bunlar hesaplanmadan bu yatırımlara nasıl girişildi anlamakta güçlük çekiyorum.

Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş, ilk kez IDEF 2023’te tanıtımını yaptıkları Sterling .45 ACP’nin, kolluk güçlerinden alınan geri bildirimler üzerine geliştirildiğini belirtti.

Bir de konunun mühimmat çeşidi boyutu var. Piyade tüfeği mühimmatında hâlâ boşluk var. Daha büyük kalibrelerde de boşluklar var. Buralarda boş yerler varken neden hâlihazırda çok sayıda üreticinin olduğu bir yere yatırım yapılmak isteniyor, aklım almıyor. Bu fabrikaların geleceğini iyi görmüyorum. Bir fabrika iki sebeple kurulur: Ya dünyaya mal satmak için ya da ülkeniz o ürünü ithal ediyordur, kendi ülkenizin ihtiyaçlarını karşılamak için. Hayatı boyunca hiç ithalat-ihracat yapmamış insanların, ülkenin içerisinde halihazırda yapılan bir şeyin üreticisi olması ticari intihardır.

Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş, MSI Dergisi ve AMAC Magazine ekiplerini, Turaç’ın Çankırı’daki üretim tesislerinde ağırlayarak üretim faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

MSI Dergisi: Son olarakTuraç’ın sektördeki konumuna ilişkin değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?

Fatih ALTUNBAŞ: İnsanların kendi konumlarını anlatmasını çok doğru bulmuyorum. O yüzden yabancıların bizimle alakalı yaptığı tespitleri paylaşmak istiyorum. ABD’de bir fuardayken, Osmanlı’ya ciddi manada silah tedarikinde bulunmuş ve “İstanbul’a bir mühimmat fabrikası kuralım, bizden almayın kendiniz üretin, nakliyesi çok zor oluyor.” diyen Winchester’e ilk defa bir ziyaret gerçekleştirdik. Kendimizi anlatmaya başladık. “Türkiye’den geliyoruz. Firmamızın adı Turaç. Markalarımız var. Sterling…” derken sözümüzü kestiler. “Biz sizi biliyoruz, anlatmanıza gerek yok.” dediler. Turaç’ın geldiği konum bu. En eski, en büyüklerin aklında ve takibinde olan bir firmayız. Turaç, takip edilmesi gereken, dikkate alınması gereken, Türkiye’de üretilen uluslararası bir marka olmayı başardı. Toplam 400 çalışanımızla, yıllık 200 milyon üretim adedimizle, Türkiye’de hem av fişeği hem ateşli silah mühimmatı alanlarında bir numara olduğumuzu gururla söyleyebilirim.

Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

Loading

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.