Ana Sayfa Söyleşiler YALTES, Geliştirdiği EPKİS Çözümleri ve SYS Donanımları ile Milli Gemilerin Sinir Sistemini Oluşturuyor

YALTES, Geliştirdiği EPKİS Çözümleri ve SYS Donanımları ile Milli Gemilerin Sinir Sistemini Oluşturuyor

Türk askeri denizcilik sektörünün; özgün, etkin ve ihraç edilebilir suüstü ve sualtı platform geliştirme çalışmalarına 20 yıldır önemli katkılarda bulunan YALTES, kasım ayında kuruluşunun 21’inci yıl dönümünü kutluyor. Geride bıraktığı 20 yılda, yurt içinde ve yurt dışında görev aldığı başat projelerle dikkat çeken YALTES; geliştirdiği sistemler, tamamladığı projeler ve imzaladığı iş birliği anlaşmalarıyla 2023 yılını da yoğun bir çalışma trafiğiyle geçirdi. Geliştirdiği Entegre Platform Kontrol Sistemi (EPKİS) çözümlerinin yanı sıra savaş yönetim sistemi (SYS) donanımlarıyla milli gemilerin adeta sinir sistemini oluşturan firmanın Genel Müdürü Bülent Hamzaoğlu, YALTES’in 2023 yılında Türk askeri denizcilik sektöründe aştığı kritik eşikleri ve hedeflerini MSI Dergisi okuyucuları için anlattı.

MSI Dergisi: Bülent Bey, YALTES açısından 2023 yılının öne çıkan gelişmeleri neler oldu?

Bülent HAMZAOĞLU: YALTES olarak 21’inci yılımıza, 20’nci yılımızdan çok daha yüksek bir ivmeyle başladık. 2023 yılında çok sayıda yeni sipariş aldık. Yılın başında GÜR sınıfı denizaltılara AKYA torpido entegrasyonu amacıyla yapılacak olan projeye dahil olduk ki bu, 2023 için en önemli iş birliğimizdi. Ardından MİLGEM projesinin devamı olan İ sınıfı fırkateynlerin 6, 7 ve 8. gemileri için daha önceki gemilere ek olarak, ana tahrik kontrol sistemini de içeren kapsamlı bir sözleşme imzaladık. Ana proje olarak takip ettiğimiz, tamamlanma aşamasında olanlardan yeni başlananlara kadar 15 projemiz var. Daha küçük çaplı tedariklerini yaptığımız projeleri de dahil edersek toplam 47 projemiz bulunuyor. ARMELSAN, ASELSAN, Meteksan Savunma ve TÜBİTAK ile imzaladığımız sözleşmeler kapsamında yoğun bir çalışma sürecindeyiz. Bu sözleşmelerimizle ilgili sorumluluklarımızın tamamını 2023 yılı sonuna kadar tamamlamış olmayı planlıyoruz.

Öte yandan silahlı insansız deniz araçları (SİDA) faaliyetlerimiz devam ediyor. Dearsan Tersanesi ile SALVO; HAVELSAN ile SANCAR SİDA’lar üzerinde sözleşmeler yaptık. Onlarla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.

2023 yılı, bugüne kadar almış olduğumuz işlerin yoğun teslimatlarıyla geçti. Bunları da büyük ölçüde hedeflediğimiz şekilde başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

YALTES Genel Müdürü Bülent Hamzaoğlu

Kontrollü Planlamayla İstihdam Artacak

MSI Dergisi: YALTES’in son 1 yıldaki bu yoğun gündemi, başta istihdam olmak üzere kurumsal faaliyetlerinizi nasıl etkiledi?

Bülent HAMZAOĞLU: YALTES olarak, efektif çalışmanın önemine inanıyoruz. İşlerimiz büyüse de insan kaynağı açısından 2022 yılıyla benzer büyüklükte kaldık. Yaklaşık 100 personelimizle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Öte yandan ekosistemimizi sürekli olarak güncel tutuyor ve mümkün olduğu kadar ekosistemimizden yararlanıyoruz. Üretim alanında olduğu gibi mühendislik alanında da bizim için kilit olmayan tüm işlerde bu ekosistemi kullanıyoruz. Elektrik, mekanik tasarım, kontrol ve otomasyon gibi alanlarda bize destek veren iş ortaklarımız var. Üretim anlamında da özellikle denizaltı sistemleri ya da SYS donanımları gibi ürünlerde, belli bir nitelikte üretim yapan onaylı tedarikçilerimiz var. EYDEP’te (Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı) yer alan firmaları tercih ediyoruz. Bu sayede Teknopark İstanbul’daki kısıtlı alanımıza rağmen ekosistemimizi de kullanarak, verimli bir üretim ve mühendislik iş gücü ortaya koyuyoruz.

Tabii şu anda yurt dışı projeler de dahil, 7-8 yıllık bir iş takviminden bahsediyorum. Tasarım çalışmaları, üretim, prototipleme ve kalifikasyon gibi birçok faaliyeti yaptıktan sonra, seri üretime geçeceğimiz için kontrollü bir planlamayla insan kaynağımızı da gerektiği kadar arttıracağız.

Ciromuzu, 2023 yılı için 12 milyon euronun üzerine çıkarmayı hedefledik ve gerçekleşen rakamlar da hedefimizi destekliyor. 2020’deki ciromuzun 4 milyon euro olduğu düşünülürse YALTES’in gelişimini net bir şekilde özetlemiş olurum diye düşünüyorum. 2024’te de yaklaşık 15 milyon euroluk bir ciro hedefimiz var. Cironun yaklaşık yarısını ihracattan elde edeceğiz.

YALTES olarak, 2 tip ihracat yapıyoruz. Biri Türk firmaları üzerinden, diğeri de doğrudan yaptığımız ihracat. Önümüzdeki yıllarda, ihracat rakamlarını da daha yukarılara taşımayı hedefliyoruz.

AR-GE tarafında çok net bir politikamız var: Her yıl ciromuzun yüzde 2-3’ünü AR-GE’ye yönlendiriyor, büyük oranda kendi kaynaklarımızla pazar ihtiyaçlarını da öngörerek ürünlerimizde iyileştirmelere gidiyoruz. Bu, aynı zamanda rekabetçiliğimizi de arttırıyor. SYS donanımlarının geliştirilmesiyle ilgili bir AR-GE projemiz, İDA ve küçük görev sistemleriyle ilgili AR-GE grubumuz ve EPKİS projelerine entegre bazı sistemleri geliştirmeye yönelik AR-GE çalışmalarımız var. Bu 3 alanda faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bunun dışında müşterilerden gelen taleplere yönelik de AR-GE çalışmalarımız oluyor.

“Donanmamızı Sıfırdan Yenileyebiliriz”

MSI Dergisi: Savunma sanayisinde, özellikle deniz platformları için kritik çözümler geliştiriyorsunuz. Bu çözümlere geçmeden önce Türkiye’de askeri alanda denizcilik sektörünün gelişimi hakkındaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Bülent HAMZAOĞLU: Bu konuya, MİLGEM proje ofisinde yetişmiş bir deniz subayı olarak tarafsız bakamıyorum. Denizcilik sektörünü gerçekten bir lokomotif olarak görüyorum. GENESİS ile başlayıp MİLGEM ile belli bir olgunluğa ulaşan; sonra da denizcilik sektörünün bütün platformlarına yayılan çok güzel bir sinerji oluştu. Biz ilk dönemlerde basit alt sistemleri bile sağlayacak çözüm ortağı bulamazken şu anda üst seviye alt sistemlerde bile ciddi bir rekabet var. Tedarikçi olsun, tasarımcı olsun, servis sağlayıcı olsun, her alanda kendini ispatlamış firmalarımız var. Bir savaş gemisini sıfırdan tasarlayabilecek dizayn firmalarının yanı sıra entegratör firmalar da var artık. Hatta her bir grubun liderliğini yapabilecek birden fazla firma bulunuyor. Tersanelerde de ciddi bir yetkinlik oluştu. Gemi dediğiniz zaman, bir sistemler sisteminden söz ediyoruz. İçerisinde silah, otomasyon, SYS gibi birçok sistem yer alıyor. Bu bakımdan inanılmaz bir gelişim var. Son 25 yılda, kendi donanmamızı neredeyse sıfırdan yenileyebilecek; sancak gemilerimizi, denizaltılarımızı modernize edebilecek bir seviyeye geldik. Dost ve müttefik ülkeler için anahtar teslim platform ya da modernizasyon çözümleri üretebilecek yetkinlikteyiz. Hava ve kara platformlarında da büyük gelişmeler var. Ancak oyun değiştiren bir gücü bir yerden bir yere nakledebilen, ihracat yapabilen bir sektör olarak, askeri denizcilikte inanılmaz bir ivmelenme olduğunu görebiliriz.

YALTES Taşın Altına Elini Koydu

MSI Dergisi: Bahsettiğiniz bu gelişim sürecine paralel olarak YALTES nasıl bir gelişim gösterdi; sektöre neler kattı?

Bülent HAMZAOĞLU: YALTES, benden önceki yöneticilerin de doğru hesaplamalarıyla işin daha en başında bu maceraya girdi. Macera diyorum; çünkü girerken bazı riskler bulunuyordu. Özellikle sivil denizcilik tarafında faaliyet gösteren firmaların çoğu çekimser kaldı. YALTES gibi birtakım firmalar -ki şimdi hepsinin geldiği noktaya baktığımızda kendilerini ispatlamış halde olduklarını görüyoruz- taşın altına ellerini koydular. Bugün, onların kazanan tarafta olduğunu görüyoruz. MİLGEM projesinin başlangıcında, 4 gemiye 4 daha ilave olur; belki ileride 4 gemi daha olur diye bakıyorduk. Şu anda imzaladığımız MİLGEM platformu sayısı 16 oldu. YALTES, daha yolun başında hem SYS hem EPKİS çözümleri geliştirmek için kolları sıvadı ve bu treni zamanında yakaladı. Kendini sürekli geliştirdi ve 40 kişilik bir proje şirketinden; 100 kişilik, birçok kontratı olan, sistemleriyle bilinen bir marka haline geldi. Yurt dışından da ciddi bir talep oluyor firmamızın ürünlerine ve hizmetlerine yönelik. “Sizi tanıyoruz, görüyoruz, projelerimizde sizden de teklif alabilir miyiz?” diyorlar. Eskiden bizim dolaşıp iş geliştirmeye çalıştığımız alanlarda, şimdi bize doğrudan gelen dünya firmaları var. Pakistan için geliştirilen JINNAH sınıfı fırkateyn projesiyle tasarım eğitimleri verebilecek yetkinliğe ulaştık. ASFAT’ın JINNAH projesi için oluşturduğu tasarım teknoloji transferine, EPKİS eğitimi ekleyip, ilgilileri için o seviyede bir faaliyet gösteriyoruz. Bu bağlamda onların da birinci tercih olarak bizim ürünlerimizi kullanmayı seçmesi de bize katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

YALTES, SYS donanımları ile sofistike silah kontrol kabinetleri sağlayarak, konsolların devreden çıkması durumunda bile, silah kontrol kabineti ve yerel atış paneli üzerinden denizaltının faaliyetlerini sürdürebilir olmasını sağlıyor.

Yerlilik Oranı Yüzde 80’lere Ulaştı

MSI Dergisi: 21 yıl öncebirproje firması olarak yola çıkan YALTES, bugün ürünleşmenin hangi aşamasında? Sektöre sunduğunuz çözümlerin ve ürünlerinizin yerlilik oranı hakkında bilgi verir misiniz?

Bülent HAMZAOĞLU: Üretim konusunda olabildiğince özel alanlara yoğunlaşıyoruz. 3 tane ürün hattı oluşturduk. İlk ürün hattımızda; alt sistem donanımları ve yazılımları var. Yeni nesil konsollar için geniş ekranlar, kabinetler, video ve veri ağları ve çeşitli arayüz birimleri ve gerekli aksesuarları üretiyoruz. ADVENT SYS için geliştirdiğimiz yeni nesil konsolları, mümkün mertebe belirli bir standartta; projeye değil de bir ürüne ait bileşen olarak geliştirdik. Bu sayede projeden projeye geçerken de o proje özelinde çok fazla değişiklik yapmadan ürünler ortaya koymayı hedefliyoruz. Bu sayede, örneğin ASELSAN, HAVELSAN ya da TÜBİTAK bize parça numarası ya da ürün adıyla bir sipariş verdiğinde, ürünün genel tasarımına müdahale etmeden, arayüz bilgileri, bağlantı plakalarının değişimi gibi küçük adaptasyonlarla ürünü sağlamış oluyoruz.

İkinci ürün hattımızda da yurt dışına yönelik Thales’in TACTICOS projeleri için geliştirdiğimiz MOC Mk 2-3-4 çok fonksiyonlu operatör konsolu ürünleri yer alıyor. Yeni projelerimizle birlikte, bu konsolların ikinci nesilleri ortaya çıkıyor. Burada da yine birkaç küçük opsiyon değişikliğiyle aynı ürünü dünyanın farklı ülkelerinde kullanabilmeyi öngörüyoruz. Kullandığımız birimleri, donanımları, mekanik yapının ergonomisini mümkün olduğu kadar aynı tutuyoruz. Amacımız, bu ürünün operatörü dünyanın neresinde olursa olsun, bizim konsolumuzu kullandığında, sistemimize eriştiğinde birbirine benzer olan bir ürün üzerinden kendi gemisini kontrol edebilmesi.

Üçüncü ürün hattımızda yer alan EPKİS tarafına geldiğimizde ise PİKET 3000 ürününü çıkardık ve ismini tescil ettirdik. Bu ürün, 24 metre botlardan fırkateynlere kadar ölçeklendirilerek kullanılabilir. Yine EPKİS içerisinde kullandığımız yan birimlerin de birbiriyle uyumlu olmasına özen gösteriyoruz. Kameralar, yangın algılama sistemleri, sensörler… Deniz Kuvvetlerimizin en çok ihtiyaç duyduğu lojistik kolaylık, birbirinin yerine kullanılabilirlik açısından da çok önemli.

Yerlilik oranlarına baktığımızda; SYS’de yüzde 75, EPKİS tarafında yüzde 80 oranında yerliliğe ulaştığımızı söyleyebilirim. Bilgisayar, ekran gibi bileşenleri de yurt içinden tedarik ediyoruz. Bilgisayarların bizim projelerimize göre konfigürasyonlarını, kurulumlarını ve testlerini yurt içinde yaptırıp ülkemize bir katma değer yaratıyoruz.

Denizaltı Operatör Konsolu
Operatör konsolu

EPKİS, MİLGEM’in Sinir Sistemi Oldu

MSI Dergisi: Daha önce de işaret ettiğiniz üzere görev aldığınız en önemli projelerden biri de MİLGEM. YALTES’in MİLGEM’de neler yaptığını özetler misiniz?

Bülent HAMZAOĞLU: YALTES, MİLGEM projesinin ilk gemisinden itibaren SYS donanımları, kritik sistemlerin SYS’ye entegre edilmesi ve EPKİS’te rol aldı. Operatör gemiyi kullanırken mutlaka bir YALTES birimi üzerinden bu faaliyetini yürütüyor. Çünkü köprüüstü, savaş harekât merkezi (SHM), makine kontrol odası, hasar kontrol merkezleri ve bunların yan birimlerinin tamamını ilk gemiden itibaren YALTES sağlamıştı. Rekabetçilik nedeniyle SYS’lerin donanımları bazı gemilerde başka firmalar tarafından alınsa da EPKİS’lerin tamamını YALTES sağladı.

EPKİS’te birimlerin sayısını ve özelliklerini zaman içerisinde arttırdık. Özellikle yazılım ve karar destek tarafında ek birimleri, müşteri isterleri olmasa da ilave olarak koyduk. 3. gemiden itibaren, bütün yeni platformlarda tamamen YALTES sistemleri, yazılımları yer aldı. Özellikle Türk Deniz Kuvvetleri için ya da Pakistan Deniz Kuvvetlerinin kullandığı standartlara uygun olarak geliştirmeler yaptık.

Yine EPKİS’le birlikte çalışan alt sistemlerin bir takım kontrol sistemlerini de YALTES tarafından üretilir hale getirdik. Örneğin, eskiden valf kontrol sistemleri, kendi valfları ve kontrol sistemiyle geliyordu. Yurt dışından alındığında da maliyetler 2’ye, hatta 3’e katlanıyordu. Oradaki kontrol sistemlerini, tamamen YALTES ürünü haline getirdik. Bu kontrol sistemini sunduğumuzda, tersaneler sadece kendilerine uygun uzaktan kontrollü valfleri satın alıyorlar. Böyle olunca da her tip valfin seçilebilmesi imkânı ortaya çıkıyor ve kombinasyon yapılabiliyor. Bu bakımdan tersanelere hem esneklik hem de maliyet etkinlik sağladık. Bunları EPKİS donanımlarının birimlerini kullanarak yaptığımız için de ilave farklı donanımların gemiye girmemesini sağlamış olduk.

Gemide, SYS’nin ya da EPKİS’in dışında kalan fakat yine operatörlerin kullandığı birçok kontrol noktası daha var. Muhabere kontrol konsolları, harita masaları, baş üstü panoları, komutan koltuğu ve komutan kolaylıklarının olduğu komutan masası dediğimiz; ama aslında üzerinde elektronik sistemlerin bulunduğu birçok elektromekanik birimi de ya biz yaptık ya da üzerimize almaya başladık. Bu donanımlar açısından da uyumluluk sağladı.

Ayrıca EPKİS’e entegre olması gereken sensörler var. Bunları da eskiden tersaneler ya da STM tedarik ediyordu. Oralarda uyumluluk ya da devreye almayla ilgili sorunlar çıkıyordu. Artık sensör teminlerini de biz yapıyoruz. Kendi sistemimize en uyumlu, en kolay adapte edilecek sensörleri seçiyoruz ve bütün sorumluluğu üzerimize alıyoruz. Böylece hem tersanelerin hem de ana firmaların iş yükünü de azaltıyoruz. Örneğin, tank ölçüm sistemlerini ve sensörlerini biz yapıyoruz. Tank ölçüm sistemleri, aynı zamanda stabilite yazılımının da bir girdisi olduğu için hepsinin tarafımızdan sağlanması fayda sağlıyor. Bunun yanında seyir fenerlerini ve kontrollerini biz sağlıyoruz. Hepsi köprüüstü konsollarımız üzerinden yapılıyor. Sadece standart askeri fenerler dışarıdan tedarik ediliyor. Ancak bütün kontrol sistemleri, kısılmaları, kapatılmaları gibi fonksiyonları sağlayan panelleri biz geliştiriyoruz. Kısaca EPKİS, MİLGEM içerisinde sinir sistemi gibi davranıyor. Bu aslında bizim sipariş ve çözümlerimize ilave bir hacim getirirken, tersanelere de iş yönetimi açısından büyük kolaylık sağlıyor. Tek bir operatörle tüm ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar.

Kullanışlı ve Maliyet Etkin Bir Çözüm

MSI Dergisi: Kısa bir süre önce MİLGEM 6., 7. ve 8. gemileri için EPKİS ve Ana Tahrik Sistemi Kontrol İzleme ve Alarm Sistemi (ATS-KİAS) tedarik sözleşmesi imzaladınız. Bu gelişmenin YALTES açısından önemi nedir?

Bülent HAMZAOĞLU: MİLGEM projesinde bizim yegâne hedefimiz; EPKİS ve ATS-KİAS’ın kullanılmasıydı. Bu yüzden ilk gemiden itibaren temel taşlarını koyduğumuz bir işin devamı olarak görüyoruz bu gelişmeyi. Biz zaten MİLGEM projesi başladığı günden itibaren ATS-KİAS’ı yapmaya hevesliydik ve yoğun iş programımız arasında, ATS-KİAS için çalışmaya başlamıştık. Birinci gemiden itibaren EPKİS ve ATS-KİAS entegrasyonunu yaptığımı için de kontrol ve izleme noktalarını, algoritmalarını biliyorduk. Şimdi yapacağımız çözümde, bugün kullandığımız EPKİS birimlerini kullanacağımız için gemi içerisinde mümkün olduğu kadar az değişik komponent kullanarak çalışmayı bitireceğiz.

MİLGEM’de ATS-KİAS ve EPKİS iki ayrı sistem olarak yer aldığı için şu an için mevcut mimariyi bozmadan bu projeyi tamamlayacağız. Nihai hedefimiz ise İ sınıfı fırkateynlerin takip eden gemileri ya da TF-2000 hava savunma muhribi olabilir; orada tamamen EPKİS’in içine gömülü olarak ATS-KİAS yapmak. Bu işi tamamladığımızda çok daha maliyet etkin ve kullanışlı bir çözüm ortaya koymuş olacağız. O zaman gemide iki ayrı ağ kurulmayacak; tek ağ üzerinden, klas kurallarına ve uluslararası standartlara göre, olması gereken güvenilirliklerini sağlayacağız. Bunu yapınca, tersanelerimiz ya da diğer savunma sanayisi şirketlerimiz istedikleri kombinasyondaki ATS-KİAS için sadece komponentleri satın alarak bu sistemi oluşturabilecekler. Bu eksik parçaydı, biz zincirin son halkasını tamamlamış oluyoruz.

MİLGEM’in köprüüstü konsolları, ilk gemiden itibaren YALTES tarafından geliştirilip üretiliyor.

“3 Yılda Yapılacak İşi 10 Ayda Tamamladık”

MSI Dergisi: TÜBİTAK BİLGEM ile birlikte geliştirdiğiniz MÜREN sualtı SYS kapsamında, AY ve PREVEZE sınıflarının ardından, GÜR sınıfı denizaltıların modernizasyonunda da görev alma hedefiniz vardı. Bu konudaki çalışmalarınızın güncel durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Bülent HAMZAOĞLU: Büyük resimden bakacak olursak; her şeyin sonunda gelinmek istenen nokta, Türkiye’nin kendi milli silahlarını kullanıyor olması. Türkiye; GÜR, PREVEZE ve AY sınıfı denizaltılarda yer alan MÜREN SYS ile birlikte, AKYA sınıfı torpidoları atabilir hale geldi. Bu dışa bağımlılığı büyük ölçüde sonlandıran bir gelişmeydi. Onun yanında sualtı SYS’lerini kendi tedarikçilerinden sağlar hale gelmesi de ileride gideceği son nokta olan milli denizaltı (MİLDEN) için aslında bütün kapıları açmış oldu. Oyun değiştiren, stratejik bir ürün olan denizaltı söz konusu olduğunda, birçok ambargoyla, boykotla, açık gizli geciktirmelerle karşı karşıya kalıyoruz. Çünkü denizaltı üretme teknolojisine sahip ülkeler, bilgilerini başkalarıyla pek paylaşmazlar. Türkiye, çok akılcı bir yolla Almanya ile iş birliği yaparak denizaltılarını üretti; ama torpido sağlanmadı. Bugüne kadar denizaltılar için sağlanan bütün görev ve silah sistemleri yurt dışından geliyordu. GÜR sınıfı için imzaladığımız sözleşmeyle burada da zincirin son halkasını tamamlamış olduk.

Roketsan’ın; TÜBİTAK, Meteksan Savunma ve HAVELSAN ile birlikte yer aldığı MÜREN savaş yönetim sisteminde ürettiği torpido için YALTES olarak SYS donanımları ile sofistike silah kontrol kabinetleri sağlıyoruz. Konsolların tamamen devreden çıkması durumunda bile silah kontrol kabineti ve yerel atış paneli üzerinden denizaltının faaliyetlerini sürdürebilir olmasını sağlıyoruz. Bu da aslında ülkemiz adına çok büyük bir kabiliyet.

Bu anlamda AY sınıfı için modernizasyon çalışmalarımızı tamamlamıştık. PREVEZE sınıfı denizaltıların ilk gemisi de operasyonel oldu. Bunların hepsi atışlarını tamamladılar, kalifikasyonları tam olarak yapıldı. GÜR sınıfı modernizasyonu da Deniz Kuvvetlerimizin aciliyet belirtilen ihtiyaçları doğrultusunda hızlı bir şekilde yapılacak. GÜR sınıflarının PREVEZE’ye göre birebir olmayan değişikliklerinin uygulanması konusunda hızlı bir mühendislik çalışması yaptık; bu da tamamlanma aşamasında. Sözleşmeyi 2023 yılı başında imzaladık.

Bu noktada şu hususa dikkat çekmek istiyorum: Bu işleri bir başka firma yapıyor olsaydı ya da biz ilk kez yapacak olsaydık, belki 3 yıl sürecekti. Böyle bir kontratı yurt dışından bir firmayla imzalasanız 10 ayda bırakın modernizasyonu, ihraç müsaadesi çıkmaz. Ama biz 10 ayda, GÜR platformuna uyarladık ve kritik tasarım gözden geçirme (critical design review / CDR) faaliyeti yapıyoruz. Bunları yaparken bir yandan da üretime devam ediyoruz. GÜR’ün silah kontrol kabinetlerinde, konsollarında değişiklikler yaptık. 3 geminin birimlerini, 2024 yılının ilk yarısında teslim etmeyi hedefliyoruz. PREVEZE’nin 3 denizaltısı için de üretimleri tamamladık. 4. geminin de testleri sürüyor. 2023 yılı bitmeden teslim etmeyi planlıyoruz. GÜR’ü de tamamladığımız zaman, tüm denizaltılarımızın modernizasyonu bitmiş olacak ve hepsinin ötesinde AKYA torpidosu atma kabiliyeti kazanacaklar.

YALTES, HAVELSAN ve Yonca Tersanesi iş birliğiyle geliştirilen SANCAR SİDA’nın platform kontrolü faaliyetlerinde görev alıyor.

SİDA’lar için İnsanlı Gemilerdeki Üretim Altyapısı ve Mimariye Sadık Kalındı

MSI Dergisi: Askeri gemilerin yanı sıra SİDA’lar için de çözümler üretiyorsunuz. SİDA’lar için geliştirdiğiniz çözümlere de kısaca değinerek bu alandaki faaliyetlerinizin güncel durumu konusunda bilgi verir misiniz?

Bülent HAMZAOĞLU: SİDA alanında 3+1 fazdan oluşan aşamalı bir yol haritamız bulunuyor. Faz-1 çalışma detaylarını büyük ölçüde tamamladık. Modüler biçimde yapılandırılmış farklı görev yüklerine elverişli bir sistemin kurgulandığı Faz-2 çalışmalarını da başlattık. Bunu da otonomi, yapay zekâ ve makine öğrenmesine daha fazla yoğunlaşacağımız Faz-3 çalışmaları takip edecek.

SİDA’larla ilgili çalışmaya ilk kezDearsan Tersanesi’nin SALVO’su ile başladık. Burada da ürün hattı mantığından feragat etmemek için kullanacağımız donanımlarda, yazılımlarda, bağlantılarda mümkün olduğu kadar insanlı gemilerde kullandığımız altyapı ve mimariye uygun ürünler kullanmayı hedefledik. Farklı olarak, insanlı gemilerde sistemlerimiz fiber optik kablo ile bağlıydı; SİDA’larda kara birimiyle ya da gemiyle araç arasında bir veri bağı var. Hem gemi hem kontrol istasyonu hem SİDA tarafını mümkün olduğu kadar yine aynı donanımlarla donattık. SİDA’larda kablosuz iletişimdeki optimizasyon alanında çok çalıştık. Yaptığımız testlerin büyük oranda hedefi, gereksiz yere bant genişliğini (bandwidht) arttırmayacak, gerekli alanı önceleyecek şekilde bir veri yönetimi yapmaktı. Bu konuda ülkemizde, örneğin CTech gibi çok iyi şirketler var; onlarla birlikte ilerliyoruz. SALVO belli bir olgunluğa erişti; Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) sağlanacak olan prototip için de Dearsan Tersanesi ile sözleşme imzaladık, onun da üretimleri devam ediyor. Oradaki görev sistemlerimizi, özellikle ihracat projeleri anlamında kullanabileceğimiz bir yapıda çalışıyoruz.

YALTES’in geliştirdiği EPKİS ürünü PİKET 3000, 24 metre botlardan fırkateynlere kadar geniş bir alanda ölçeklendirilerek kullanılabiliyor.

MSI Dergisi: YALTES’in içinde olduğu bir başka proje de SANCAR SİDA projesi.Bu proje için HAVELSAN ile bir sözleşme de imzaladınız. SANCAR SİDA için YALTES neler yapıyor?

Bülent HAMZAOĞLU: HAVELSAN ve Yonca Tersanesi iş birliğiyle geliştirilen SANCAR SİDA ile ilgili sözleşmeyi de HAVELSAN ile geçtiğimiz Ağustos ayında imzaladık. Aslında SANCAR’a destek vermeye 2023 yılı başında başladık; ama sözleşme imzası yakın zamanı buldu. Platformun kontrolü faaliyetlerinde görev alıyoruz. Özellikle ihraç projelerine yönelik diğer görev sistemlerinin entegrasyonunda da yer alacak bir yapıda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Muhtemelen yerli projelerle ilgili ilerleyen zaman içerisinde SSB görevlendirmeleri yapacaktır diye düşünüyoruz. O gün geldiğinde nerede bize görev alma imkânı olursa onun için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Kendi Faz-1 çalışmalarımız kapsamında SALVO üzerinde ilk başta uzaktan kontrol odaklı çalıştık. Faz-2 çalışmalarımızda ise hem SALVO hem de SANCAR tarafında otonomi konusunda entegrasyon çalışmaları ve testler yaptık. Faz-3’te ise biz kendi otonomi faaliyetlerimizi yürütmeyi hedefliyoruz. Faz-2’nin hem SANCAR hem SALVO’da kabul edilmesinden sonra Faz-3’e biraz daha yoğunlaşacağız. 2024 yılı ortasında Faz-3 çalışmalarımızı başlatmayı planlıyoruz.

Tüm çalışmalarımızı ADVENT SYS ile uyumlu olacak şekilde ilerletiyoruz. Eğer bizim SİDA çözümlerimizle birlikte çalışılırsa bunları doğrudan ana geminin EPKİS’i ya da başka bir görev sistemi varsa o görev sistemine de entegre etme yönünde de aynı altyapıyı kullanmayı hedefliyoruz. SİDA’nın motoru, pervanesi, elektrik sistemi, yangın algılama ve gerekirse düşman eline geçmesin diye kendini imha sistemi vb. tüm bu fonksiyonları SHM’den kontrol etmenin zor olacağını düşünüyoruz. Oysa EPKİS ile uyumlu bir sistem olursa ana geminin operatörleri, ana gemi üzerindeki makine kontrol odasından ya da köprüüstünden ana geminin motorunu, jeneratörünü kontrol ediyormuş gibi SİDA’yı da kontrol edebilir hale gelecek. Bir operatör konsolu üzerinden hepsinin kontrol edilebileceği bir yöntemle ilerleyeceğiz ve o da belki Faz-4 çalışmalarımız kapsamında yer alacak.

YALTES, SİDA’larla ilgili çalışmasına ilk kezDearsan Tersanesi’nin geliştirdiği SALVO ile başladı.

EPKİS Mükemmeliyet Merkezi Kuruldu

MSI Dergisi: Önümüzdeki dönemde YALTES’in gündeminde hangi konu öne çıkacak?

Bülent HAMZAOĞLU: Gündem maddelerimiz giderek artıyor ama önümüzdeki dönemde en öncelikli konulardan birinin EPKİS olacağını söyleyebilirim. EPKİS çözümümüzü daha da geliştirmeye odaklandık. Tamamen mühendislik faaliyetleri yürüteceğimiz EPKİS Mükemmeliyet Merkezimizi açtık. Şu an için 20 mühendisin görev aldığı bu merkezde, bir test ortamında geleceğe yönelik çalışmalarımızı yürütüyoruz. Burada görev yapan ekibi, diğer ekibin içerisinden ayırdık. EPKİS, yerli SYS ve ihraç SYS olarak birbirinden ayrılan bir yapıya geçtik. Teknopark İstanbul’da bir bölüm daha alıyoruz. Fakat daha önce de söylediğim gibi büyümemizi kontrollü bir yapıda sürdüreceğiz. Maliyet ve avantaj dengesini koruyacağız.

EPKİS çözümünü daha da geliştirmeye odaklanan YALTES, tamamen mühendislik faaliyetleri yürüttüğü ve 20 mühendisin görev aldığı EPKİS Mükemmeliyet Merkezi’ni açtı.

YALTES Genel Müdürü Bülent Hamzaoğlu’na, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

Loading

İlgili İçerikler

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyoruz, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Detaylı bilgi almak için tıklayın.